Şeyda ve Tuğba Coşkun'dan hafif yaşam sırları

Şeyda ve Tuğba Coşkun’un ‘Be Light’ mutfağına girerek hayatı her yönden hafif yaşamanın sırrını araştırıyoruz.

Pelin Hasçalık

Rafine, saf ve doğal bir mutfak anlayışını benimseyen glütenden, zararlı ağır margar inlerden, beyaz şekerden ve laktozdan arınmış, sağlıklı bir beslenme programının temellerinin atıldığı, yaratıcı tariflerin hazırlandığı bir adres. "Mutfak bizim ve işimizin kalbi." diyor Be Light platformunun kurucularından . Burada tüm tarifler en taze ve doğal haliyle hazırlanıyor; "Fine-dining bir özelliğe sahip olan bu mutfaktaki tüm malzemeler mevsime göre organik pazarlar ve marketlerden seçiliyor. Mutfağımızda ev yoğurdu hazırlamak, köy yumurtası tercih etmek ve eti hormonsuz seçmek gibi dikkat ettiğimiz pek çok husus var." Hafif tariflerle ilgili eğitimlerin yanı sıra marka lansmanlarına ve kurumsal motivasyon toplantılarına da kapılarını açan Be Light'ın beslenme programları hakkında bilgi alıyoruz.

'Hayal ettiğiniz her şeyin light'ını sunuyoruz' diyorsunuz. Hazırladığınız menüleri klasik diyet listeleriyle kıyaslandığımızda öne çıkan en büyük fark nedir?
Şeyda Coşkun: Hayatı her yönden hafif yaşamak, sıkıntılar gibi kiloları da vücudumuzda biriktirmemek çok önemli. Vücut biz ne verirsek uyum sağlayan bir sistem. Ona ağır, yağlı, tuzlu besinler vermek yerine doğadaki muhteşem lezzetlere odaklanarak bunları baharatlarla renklendiriyoruz. Diyet programları için danışanlar en çok verilen listelere nasıl uyacakları konusunda zorlanıyorlar. Biz, beslenme planının belli bir süre oluşturulmasından ziyade bunun bir hayat tarzına dönüşmesi gerektiğine inanıyoruz ve danışanlarımızı bu doğrultuda yönlendiriyoruz. 21 günlük programımızla, her gün sabah, öğlen ve akşam yemeklerinin yanı sıra ara öğünlerini de içeren paketlerimizi günlük olarak gönderiyoruz. Bu program esnasında Be Light mutfağımızda düzenlediğimiz workshop'larla, danışanlara evde hafif lezzetler yapmayı uygulamalı olarak da gösteriyoruz.

'21 Günde Hafifle' programında ne tür aktiviteler gerçekleştiriyorsunuz?
Tuğba Coşkun: 21 günlük programımızın temelini üç husus oluşturuyor. Birincisi beslenme, ikincisi her gün bir saat yürüyüş yapmak ve üçüncüsü motivasyonu hep yüksek tutmak. Bu üçü birleştiği anda oluşan sinerji, her gün yediğiniz farklı bir besinin vücudunuza verdiği tepki ve ertesi gün onu dengeleyen yeni bir besinle bu süreci desteklemek, bizim matematiğimizi oluşturuyor. Bunları tam olarak yerine getiren herkes zaten istediği başarıya ulaşıyor. 21 günlük programımıza başlarken tüm danışanlarımızla bir araya geliyoruz. Onların beklentiler ini, beslenme süreçler inde
zorlandıkları noktaları anlayıp ona göre bir yol haritası belirliyoruz. Grup toplantılarımızın en büyük avantajı, katılan her kişinin vücudunun beslenme şekline verdiği tepkinin farklı olması ve bunu birebir deneyimlemeleri.

Ekibinizde danışanlara program esnasında koçluk yapan uzmanlar da var mı?
Ş.C.: Çok güvenilir bir ekibimiz ve işinde uzman bir kadromuz var. Özellikle doktorlarla çalışıyoruz. Onların sayesinde danışanlarımızın çalışma programı esnasında kendi bulamadıkları birçok sıkıntının cevabına tıbbi olarak ulaşabiliyoruz. Bu da bizim yaptığımız işi daha kaliteli ve sonuca odaklı kılıyor.

Verilen kiloyu koruma aşamasındaki püf noktalar neler?
Ş.C.: Bence en önemli kısım verilen kilonun muhafaza edilmesi ve korunması. Devamlı olarak her şeyi istediği özgürlükte ve ölçüde yemeye alışık olan kişiler için bu elbette zor bir süreç. Çünkü bu program kilo verme dönemi olarak algılanıp sonrasında da bir yeme süreci olarak görülürse oldukça zorluk yaşıyoruz. Danışanlarımıza programdan çıktıktan sonra bir anda dilediklerini yiyebileceklermiş gibi davranmamalarını öneriyoruz. Program boyunca mideleri yeterince küçüldüğü için onlara yeterli olan porsiyonları yemelerini öneriyoruz. Hafta sonları ise çok istedikleri şeyleri yemeyi; hangi dengede ve nasıl yapmaları gerektiğini anlatıyoruz. Yani bir pizza istiyorlarsa bunu yedikleri günün sabahında ve akşamında ne yemelerini ve ertesi gün nasıl davranmaları gerektiğini söylüyoruz. Koruma döneminde yürüyüş bizim için en büyük anahtar. Yürüyüşü bırakırlarsa bu işin bir sonraki etabı çok daha zorlu geçeceğinden bunu bir hayat prensibi haline getirmelerini öneriyoruz. Zaten hedefimiz
de öncelikle yürümeyi sevdirmek ve ardından bu aktiviteyi ömür boyu sürdürmeyi aşılamak.

Cold press juice'lar verdiğiniz listeler in yüzde kaçını oluşturuyor?
Ş.C.: Ben iki günün üzerinde sıvı beslenmeyi çok doğru bulmuyorum. Çünkü sıvı beslenmenin metabolizmayı çok yorduğunu ve sonraki katı gıda geçişinde vücutta ödem tuttuğunu düşünüyorum. Vücudun bütün gıdalara alışmasını ve hepsini yeterli şekilde almasını tercih ediyorum. Cold press juice'lar ilk başta benim için listeler imin yüzde 10'unu oluşturuyordu. Bu sıvıların içine tatlı katılmadığı sürece direkt kana karışmaları sebebiyle sizi tok tutma özelliği taşıyor. O nedenle gelen taleplerle birlikte bu dönem juice'ların listedeki payı yüzde 20'ye kadar çıktı. Bu oran elbette isteğe göre ayarlanabiliyor.

Son olarak sizden evde uygulanabilecek pratik bir tarif alabilir miyiz?
Ş.C.: Anneleriniz ve anneannelerinizden öğrendiğiniz bütün yemekleri hafif ve daha sağlıklı bir şekilde pişirebilirsiniz. Mesela evde taze fasulye yaparken soğanı yağ ile kavurmadan eti ve fasulyeyi bir arada tencereye koyun. İçine iki-üç domates rendeleyip tencereye ölçünüze göre su ekleyin. Yine fasulyeyi zeytinyağlı olarak tercih ettiğinizde, yemeğiniz piştikten sonra zeytinyağını üzerine ekleyebilirsiniz. Yapacağınız en büyük hata, soğanı yağ ile kavurup yanmış yağlı soğanı yemektir. Bu nedenle yemekleri biraz daha kısık ateşte, doğru tencereyle daha sağlıklı olarak pişirebilirsiniz. Canınız çok tatlı çektiğinde ise yoğurdun içine meyve karıştırıp hatta buzluğa da atarak dondurma gibi yiyebilirsiniz. Yine yoğurtla hurmayı çırpıp içine çok az çilek koyarak dondurma yaratabilirsiniz.

BİZE ULAŞIN