Hayallerinin peşinde: Anita Koncabahar

Tommy Hilfiger ve Calvin Klein markalarının Türkiye Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Anita Koncabahar, hayallerini takip ederek düşlediği işe sahip olmuş.

Çimen Uzsoy G.
Fotoğraf Kutup Dalgakıran

Ne yapmak istediğinize karar verdiğinizde kaç yaşındaydınız?
Betül Mardin ile tanışmam bu yolculuğa vesile olan en önemli etkenlerden biridir. Betül Hanım bana baktı ve "Sen benimle çalışmalısın'' dedi. Sanırım bu yolculuk tam da o an başladı; o gün bugündür, yaklaşık 13 yıldır kariyer basamaklarını tırmanarak yoluma devam ediyorum. Uzun yıllar Halkla İlişkiler vesilesiyle farklı sektörlerde edindiğim tecrübeler doğrultusunda kendimi global bir moda markasında Kurumsal İletişim ve Pazarlama Müdürü olarak hayal ettim. Hayallerimi gerçekleştirmek için gece gündüz demeden çok emek verdim ve neticesinde bulunduğum mevkiye geldim. Şu anda Tommy Hilfiger ve Calvin Klein markalarının Türkiye'deki pazarlama ve kurumsal iletişimini üstleniyorum. İşimi aşkla yapıyorum. Dolayısıyla işim benim hayatım değil, hayatımın bir parçası oluyor ve işimle birlikte büyüyorum.

İşinizin en sevdiğiniz yanı nedir?
İnsanın hayatında deneyimin önemli bir değer olduğunu düşünüyorum ve bu meslekte her gün yeni şeyler deneyimleyerek öğrenmeye devam ediyorum. Birikimlerimi ve deneyimlerimi farklı kitlelere aktarıyorum. Dönemsel olarak üniversitelere konuk oluyor, yaptığım mesleğin inceliklerini gelecek nesillere aktarıyorum. Global bir markayla çalıştığım için her sezon yenilenen marka işbirlikleri ve projeler beni hep ileriye taşıyor.

Tipik bir 24 saatiniz nasıl geçiyor? Verimlilik için vazgeçilmezleriniz neler?
Dünyanın neresinde uyanırsam uyanayım yoga ve nefes egzersizleri vazgeçilmezlerim arasındadır. Bu kendi içimde çıktığım bir yolculuk benim için. Her güne şükrederek ve mutlulukla başlarım. Güne başlarken o gün için planlanan toplantılarıma ve hava durumuna bakar ve ruh halime göre kıyafetlerimi seçerim. Evim, huzur bulduğum, bana özel yaşam alanım. Dostlarım ve ailemle geçirdiğim kaliteli zaman da benim vazgeçilmezlerim arasındadır. Tanıştığım her insandan, gittiğim her yerden beslenmeye çalışırım. Kendimi geliştirmek için sık sık kitap okur ve farklı kültürleri tanımak için yurt dışına seyahat ederim. Seyahat ederken yanımda her zaman fotoğraf makinem olur. Fotoğraf makinem beni özgürleştirir, yaşanmışlıkları fotoğraflamak ve anı 'Anita'nın gözünden' yakalayıp sevdiklerimle paylaşmaktan keyif duyarım.

Ofiste motivasyonunuzun düştüğünü hissettiğiniz anda, yükseltmek için ne yaparsınız?
O anda yükseltmek için yerimden kalkarım ve ofis içinde tur atar kendime güzel bir bitki çayı yaparım. Sevdiğim bir müziği açarım, böylece motivasyonumu düşüren konudan belli bir süreliğine uzaklaşırım. Zamanı geldiğinde o konuya farklı bir bakış açısıyla yaklaşıp en iyi, en kaliteli şekilde çözmeye çalışırım.

Ofis gardırobunuzdan bahsedelim, nasıl bir stiliniz var? Vazgeçilmez parçalar ve renkler hangileri?
Her kadının dolabında olması gereken düz siyah kalem elbisem ve kalem eteğim kurtarıcı roldedir. Ayakkabılarım ise benim dolabımım göz bebekleri. Modayı yakından takip eden biri olarak sonbaharın soft renklerini seviyorum ama siyahtan da vazgeçemiyorum. Zaman zaman moduma ve ortama göre renkli giyiniyorum. Jean'lerimi stilettolarımla kombinleyip rahatlık ve şıklığı bir arada kullanmayı tercih ediyorum. Tek parça elbiselerimi genelde uzun çizmelerle giyip, oversize kabanlarla kombinliyorum.

Bu yılın trendlerini iş giyiminize nasıl uyarladınız? Tommy Hillfiger Sonbahar/Kış 2018-19 koleksiyonundan hangi parçaları iş gardrobunuza kattınız?
Oxford gömlek ve puf mont gardırobumun gözde parçalarından. Oversize siluetler, maskülen stiller ve askeri etkileri üzerimden taşımaktan keyif alıyorum. Sıcak toprak tonları, ekose desenler ve lacivert çizgiler benim stilimi yansıtıyor. İkonik Amerikan klasikleri çok işlevli temel parçalar haline gelerek bir tarzdan diğerine geçişimi kolaylaştırıyor.

Kariyerinin henüz başlarındaki Anita'ya tek bir altın öğüt verebilecek olsanız, bu ne olurdu?
Her zaman hayattaki mottom olan 'Never give up on your dreams' sözündeki gibi asla pes etmemesini ve hayalinin peşinden gitmesini önerirdim. Tıpkı o zamanlar yaptığım gibi… Bu da sanırım geçmişten gelen bir özelliğim, her zaman hayallerinin peşinden gidip onları gerçekleştiren biri oldum ve olmaya devam ediyorum. "Hiçbir şeye çok fazla üzülme çünkü her şey gelip geçici" diyorum kendime. İnsanın hayatında en önemli şey sağlığı, huzuru ve geçirdiği kaliteli anlar. Çünkü geriye dönüp baktığınızda size kalan sadece o güzel anlar...

BİZE ULAŞIN