Zamanda yolculuk

Belle Epoque ruhunu yaşatan Maison Nabis ve 30’ların Art Deco ihtişamını taşıyan L’Hôtel du Collectionneur, Paris’in en şaşaalı dönemlerine açılan görkemli birer kapı...

Çimen Uzsoy G.

MAISON NABIS

Bir zamanlar Dalida'nın sokaklarında şarkı söyleyerek gezindiği, sanatçıların buluşma noktası olmuş Montmartre, bugüne kadar büyüsünü korumayı başaran ender bölgelerden. Moulin Rouge, Sacré Coeur Kilisesi, Le Mur des Je t'Aime gibi ilgi noktalarına yürüme mesafesinde yer alan 'te konaklayarak, bu özel atmosferi her ayrıntıda yaşayabilirsiniz. Sanatsal detaylarla dolu oteldeki otuz oda, salon ve avlu da konukların Belle Epoque ruhunu iyice hissetmelerini sağlıyor.

Altı katlı binanın her katı ilhamını değerli bir taştan alarak, ona uygun renklerde dekore edilmiş; sedef, sarı opal, ametist, zümrüt, yakut ve siyah pırlanta. Mermer küvetleri, retro muslukları, Uzakdoğu kültürüne göz kırpan kumaşlarla kaplı yatak başları, eskitilmiş aynaları, pek çok yerde karşınıza çıkan kuş figürü gibi detaylarıyla nev-i şahsına münhasır iç mimarinin arkasında son dönemin parlak ismi Oscar Lucien var. Tüm odalar ses yalıtımlı, dolayısıyla şehrin kalbinde de olsanız derin bir uyku çekebiliyorsunuz.

Romantik bir tecrübe için otelin Lovers Time paketini seçebilirsiniz. Güllerle donatılmış oda, iki kişilik kahvaltı, geç check-out ve odanızda sizi bekleyen sürpriz bir ikram, aşıklar şehrinin hakkını vermek için birebir. Sanatseverlere özel paket The Paris of the Nabis'te ise otel size Musée d'Orsay'ın şaheserlerini keşfetmeniz için iki bilet, kahvaltı ve geç check-out sunuyor. Maison Nabis'in koyu mavi ve dore renklerde dekore edilmiş, bir Caravaggio tablosunu andıracak şekilde loş ışıklandırmaya sahip salonunda kahve içip, Paris'in yüzyıl önceki altın dönemine zaman yolculuğu yapmayı da atlamayın.

BİZE ULAŞIN