ile 24 saat

Esra Ronabar, şu sıralar Cennet’in Gözyaşları dizisinin setiyle ve onunla eş zamanlı olarak kurucusu olduğu Kirpi Tiyatro’da sahnelediği oyunla kuşatılmış günlük temposunu anlatıyor.

Her sabah 06.30'da oğlum Mavi Rüzgar'ı öperek güne başlıyorum. Setten eve çok geç dönmüşsem, o beni öperek uyandırır. İlk önce birer bardak su içeriz. Doktorum Gökhan Özışık ve diyetisyenim Yeşim Özcan'ın tavsiyelerinden aksatmadığım tek durum sabah aç karnına bir shot bardağı elma sirkesi, bir tatlı kaşığı Hindistan cevizi yağı ve bir diş sarımsağı aç karnına yutmak. Bunu alışkanlık haline getirdiğimden beri çok daha güçlü hissediyorum kendimi. Sabah kahvaltımı mutlaka evde, çok güçlü yaparım. Çayımı balkonda soğuk havada içerim ve o sırada mutlaka en az 10-15 dakika gökyüzüne bakarım. Çünkü yeryüzü gün be gün değişse de gökyüzü değişmiyor; şükrederim, teşekkür ederim ve sadece nefesime odaklanıp kendimle ve her şeyle sahici bir bağ kurmaya çalışırım.

07.30 gibi yola çıkmak durumundayım çünkü ATV'de yayınlanan Cennet'in Gözyaşları dizisinde ana mekanlarımız yaşadığım semt Caddebostan'a oldukça uzakta kalıyor. Canlandırdığım karakter (Arzu Soyer) geçmişinden (Cavidan Yılmaz) kurtulmaya çalıştıkça hep onunla yüzleşmek zorunda kalan çift kimlikli bir kişilik. Yol boyunca oyunculuk egzersizlerimi yapıp senaryo çalışırım.

09.00'da sete girdiğimde hazırlıklara başlarken hemen ruh halime göre beni motive eden ve anda tutan Mozart ya da Chopin açarım. Sade Türk kahvemi de içince artık 10.00'da saçıyla, makyajıyla ve kostümüyle 'Arzu Soyer' olurum. Set bitene kadar o karakterin içinde gezinirim; her gün beklemediğim pek çok duyguyu yaşatmasına izin veririm. Tabii karakterin içinde gezerken kendimi de keşfederim. Oynadığım her anın dans ve dua etmek gibi olmasını arzularım; amacım da hep bir sonranın hesapsızlığına teslim olarak kendimi şaşırtmaktır. Karakterin beni gafil avladığı anlar ne kadar çok olursa o kadar mutlu dönerim eve.

Bu işte sette hiç aram olmadığından ve üst üste sahne çektiğimden dönüş yolunu kendime ayırırım, ki bu da 22.00'den önce olmuyor ne yazık ki.

Yol boyunca gündemi takip etmeye çalışıyorum genellikle internet üzerinden. Haftanın altı günü bu şekilde ilerliyor beş aydır… Dinlenme günlerimde de ayda iki kere Sahne Pulchérie'de, geçtiğimiz ocak ayında Arzu Bigat Baril ve Murat Kılıç'la kurduğumuz Kirpi Tiyatro'nun Batı oyununu oynuyorum. Elbette set olmadığı zaman bambaşka bir hayat var ama bu günlerde durum bu stabillikte.

BİZE ULAŞIN