Modanın parlak noktası

Modanın parlak noktası

Bazaar / Fotoğraflar: Kacper Kasprzyk

Geçtiğimiz sonbahar, Milano’daki Jil Sander defilesinde, ilk manken beyaz bir tişört ve limonata rengi uzun elbiseyle podyuma çıktığı an, seyirciler kreatif direktör Raf Simons’ın etkisi altına girmişlerdi bile.

Ardı ardına podyumda beliren, hipnotize edici renklere maruz kalan herkesin ağzı açık kalmıştı. Mankenlerin giydiği ayakkabıların tabanındaki neon pembesinden, dudaklarındaki karpuz kırmızısı rujlara kadar her detay yakın moda tarihinin en çarpıcı 12.5 dakikasını yarattı.

Kalabalık şaşkınlıktan donakalmış halde podyuma bakarken, Belçika doğumlu Simons defile arkasında terliyor ve kimsenin tasarımlarını anlamamış olmasından korkuyordu. Bugün gülerek, “Tamamen yanlış anlamışım,” diyor. Koleksiyonun anında yüksek satış rakamlarına ulaşmasına o bile şaşırmış.

Bu koleksiyon, aslında moda dünyasında bir süredir varlığını hissettiren minimalizme dönüş akımının provoke ettiği, cesur bir moda hamlesini temsil ediyor. Çünkü markayı kurduğu 1973 yılından beri Jil Sander’ın mottosu olan minimalizm, 2005’te onun yerini alan Simons’ın da felsefesi. Peki, yeni sezonda ne değişti?

BİZE ULAŞIN