Yıldızların izinde

Sinema dünyasıyla yakın ilişkisi uzun yıllardır süren Hotel Barrière Le Fouquet’s Paris, Fransız tarzı lüksü en iyi şekilde deneyimleyebileceğiniz mekanlardan.

Işıklar Şehri yıl boyunca ziyaretçilerin favorisi olsa da, şüphesiz Nisan ayı hep daha özel. Ancak bu mevsimde kulağınızda Ella Fitzgerald'ın sesi, çiçek açmış kestane ağaçlarının altında dolaşırken, kalbinizin şarkı söylediğine tanık olabilirsiniz. Ya da Doris Day'in meşhur April in Paris filmindeki Hollywood tipi romantizmi yakalayabilirsiniz. Hotel Barrière Le Fouquet's Paris, işte bunun için doğru adres.

Champs-Elysées ile Avenue George V'in kesişiminde, tipik Haussmann mimarisine sahip yapıda yer alan otelin hikayesi 19. yüzyıl sonlarına uzanıyor. Fouquet's, ilk zamanlar bar ve restoran olarak hizmet verdikten sonra, Barrière bünyesine katıldığı 2006'da bugünkü ismini almış ve otel olarak misafirlerini ağırlamaya başlamış. Bugün de şık restoranında Fransız mutfağının en özel çeşitlerini deneyimler ya da binanın ortasında saklı yemyeşil avluda huzurla kitabınızı okurken, Quentin Tarantino, Jodie Foster, Sean Penn, Guillaume Canet veya Jean Dujardin'le göz göze gelebilirsiniz.

Le Fouquet's'nin sinema dünyasıyla ilişkisi aslında 1930'lara dayanıyor. O dönemde Josephine Baker, Jean Gabin, Gene Kelly gibi yıldızların buluşma noktasıyken, 1950'lerde François Truffaut, Jean-Luc Godard, Claude Chabrol gibi Yeni Dalga yönetmenlerin vazgeçemediği bir adres olmuş. 1976'da ise Maurice Casanova, restoranı César Ödülleri'nin kurucusu Georges Cavenne ile birlikte satın alarak sinema dünyasıyla bağını devam ettirmiş. Geçen sene baştan aşağı renove edilen otelin dekorasyonuna klasik Paris stili hakim. Lüks ve ihtişam her detayda kendini belli ederken, oda ve suitler misafirlerin rahatı için gerekli tüm konforu barındırıyor.

GURME LEZZETLER

Otelin içinde yer alan Le Fouquet's, Escadrille Bar ve Le Joy, misafirlerin yeme-içmeye dair bütün isteklerini kusursuzca karşılıyor.

Tipik bir Paris brasserie'si stilinde dekore edilmiş Le Fouquet's'ye ahşap ve kırmızı kadife hakim. Aralarında Edith Piaf, Charles Aznavour, Jean Gabin'in de bulunduğu eski müdavimlerin hatıralarıyla çevrili masalarda, şef Pierre Gagnaire'in leziz spesiyallerinden tadabilirsiniz. Menüde klasik Fransız mutfağını temel alan, şefin yaratıcılığının ürünü gurme lezzetler var. Güzel havalarda restoranın biri Champs-Elysées, diğeri Mutfak Avenue George V'e bakan teraslarında oturup şehrin ritmine dahil olmak paha biçilmez.

Birinci katta bulunan Le Joy ise kahvaltı, hafif bir öğle yemeği ya da beş çayı için ideal. Bahçeye açılan masaların sakin atmosferinde, yediğiniz her lokmanın tadını çıkaracağınızdan şüpheniz olmasın. Bahçede akşam üzeri kokteyl ve atıştırmalıklar eşliğinde uzun saatler geçirebilirsiniz. Masa başında keyifli sohbetler yapabileceğiniz Pazar brunch'larını özellikle tavsiye ederiz.

2017'de baştan aşağı renove edilen L'Escadrille Bar'da DJ'in günün moduna uygun seçtiği müzikler eşliğinde barmenin ustalıkla hazırladığı spesiyaller servis ediliyor. Siyah-beyaz fotoğraflarla süslü duvarlar, Art Deco lambalar şehrin geçmişten gelen ihtişamını bugüne taşıyor.

KUSURSUZ SPA DENEYİMİ

Otelin içinde yer alan Spa Diane Barrière, güne zinde başlamak veya yorucu bir günün ardından rahatlamak için harika fırsatlarla dolu. 750 metrekarelik geniş bir alana sahip spa da otelin geri kalanı gibi geçen yıl baştan aşağı renovasyondan geçti. Kapalı yüzme havuzu, sauna, buhar odası, bakım odaları, fitness center ve kuaför, harika hissetmenin ve görünmenin anahtarını veriyor. Spa'nın en sevilen bakımları arasında Cryotherapy (özellikle sporcular tarafından tercih edilen, kasları rahatlatma odaklı bir terapi), toksinlerden arındıran Urban Detox ve tüm vücudu rahatlatarak enerji düzeyini artıran Diane Barrière Signature Body Treatment var. Tüm masaj ve cilt bakımlarında Kos Paris ürünleri kullanılıyor. Yorgunluk izlerini silip, tüm seyahat fotoğraflarında ışıl ışıl görünmek için Soin Eclat cilt bakımını öneririz. Kuzeybatı Afrika inciri ve Amazon Deltası açai meyvesinin özlerinden elde edilen solüsyon, cildi derinlemesine nemlendirip parlamasını sağlıyor.

ÖZEL DOKUNUŞLAR

Gerçek lüksün detaylarda saklı olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz herhalde. Her şeyin önceden düşünülüp hazır edilmesi, çoğu zaman aklınıza bile gelmeyecek inceliklerin titizlikle çalışılmış olması özel hissetmek için birebir. Hotel Barrière Le Fouquet's bu konuda da tam not alıyor. Siz sadece istiyorsunuz, butler servisi ne gerekiyorsa sizin için sağlıyor. Çayınızı yudumlarken, valizinizdeki kıyafetler giysi dolabınıza yerleştiriliyor, en sevdiğiniz gazeteler ve müzik albümleri odanızda hazır ediliyor. Odaların çok iyi düzeydeki ses yalıtımı sayesinde isterseniz sessizliğin, isterseniz en sevdiğiniz melodilerin tadını çıkarabiliyorsunuz. Akustiğin gerekli değerin ortalama yüzde 30-40 üzerinde olduğunun altını çizelim. Odalarda ve spa'da kullanılan tüm havlu ve bornozlar organik pamuktan üretiliyor. Restoranın müdavimleri içinse her zaman favori masaları ayrılıyor ve üzerlerinde isimlerinin yazılı olduğu gümüş peçetelikler kullanılıyor.

KAMERA ARKASI

Hotel Barrière Le Fouquet's Paris, Harper's Bazaar Türkiye Mart sayısındaki Voila! moda çekimi için kapılarını dergi ekibimize açmıştı. Mert Aslan'ın moda editörlüğünde gerçekleşen çekim için otelin farklı mekanlarını kullanma şansımız oldu. Padalyaların dikkat çektiği, mor kadifelerin ve loş ışığın hakimiyetindeki lobi, bugüne dek orada bulunmuş, pek çok ünlü ismin de dahil olduğu tüm ziyaretçilerin izlerini taşır gibi, farklı ve etkileyici atmosferiyle Le Fouquet's'nin en özel köşelerinden. Barın üzerine tünemiş cansız tavuskuşu, Paris'in Art Nouveau etkisi altında olduğu La Belle Époque görkemini sürekli hatırlatmayı görev edinmiş gibi, tüm zarafetiyle modelimiz Ymre Stiekema'ya kimi karelerde eşlik etti. Geçmişin ruhuyla İlkbahar/Yaz 2018 trendlerinin Mehmet Erzincan'ın kadrajında bir araya gelişine tanık olmak benzersizdi.

BİZE ULAŞIN