ile ikon olmaya dair

Mücevher tasarımcısı Bilgün Dereli’yle, Çubuklu’daki Boğaz manzaralı evinde yaratıcı dünyası ve ilham verici yaşam tarzını konuştuk.

Giriş Tarihi: 27.08.2018 16:21

Tasarımcı, anne, kadın... Farklı yönleriyle güçlü bir esin kaynağı olan ile yenilediği yaşam ortamında hayatın renklerine dair bir sohbet gerçekleştirdik.

Güneş Uysalefe
Fotoğraflar Serkan Eldeleklioğlu

Bilgün Dereli'ye dair fikir edinmek için aslında yetiştirdiği kızlarına bakmak yeterli; Ayşe, Elif ve Emine, üçü de yaratıcı işlerinde zevkli ve yetenekliler, karakterleri ve sosyal duruşlarıyla da özgür ve renkliler, tıpkı anneleri gibi. Dereli'nin diğer bir referansı ise yaklaşık 20 yıldır tasarladığı mücevherleri.

Küçüklüğünde kendi annesiyle yaptığı Kapalıçarşı gezileri, tasarımcının şiirsel işlerine yansıyor, el zanaatleri farklı değerler kazanıyor. Bir de konuk olduğumuz evini dahil edince bu bukete; Dereli'nin çocukları, işi ve yuvası ayrı ayrı değerli taşlardan bezenmiş tek bir hazineye, belki de bir taca dönüşüyor. Kadını, anneyi, özgün bireyselliği en zarif kriterlerde yücelten karşımızdaki bu İstanbullu örnek, gerçek bir ilham kaynağı. Amerika'daki road trip ve trekking maceralarından bahsederek veya yaptığı kabak çiçeği dolmalarından tattırarak sizi mest edebilir, abartıdan uzak ama kaliteli moda zevkiyle size yeni fikirler verebilir, mücevherden bahsederken tutkusunu size de geçirebilir... Bizi ağırladığı, renovasyondan yeni geçen sıcak evinde Bilgün Dereli'yle birlikteyiz.

Taşınma süreciniz daha yeni bitti, nasıl bir değişikliğe gittiniz evinizde? Yaşam ortamınızda yaratmak istediğiniz nasıl bir atmosferdi?
Evimdeki dekorasyon değişikliği, salonu biraz büyütüp terası içine katmak ve kaloriferlerden kurtulup yerden ısıtmaya geçmek amacıyla başladı. Yerden ısıtma devreye girince her yeri kırmak zorunda kaldık. Dolayısıyla kökten değişiklik yapma yoluna gittik. Genelde evimdeki tonlar hep aynıdır. Bejler, taupe'lar, siyah ve antrasit oldum olası pek değişmez. Tek değiştirdiğim, bu renklerle karıştırdığım yastık gibi aksesuar renkleridir.

Esin kaynağım genelde çiçekler oluyor. Kırmızı güller, kırmızı antoryumlar, gelincikler sevdiğim çiçekler olduğu için bu seferki dekorasyonun aksesuarları hep kırmızı. Kendi evim olduğundan bu yana, annemin hediye ettiği, anneannem ve dedemden yadigar jardinyer, meyvelik ve bronz kupalar benimle birlikte gittiğim her yere taşındılar. Evimin en özel yeri ise misafir tuvaleti oldu. Gelincik formundaki lavaboyu Emine'm kendi elleri ile Ayvalık'taki atölyesinde üretti.

Bir mücevher kadar değer taşıdığını düşündüğünüz, önem verdiğiniz nasıl objeler var bu evde?
Geçen kış kuzenlerimle gittiğimiz Vietnam-Kamboçya seyahatinden aldığım kırmızı Buda ve üçü de balık burcunu temsil eden heykelcikler dekorasyonumun özel birer parçası oldular.

Mücevhere gelirsek; B Point by Bilgün Dereli markanız 20. yaşına yaklaşıyor; küçük yaşta başlayan ilginiz bir kariyere dönüştü. Kapalıçarşı'nın, mücevher kültürünün ve kişisel zevkinizin bu zaman dilimi içinde geçirdiği değişimi nasıl gözlemliyorsunuz?
B Point markası Haziran ayında 17 yaşını doldurdu. Çocukluğumda ilk gittiğim anda büyüsüne kapıldığım Kapalıçarşı gizemli havası ile beni büyülemeye devam ediyor. O günden bu yana Kapalıçarşı'da en göze çarpan değişiklik, ekonomik krizden etkilenen kuyumcuların yerini lokumcu, baklavacı veya kuruyemişçilerin almış olması.

Son zamanlarda tasarladığınız parçalardan bize bahseder misiniz? Hangi fikirden yola çıkarak, nasıl malzemelerle hazırladınız?
En son koleksiyonumu New York Bergdorf Goodman'da gerçekleşen trunk show'um için hazırladım. Bu koleksiyon için esin kaynağım arılar, petekler ve tabii yuvarlak küpeler oldu. Arıların formları beni çok etkiliyor. Hele peteklerin içindeki renkler!Ayrıca anaerkil topluluk olmaları, çalışkanlıkları ve lider özellikleri ile kadına yönelik yaptığım bu işte kadını çok güzel yansıttıklarını düşünüyorum. Yuvarlak formları ise yıllardır değişik dizaynlarda tasarladığım küpe ve yüzüklerde kullanıyorum. Bana göre daire, tüm şekillerin kendisinden çıktığı en harika geometrik form. Başı sonu olmadığı için zamansızlığı, ebediyeti, yüksek benliği temsil ediyor.

Her birini kendi üzerinizde hayal ederek çalıştığınızı düşünüyorum. Bize stilinizi biraz anlatır mısınız? Günlük hayatta nasıl bir siluetle karşımıza çıkabilirsiniz?
Maalesef çok iyi bir moda takipçisi değilim. Bu konuda Ayşe işinden ötürü en iyi rehberimdir. Genelde Ralph Lauren ve Brunello Cucinelli gibi daha klasik tasarımcıları beğeniyorum. Günlük hayatta sade ve rahat kıyafetler kullanıyorum. Yazları hafif, tiril tiril kumaşlardan elbiseler ve onlara uygun halka veya yuvarlak formda küpeler ve bileklikler en severek kullandıklarım. Yazlık elbiselerde Gül Hürgel'in keten tasarımları favorilerim arasında. Kışları ise günü daha çok jean, gömlek ya da tişört ve blazer ile geçirmekten keyif alıyorum. Ralph Lauren ceket, Loro Piana kaban veya daha soğuk günler için Brunello Cucinelli kaşmir kazaklar ve sırt çantaları en sık tercih ettiklerim.

Belki çok karşılaşıyorsunuzdur bu soruyla ancak yöneltmeliyim, kişisel bakımınız için nasıl bir rutin izliyorsunuz?
Küçük kızım Emine evlendikten sonra Ayvalık'ta yaşamaya başladı ve Cunda'da doğal sabun ve kremler ile kendi sanat eserlerini sergilediği Atölye Patika adında harika bir marka kurdu. Ben de onun kendi elleri ile yaptığı bu doğal krem ve sabunları kullanıyorum. Ayrıca haftada üç gün özel hoca ile sporum var; bir gün thai box, bir gün pilates ve bir gün de stretching yapıyorum.

Bu arada web sitenize göz attım da, sanki mücevher gözünüz olduğu kadar eliniz kalem de tutuyor, kendinizi ifade edişiniz çok hoş. Yazmayı sever misiniz ya da az bilinen ayrı bir yeteneğiniz var mı bizimle paylaşabileceğiniz?
Maalesef elimin pek kalem tuttuğu söylenemez. Bir şeyler yazmak için çok sabırsızım. 30'lu yaşlarımda, çocukların piyano dersi aldığı çok tatlı genç bir öğretmen vardı. Operaya olan merakımdan ondan şan dersleri almaya başlamıştım. Hatta yarı dönemli olarak konservatuara başvurdum. İlk sınavı geçtim ancak ikinci sınav daha evvel planlanmış seyahatime denk geldiği için bu fırsatı kaçırmış oldum. Emine'm ile hayallerimizden biri de tekrar ders alıp şarkı söylemek. Onun bu konuda özel bir yeteneği var zaten.

Kızlarınız yaratıcı işlerle uğraşıyorlar. Beraber bir proje düşünmez misiniz? Nasıl bir etkileşim içindesiniz anne ve kızları olarak?
Evet, kızlarımın üçü de yaratıcı işlerle uğraşıyor ancak hepimiz ayrı ayrı yollardan ilerliyoruz. Keşke içlerinden biri mücevhere meraklı olsaydı diyorum ama maalesef… Hepimizin ilgi duyduğu ortak nokta ise yemek yapmak. Elif sağlıklı tatlılar, Ayşe lezzetli Amerikan yemekleri ve Emine de doğal olarak Ege'nin otlarından sebze yemekleri yapmaya meraklı. Bana gelince, özellikle Türk mutfağında fena sayılmam. Belki bir gün hep beraber restoran işine girebiliriz diye düşünüyorum.

BİZE ULAŞIN