Devrim Erbil ile sanat üzerine

Açtığı sergide bir araya geldiğimiz Devrim Erbil, eserleri kadar sorularımıza verdiği samimi yanıtlarıyla da bizi kendine hayran bırakırken, Türk sanatının bu değerli ismini ağırlayan, NG Agency & Artworks kurucusu ve direktörü Nur Gültekin’den projelerini dinledik.

Giriş Tarihi: 05.02.2019 10:53 Güncelleme Tarihi: 05.02.2019 10:53

Güneş Uysalefe
Fotoğraf Serkan Eldeleklioğlu

Devrim Erbil, Sanatçı

NG Agency & Artworks'te açtığınız sergide yer alan son çalışmalarınıza dair neler söyleyebilirsiniz? Nasıl bir tema altında birleştiler, ortak bir söylemleri var mı sizce?
Doğrusu benim aynı devam eden birçok sergim olabiliyor. Bu benim özelliğim; neden bunu yapıyorum, onu da bilemem! Çünkü belki de bir yaygınlaşma isteğinin, sanatın yaygınlaşma isteğinin benim payıma düşenini ben belki böyle yerine getiriyorum. Bir konuşmada, bundan belki de 30 yıl önce, "Çok üretiyorsunuz!" dediler; evet, üretiyorum. Ki o zamanlar hem Mimar Sinan Üniversitesi'nde hocaydım, gece derslerine dahi giriyordum, Resim Heykel Müzesi'nde müdürlük yapıyordum! Ve gece 03.00'lere, 04.00'lere kadar çalışır, ertesi gün üniversiteye giderdim. Hocalık onu gerektiriyordu ve hepsine yetişmek zorundaydınız.

Benim değişik tekniklerle uğraşmak gibi bir özelliğim var; özgün baskı yapıyorum, halı yapıyorum, marküteri var, sedefler, pleksiglaslar, akrilik ve yağlı boyanın çok yeni denemelerini yapıyorum. Bu nedenle "Ben paleti kurumayan bir insanım!" diyorum. Bırakıp, aylar sonra resme tekrar başlamıyorum. Ama günde 4 saatten aşağıya düşmez benim çalışmam. Yani bu fazla bir üretim değil, insan sevdiği işte ne kadar çok uğraşırsa o kadar çok iyidir. Ben de çok sevgiyle, tutkuyla, her dakikamı, küçük anları bile resim için kullanıyorum.

Benim iki kızım da ressam, büyük kızım Çiğdem ve küçük kızım Renk. Onlarla 3 Erbil 3 Bakış sergileri yapıyoruz. Bir babanın iki kızının da kendini sanata vermiş olması, onlarla beraber sergi yapmış olmak, tabii çok güzel bir şey. Şimdi 11 Ocak'ta İzmir'de bir yeni sergimiz açılacak. Bu arada Kazlıçeşme'de yeni bir kültür merkezi açılıyor, orada sergi açacağım 4 Ocak'ta… Bunun dışında Eva Sanat Galerisi'nde 17 Ocak'ta bir sergim var. İstanbul Art Show Sanat Fuarı'na katılıyorum. Orada da onur sanatçısı olarak beni seçmişler, orada olacağım. Ben 1 ayda 3-4 sergi açabilecek yoğunlukta üretebiliyorum. Tabii üniversitede hoca olduğum günlerde belki 4 saat çalışıyordum ama şimdi 12 saat çalışıyorum. Enerjim, gücüm, aklım yerinde… O yüzden bütün sanatçıları bu coşkuyla çalışmayı öneriyorum.

NG Agency & Artworks'de, ilginç ve güzel bir mekanda çok keyifli bir sergi açtığımızı düşünüyorum. NG'nin çevresi, seçkin ve sanata yaklaşımları heyecanlarından ve sergiyi gezmelerinden belli olan, sanatsever bir topluluk. Ayrıca RH+ Art Project'te ve Galeri F'de de şu an devam eden sergilerim var… Onun için bir sergi bir sanat eserinin seyirciyle karşılaştığı bir alandır, yani Türkiye'de sanatın yayılması için galerilerin ve sergilerin artması, seyirciyle sanatın karşı karşıya gelmesinin gerekliliğine inandığım için ben bu yoğun tempoda sergilerin içindeyim.


İstanbul Kırmızı - Gri Kuşlar (karışık teknik)

Aslında özellikle sizinle anılan İstanbul sahnelerinin yanı sıra bazı soyut eserleriniz de serginin bir parçası. Bir zamanlar 'Soyut 7'ler' adlı bir sanatçı grubunun üyesi olarak, bu çalışmalarınızın diğerleri gölgesinde kaldığını düşünüyor musunuz?
Evet, dediğiniz çok doğru. Bu benim içimi tırmalayan, 'Neden içinden gelenleri yapmıyorsun?' dedirten bir duygu. Bir içinizden geçen vardır, bir de sizden istenen; yaşamak için, sürdürmek için, sadece kendiniz için değil, yani birlikte çalıştığınız ekip adına da, bu işlerin sürmesi adına da… Ben de hem müze projelerim, hem vakfımın geleceğini düşünmek zorundayım. Ama gerçekten ileride 'Devrim Erbil'i anlatacak yazarların mutlaka benim soyut resimlerime daha çok ilgi duyacaklarını ve onların önemini daha iyi anlayacaklarını düşünüyorum. Birçoğu yarım kalan pek çok soyut resmim var; bunları ilk fırsatta tamamlayacağım. Bu nedenle de söylediğiniz büyük bir gerçek; gerçekleştiremediğim için beni üzen bir sorun. Değindiğinize teşekkür ederim. Ama soyut resimlerime yer yer sergilerimde yer veriyorum. NG Agency & Artworks'de de bu eserlerimden bazıları sergileniyor.


İstanbul Tutkusu Üzerine Çeşitlemeler (yağlı boya)

İmza haline gelmiş bir 'çizginiz' var; tablolarınızı kolaylıkla tanınabilir kılan bu üslubunuz nasıl meydana geldi, arkasında nasıl etkenler vardı? Sizce bu yeri geldi kopyalanmak gibi sorunları da beraberinde getirerek bir 'handikap' oldu mu?
Teşekkür ederim çünkü bu bir üsluplaşma sorunu bence. Bakın, çok samimi olarak size söyleyeyim ki, benim 15 yaşında çini mürekkepleriyle, renkli çizgilerle yaptığım doğa resimleri var. Çevremi, Balıkesir'deki bir fuar kapısını, Akçay'ı, Havran'ı, onun ilçeleri, çocukluğumda gidip oralarda bulunduğumuz yerleri çizgilerle resmetmişim. Bakıyorum da bunlarla benim bugünkü resmim arasında çok sıkı bir bağlantı var. Bu belki bir erken üsluplaşma, belki benim bir şansım ama bunun bir gerçek olduğunu söylemeliyim. O çizgilerin renklenerek bir tuvalde bir esere can vermeleri benim üslubumun temelleri oldu. Bunun nasıl olduğunu açıklamak çok zor. Bir sezgi, bir sevgi ya da kendi özüne sadık kalmak diye alıyorum ben. Demek ki benim özümdeki bu duyarlılık, bu çizgi kümelerinin yan yana gelişi, onların ritmi, devinimi, oradan çıkan bir şiirsel soyutlama benim resimlerimin ve kendimin bir parçasıdır. Ve ben de kendime sadık kaldığım için bunu sadece geliştirdim. Temelinde ben varım, coşkum var. Bunun da açıklamasını yapmam çok zor. Ben değil de belki başkaları yarın herhalde biraz uğraşacaklar bu konuyu çözmek… Ama ben kendime sadık kaldım, resmime sadık kaldım ve bu sonuca ulaştım.


İstanbul, Ayasofya ve Renkleri (rölyef baskı)

Türkiye'deki sanat platformu yeni galeriler, fuarlar ve etkinliklerle çok değişti, bir yerde zenginleşti. Sizin sektöre dair güncel gözlemlerinizi alabilir miyiz? Sizce sanat Türkiye'de daha nasıl ileriye taşınabilir?
Bulunduğu yeri aslında siz de sorunuzun içinde söylüyorsunuz; büyük bir Türk toplumunu, 80 milyonluk bir ülkenin kültürel gelişimini düşündüğümüzde Türk sanatı layık olduğu yerde değil diye düşünüyorum. Sanatla ilgilenmek demek çağı yakalamak ve çağın ötesine geçmenin heyecanını duymak demek. İleri ya da geri toplumda her zaman sanat toplumun temel yapılarından biridir. Bizde cumhuriyetle birlikte çok büyük bir ivme kazanan sanat duyarlılığı, sanat kurumları, devlet eliyle sanatı yaşama sokma düşünceleri ve çağdaşlaştırma politikaları şu an bir durgunluk içinde gibi geliyor bana. Evet, belki fuarlar açılıyor, bienaller yapılıyor, daha çok kişi sanatla uğraşıyor ama çağdaş ve uygar ülkelerle karşılaştırdığımızda bunun hiç de yeterli olmadığını görmek mümkün. Bu sanatçı sayısından, müzelerden, sanatçıları destekleyen kurumlardan belli… 'Hiç yok' demiyorum ama yetersiz bulduğumu söylemeliyim. Belki de ilk işaretler devletin sanata daha fazla ilgi göstermesinin gerekliliğine dayanıyor. Özellikle heykel sanatı belki de çok daha ileride olmalıydı. Daha fazla ilgi bekliyor sanatçılar. Ben bugün yeterli bulmuyorum ilgiyi. Büyük konser ve sergi salonları, etkinlikler, daha fazla koleksiyoner, çağdaş müzeler olmalı…


Ortada: Kalkan Ağacı (batik)

Nur Gültekin
NG Agency & Artworks kurucusu ve direktörü

Farklı sanatçıları ajansınız dahilinde 'ofiste sanat' mottosuyla düzenle diğiniz sergilerde ağırlamışlığınız var, ancak Devrim Erbil özel bir isim. Kişisel olarak ele aldığınızda sizi hangi özellikleriyle etkilemiştir ve bu sergi nasıl ortaya çıktı?
Resmin şairi olarak bilinen Devrim Erbil uzun yıllardır hayranlıkla takip ettiğim bir sanatçı. Kendisinin İstanbul hayranlığı ve resimlerindeki İstanbul beni her zaman çok etkilemiştir. Ayrıca doğadan yola çıkarak oluşturduğu resim dilini de çok keyifli buluyorum. Bu kadar yakından takip edip, sergilerini hiç kaçırmamaya çalıştığım bir sanatçıyla birlikte sergi düzenlemek son yıllarda çok istediğim bir şeydi. Devrim Erbil ile irtibata geçerek hem kişisel olarak hem de ofis olarak sanat projeleri hayata geçirdiğimizden, ofisimizde yaptığımız sergilerden bahsederek, kendisini de ağırlamak istediğimizi paylaştık. Ve böylece bugün sergimizi gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Ofisinize galeri özelliği kazandırmış olmanız hayranlık verici, sizce klasik beyaz duvarlarla çevrili steril bir alan yerine böyle bir mekanda sanatla tanışmanın nasıl avantajları var? Proje ve sergiler için dışarıdan küratör veya sanat danışmanlarından destek aldığınız, iş birliği yaptığınız oluyor mu?
Sanatın toplumda daha fazla yaygınlaşması ve benimsenmesi için sosyal sorumluluk bilinciyle çalışıyoruz. İnsanları günlük koşuşturmaları esnasında da sanatla buluşturmayı hedeflerken, sanatçılara da eserlerini sergileyecekleri farklı bir alternatif sunuyoruz. Ve elbette ki sanatı iş ve sosyal hayatın içine taşıma isteği ve zaman sıkıntısı olan sanatseverleri alışılmışın dışında bir ortamda sanatla buluşturmak da önemli hedeflerimizden. Proje ve sergilerimiz için zaman zaman küratörlerle işbirliği yaptığımız oldu. Onlardan gelen talepleri çok değerli buluyor ve değerlendiriyoruz. Fakat ana önceliğimiz beğendiğimiz ve takip ettiğimiz sanatçılarla sergi yapmak.

Nasıl bir değerlendirmeden geçen, hangi kriterleri yerine getiren sanatçılar sizin bir sonraki serginize aday olabilir?
Biz ajans olarak sanatsever bir ekibiz. Sergilerimizi ve projelerimizi bir iş olarak görmekten öte, keyif aldığımız, iş ve hayat motivasyonumuzu yükselten etkinlikler planlamayı seviyoruz. Beğendiğimiz ve hayranlık duyduğumuz sanatçılarla sergi yapıyoruz. Zaman zaman da genç sanatçıları destekliyoruz.


Devrim Erbil'in imzası haline gelen İstanbul manzaralarının yanı sıra Ritmik Soyutlama gibi soyut eserleri de NG Agency & Artworks'de sergide

Türkiye'deki sanat platformu yeni galeriler, fuarlar ve etkinliklerle çok değişti, bir yerde zenginleşti. Sizin sektöre dair güncel gözlemlerinizi alabilir miyiz? Sizce sanat Türkiye'de daha nasıl ileriye taşınabilir?
Ülkemiz güçlü bir sanat tarihine sahip. Günümüzde de yaşayan çok başarılı sanatçılar var. Hem galeriler hem de büyük sanat fuarları anlamında hayata geçen sergi ve etkinlikleri çok yerinde ve başarılı buluyorum. Özellikle çağdaş sanat anlamında uluslararası platformda saygın sergi ve fuarlar düzenler hale gelmemizden çok gurur duyuyorum. Ve Türk sanatçıların uluslararası platformlarda daha güçlü bir şekilde temsil edilmesi gerektiğine çok inanıyorum. Bu sebeple de bu sene bir adım atarak İtalya'da Capri Adası'nda Türk sanatçılar ve tasarımcıları tanıttığımız bir sergi yaptık. Bu konuda ekstra çaba sarf ediyoruz. Ayrıca, iletişim alanında çalışan bir ajans olarak hizmet verdiğimiz kurum ve markaları da sanatı desteklemeleri için cesaretlendiriyor ve işbirliği yapmaları için öncülük ediyoruz.


Mavilim (karışık teknik)

Hangi yeteneği NG Agency & Artworks olarak bir sergide izleyiciyle buluşturmak gerçekleşen bir hayal olurdu?
Mehmet Güleryüz, Taner Ceylan, Neşe Erdok, Temur Köran, Komet (Gürkan Coşkun)… Bu isimlerle sergi yapmak çok keyifli olurdu…

2019'a dair projelerinizi sorsak…?
Mart ayında İtalyan sanatçıları ofisimizde ağırlayacağımız bir sergi düzenleyeceğiz. Sonrasında Londra ve Floransa'da yine Türk sanatçı ve tasarımcıları öne çıkaracağımız sanat projeleri hayata geçireceğiz.

BİZE ULAŞIN