Son sürüm sanat

Annelik deneyimi kadar dünya gündemini de anlatan, atıkların tuval olduğu, slogan içeren işler... Genç sanatçı Pınar Birim’in kişisel ve bir o kadar toplumsal sanatıyla tanıştık.

Röportaj: Güneş Uysalefe
Fotoğraf: Selin Saral

Sanatı sadece bir takım yaratıcı içgüdüler in dışa vurumu olarak görmek, günümüz ve geleceğin algı seviyesi için biraz benmerkezci kalıyor. Yeme içme alışkanlıklarımız veya tüketime yaklaşımımız gibi, sanat da format değiştirmeli belki de. Bunu 'dijital çağa ayak uydurma' sorunu olarak değil, sanatın egosantrik arzuları doyurmaktan daha fazlası olduğunu kabul etmek olarak görmeli. Üretmeye karşı duyulan karşıkonulmaz yaratıcı dürtü ile paylaşımı arttırma, katkı sağlama, farkındalık yaratma, harekete geçirme arzusunun kesiştiğini düşünün. , daha sık karşılaşacağımız bu sanatçı türünün bir örneği. Birim, Mimar Sinan Üniversitesi'nin Grafik Tasarım Bölümü'nden mezun olduktan sonra yüksek eğitim için Londra'ya gidip orada kaldığı altı yıl içinde hem sanatçı yönüyle hem de yoga ile tanışmış. İstanbul'a döndükten sonra iki kız çocuğu sahibi olan Birim, reklam ve prodüksiyon ajanslarında çalışmış, ve bu süreçte Soma faciasını anmak üzere hazırladığı proje ise küçük ve önemli zümrelerde büyük yankı uyandırmış. Yurtdışı deneyimi, annelik, kalp kırıklıkları, aktivist bir etkinlik, başarılar ve meditasyon; bu formülün ortaya çıkardığı yeni nesil sanatçı, galeri dışı mekanlarda sergiler düzenliyor, bir yandan yoga eğitimi verip freelance ilüstrasyon projeleri üstleniyor, ve bir yandan da sanatını üretiyor. Fildişi kulelerde veya meczup bir halde değil, hayatın içinde yer alan bu örnek, sanatı demokratikleştiriyor. Pınar Birim'i tanıyoruz.

Londra'dan başlayalım; yüksek lisans için mi gitmiştin?
Evet, iki sene master yaptım Interactive Digital Media üzerine. Sanat ağırlıklı bir programdı, çok memnun kalmıştım. Birkaç karma sergiye katıldım ama baktım ki bu yolu seviyorum ben. "Biraz daha kalayım" derken, ev özlemi duymaya başladım.

Giderken hiç burayı özleyeceğin aklına gelmezdi değil mi?
Hiç. Ama eğer ben zaten orada büyük bir sanatçı olsaydım ve galeriler beni kapışıyor olsaydı, zaten dönmezdim. Döndüm, bir prodüksiyon şirketine girdim. Oranın tasarım departmanını kurdum. O sırada Yılın Grafik Tasarımcısı seçildim GMK (Grafikerler Meslek Kuruluşu) tarafından.

Sanat dışındaki sektörde yer almış olman sana ne kattı?
'Ödüllük iş' diye bir tabir vardır ajanslarda. Beyin fırtınası yapılıyor, "Haydi ödüllük iş!", "Haydi sosyal proje!"… Amnesty Uluslararası Af Örgütü ile bir proje yapacaktık. O sırada Soma olayı patlamıştı. Bir sergi ve belgesel yapmaya karar verdik. Olayın birinci yılında bir Soma sergisi açtık. Fotoğrafları Ahmet Şık çekti. Sergi karanlık, fener ve baretlerle giriliyordu. O insanların çalışma şartlarını yansıtan bir ortamdı. İşçi haklarını savunmak üzerine imza topladık. Gerçekten de işçi hakları anayasada değişikliğe uğradı ve bu ufacık sergiden çok büyük sonuçlar elde ettik. Benim hayatımda inanılmaz bir etkisi oldu.

Bir dönüm noktası olmuş üretimin için...
Evet. Bence sanat da böyle olmalı. Yaptığım resimlerin bir etki yaratması gerekiyor. Yaratmazsa sadece dekorasyon olur.

İşlerine aracı olarak kullandığın atık malzemeler de bu idealizmin bir parçası mı?
Hepimiz yaptığımız işlerde küçük bir mesaj versek keşke. Hayatımızı yaşarken, çocuklarımızı büyütürken poşet kullanmayalım mesela. Bu kadar basit. Her şeyden bir anda vazgeçmek imkansız ama, pet şişe kullanmayalım herkes termosunu, suyunu alsın yanına!

Figürler kadar kelimeleri kullanışın da aslında dikkat çekici.
Tipografi ve görselliği birleştirmeyi seviyorum. Yazı ile ilüstrasyonu birleştirdim. Şimdi de yazı ile resmi birleştirmeyi seviyorum.

Sloganlar graffiti kültürüne daha yakın, değil mi?
Sokak sanatı ile ilgili Türkiye'de daha çok şey yapılması gerekiyor. Böyle bir kültür olmadığı için, böyle bir şeyin yargısı da yok şu anda. Bir şeyler var aklımda ama henüz söyleyemem, anonim olsun istiyorum.

Altında bir imzan olmayacak mı?
Olmayacak. Biraz sert bir şey olabilir. Tamamen fayda amaçlı. İnsanlara bir şeyi fark ettirmek için yapılan bir iş olacak.

Paletindeki renkler çarpıcı, hikayesi nedir?
Benim ilhamım, belki çok klişe ama, çocuklarım. Genellikle büyük kızımın seçtiği renkleri alıyorum. Karıştırıyorum. Figürleri yaparken de 4,5 yaşındaki kızıma çizdiriyorum önce, onun o serbestliği gibi yapmaya çalışıyorum. Onların efektlerini alıyorum, resimlerdeki naiflik de onlardan geliyor olabilir…

Yeni bir sergi veya projen var mı?
Kamu'daki sergim yeni bitti. Şimdi İstanbul dışında bir şey yapmak istiyorum. Doğu'daki erken yaşta evliliklerle ilgili, orada öyle bir şey yapmak çok güzel olabilir aslında. Oradaki insanların geleceği, bir şeyleri fark edeceği düşüncesi heyecan veriyor. Satın alsınlar diye değil, üzerlerinde bir etki yaratsın diye.

BİZE ULAŞIN