Yeni keşfimiz: Melis Ekin

Yeni keşfimiz: Melis Ekin

Moda sektörü, yeni isimlerle, yeni soluklar almaya devam ederken; biz de yeni tasarımcılar keşfetmeye devam ediyoruz. Ve keşif yolumuzda yeni bir isimle tanışırken; sizin de tanışmanızı istiyoruz. İşte o isim "Melis Ekin".

Eğitiminizden, tasarımcı kimliğinizden ve markanızdan bahseder misiniz?

1981 İstanbul doğumluyum. Sanat tarihçi bir anne ile avukat bir babanın çocuğuyum. Sürekli gezip görerek, fotoğraf çekerek, el becerilerimi kendim yaratarak, tarihi ve sanatı ciğerlerime çekerek büyüdüm. Yeditepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, İç Mimarlık Bölümü mezunuyum. Okul yıllarımdan beri, çevremdeki insanlar, mobilya ve ürün tasarımlarımla ilgili çalışmalarımı ne zaman bir marka haline getireceğimi sorarlardı. Hatta o yıllarda, şimdilerde kurmuş olduğum Pinkylola isimli markamın temellerini ve kurgusunu oluşturmuştum. Sadece tek bir farkla. İçinde mobilya tasarımı ve ayakkabı olacaktı. Yani çanta tasarımı hiç hesapta yoktu. Oysa ki, iş hayatı bana iç mimarlıkta çok iyi ve istediğim gibi bir yol çizmemi sağladı. İlk iş hayatıma başlarken, Frankfurt'ta ünlü bir otomotiv markasına ait ofis ve showroom'un mekan tasarım sorumluluğunu almıştım. Bu ilk iş olarak benim için çok önemliydi. Ve bu iş mesleğime olan bakış açımı da iyi yönde değiştirmişti. Ardından uzun süre mutfak ve banyo tasarımı üzerine yabancı firmalarda çalıştım. İşin mutfağında, masa başından çok aktif olarak sahada çalıştım. Çanta tasarımına başlamadan önce ise işe; birkaç marka ve vitrin görsel düzenleme ile başladım. Ardından Beymen seri sonu mağazaları, home bölümünde yöneticilik yaptım ve bu sektörün alt yapısını hazırlamaya başladım. 2009 yılında marka patentimi aldıktan sonra, geçiş sürecine hazırdım. 2010 yılı sonunda Pinkylola markasının ilk ürünlerini hazırlamaya başladım. İlk ürünlerim kadife ve özel dokuma kumaşlardan oluşmaktaydı. Sadece el ile dikerek hazırladığım broşlar ve küpelerde koleksiyona dahildi. Daha vintage, espride çantalar hazırlayarak başladım çanta tasarımlarıma. Yaklaşık bir yıl sonra deriye geçiş yaptım. Öncelikle patchwork öğrendim, deri patchwork ve nakışlı çantalar ürettim. Ama iç mimari ve endüstri tasarımı yaparmışçasına her detay benim için çok önemliydi. Mesela fonksiyonsuz çanta üretemiyor; illa hem hikayesi hem de birden fazla amaca hizmet etmesi gerekiyor.

2012 yılında New York'a styling eğitimi almaya gittim. Bu bana hem mesleki anlamda hem de hayata yeni bir bakış açısı ile bakmamı sağladı.

Yaklaşık 4 aydır ise yeni bir tasarım eğitim yolcuğuna başladım. Mesleki açıdan daha üretken ve yaratıcı olmamı sağlayan bir eğitim aldığımı ve kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum.

Şuanda ürettiğim deri çanta ve aksesuarlarda, başlangıç noktama göre çok farklı kimliklere bürünebiliyorum. Her malzemeyi kullanarak üretim yapmak çok önemli. Kendimi özgür ve sınırsız hissediyorum. (Ayrıca iç mimar olarak da markamın içerisinde kişiye özel mekan çözümleri tasarlamaya devam ediyorum.)