Ebruli hayaller

Ödüllü ambalaj tasarımcısı Umay Çubukçu, rastlantısal olarak tanışıp aşık olduğu ebru sanatını kıyafet tasarımlarıyla birleştirerek Byumi markasını yarattı. Rengârenk hayallerin suya akmasıyla ortaya çıkan benzersiz tasarımlarını kendisinden dinliyoruz.

Giriş Tarihi: 08.02.2019 11:44

Röportaj Çimen Uzsoy G.
Fotoğraf Serdar Tanyeli

Yaklaşık yirmi yıldır ambalaj tasarımı yapıyorsunuz ve bu konuda pek çok ödül aldınız. Son iki senedir de ebru sanatıyla da ilgileniyorsunuz. Bu geçiş nasıl oldu?
Evet, 28 yıldır reklamcıyım. İstanbul Üniversitesi Psikoloji ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Grafik Bölümü mezunuyum. Uzun yıllar hepinizin çok iyi bildiği, kullandığı büyük markaların konseptleri, kurumsal kimlikleri üzerine çalıştım ve son 20 yılımı markaların yeni yüzlerini, konseptlerini yaratarak, ambalaj tasarımlarını gönül vererel hazırlayarak geçirdim. İnsan işini tutkuyla, aşkla yaptığında gerçekten bu büyüleyici bir serüvene dönüşüyor ve o bir iş değil neredeyse bir meditasyon halini alıyor olsa da, mesleğim oldukça zor, yıpratıcı.

Gününüz, geceniz belli değil… Oldukça stresli iş yaşamımın arasında nefes almak ve rahatlamak için iki yıl önce raslantısal olarak tanıştım ebru sanatıyla. Büyülendim ve çalıştıkça aşık oldum. Hemen kendi atölyemde boy boy tekneler yaptırdım ve çılgın gibi denemelerimi yapmaya başladım. YouTube kanallarında büyük ebru ustalarımızı izleyerek başladım. Ardından yurt dışından Türkiye'ye gelip ebru sanatını öğrenen ve yurt dışında inanılmaz güzel ve modern işler yapan sanatçıları izledim. Kendi kendime "Neden grafik tasarımcısı bakış açımla, geleneksel ebruyu modernize etmemize ve daha geniş kitlelere farklı bir bakış açısıyla bunu anlatmamıza bir faydam olmasın ki?" diyerek çalışmalarımı sürdürdüm. Yıllardır çalıştığım markaların tasarımlarını yaratırken kullandığım dilin çok dışında yepyeni bir dille tanıştım. Bir nevi izin verdim kendime: "Aksın, dans etsin, yansısın içim sularda tüm özgürlüğüyle" dedim. Suyun aşkı yüreğinize düşmüş bir kez… Renkler içinizden suya akmış, içinizin yansıması renkleri suda görüyorsunuz… Bu yolun dönüşü olur mu hiç?

Yaptığınız ebru desenlerini üzerinizdeki giysilerde de görüyoruz. Nasıl bir süreç söz konusu?
Bu durum açıkçası bana da sürpriz oldu, bu çılgın renk ve desenleri insanların üzerinde görmeyi hayal ettim Kumaşa baskı kolay ama, özgürlük çığlıkları atan, sınır tanımayan bu çılgın renkleri ve devinimi, renkleri kumaşa aktarabilmek için saatlerce, gecelerce, sabahlara dek uğraştım. Çünkü her baskıdan sadece bir tane olarak tasarlamak istiyordum; şalvarları, elbiseleri hatta tüm kreasyonumu. Ama kumaşa baskı yapmayı iyi bilmediğimden, aylarca süren uğraş sonucu istediğim sonuçları alamadığım için pes etme noktasına dahi geldim. Sonunda işin püf noktalarını öğrenmek için, çok değerli ebru sanatçısı Eda Özbekkangay'dan dört saatlik hızlandırılmış ders aldım. Bu sayede anladım ki, aylardır kullandığım boyalar yanlışmış. Bir anda en başa, sıfır noktasına döndüm. Ve tekrar kolları sıvadım. "Yılmak yok, kumaşa istediğim bütün artistik çalışmaları aktarmayı başaracağım!" dedim. Renkler önemliydi; kendi renklerimi oluşturdum ve tarzımı ürettim.

Şu anki koleksiyonunuzu hazırlarken nelerden ilham aldınız? Nasıl parçalar, nasıl bir renk paleti var mesela?
Büyüleyici bir sanat bu… Gerçekten içiniz suya akıyor gibi. Ruhunuzun suda yansıması … Çalışırken hiçbir moda akımı ya da trendle ilgilenmiyorum. Sadece bir orkestra şefinin orkestrasını yönetmesi gibi izin veriyorsunuz kendinize ve renkler, desenler akıyor suya. Benim çalışmalarım ebru sanatının daha soyut, modern, grafik bir yorumu. İlhamın ta kendisi içinizdeki koskocaman evren. Koleksiyonumu Instagram'da @byumicollection hesabında görmek mümkün.

Tasarımlarınızı nasıl tanımlar, daha evvel görmeyen birine nasıl anlatırsınız?
"Özgünlüğünüzün ve kendi yaşamınızın tek ressamı olmanın keyfini çıkarın. Ne karalarsanız karalayın, o resim doğrusuz, yanlışsız sizindir ve en iyisidir. Kendin ol, dünyayı değiştir." Bu mesajı veren bir ses olmak için çıktım bu yola… Hepimizin içinde uyandırılmayı bekleyen koskocaman bir evren ve haylaz, masum, özgün bir çocuk var. Bize dayatılan fikirleri, şablonları, öğretileri, kuralları, yargı ve biçimleri benimsemek ve satın almak yerine sadece ve sadece kendimiz olma cesareti için. Modayı, trendleri birebir izlemek, onlara mahkum olmak, neredeyse birbirimizin bir kopyasıymış gibi varolmak yerine, yaş sınırı ve yargı olmaksızın istediğimiz renk ve desenlerle özgürce sokaklarda biz olarak, kendi tarzımızla yürüyebilme cesaret ve özgürlüğüne sahip çıkmamız için.

BİZE ULAŞIN