Birim Erol ile sanat üzerine

Sanatın farklı alanlarında üretim yapan ama daha çok ressam kimliğiyle tanıdığımız Birim Erol, akıntının tersine giderek galeri dışında sergiler yapıyor, mitolojiden beslenerek güncel meseleleri yorumluyor, yeni bir üslup arayışıyla deformasyonla özgünleşen portreler çiziyor.

Giriş Tarihi: 31.05.2019 10:10

Çimen Uzsoy G.
Fotoğraf Kutup Dalgakıran

Gaia'nın Aşkı temalı solo sergi seriniz ilhamını Yunan Mitolojisi'nden almıştı. Son bir yıldır yine aynı kaynaktan beslenen Museler sergisinin hazırlığı içindesiniz. Mitolojiye olan ilginiz nasıl başladı ve sanatınıza yansıdı?
Rüyalar, gerçekler, mitler, hikayeler… Bu kelimeler sanırım hep vardı. Kendi dünyamı yaratmama da en çok onlar yardımcı oluyor. Beslendiğim noktalar bunlarken, bir de Truva'yı, Gelibolu'yu, Eceabat'ı, Kaz Dağları'nı gezerek, yaşayarak, koklayarak, lisans eğitimimi Çanakkale'de yaptım. Yıllar içinde taşlar yerine oturmaya başladı. Günlüklerime baktığımda; eserlerin içinde uzun süredir anlar ve bu anların sürdürülebilir hikayeleri yer alıyor. Bu hikayeleri mitolojik öğelerle beslemek temel ihtiyacım olan yaratıcılık kapısını bana açıyor. Tüm bunlar harmanlandığında bir sergi hikayesi oluşturmaya başlıyorum. Güncel derdi mitlerle hikayeleştirerek bütünleştiriyorum. Müzik ve bulutlar da hazırsa artık hikayemi anlatmak için çalışabilirim. Bir süreliğine o hikayenin içinde yaşamaya, dünyaya öyle bakmaya başlıyorum. Gaia'nın Aşkı'nda bir çiftin aşk hikayesini ele almıştım. Altı kardeş tanrı, onları aşklarının sınandığı bir yolculuğa çıkarmışlardı. Museler'de ise bu aşkın, sevginin sanatla değdiği yerin nasıl bir etki yaratacağını izleyiciyle paylaşacağım.

Hazırlığı süren bir diğer serginiz ise portrelerden oluşan Liner Series. Portreye yoğunlaşmanız nasıl oldu?
Sergide deformasyonla özgünleşen portre çizimleri yer alıyor. Yeni bir dil arayışı aslında; yeni bir üslup ve başka bir dildeki yansımasını bulmak için çalıştım. İnsanlar ve yüzleri, bu arayışın keyifli bir sanatsal oyuna dönüşmesindeki ilham kaynağı. Maskeler ve ruhları gibi bir eşleşme. Bir galeri sergisi olmasını planladığım Liner Series koleksiyonumu üç farklı sergiyle sunacağım. Bunlardan ilk ikisi Çukurcuma'daki kendi atölyemde olacak. Üçüncü sergiyi ise bir sanat galerisi konsepti ile yapmayı planlıyorum.

Sergileriniz genellikle alışılagelmiş sanat mekanlarının dışında gerçekleşiyor. Bunu sektörde alternatif bir duruş olarak mı yorumlamalıyız?
Sanatın icra edilme ve sergilenme sürecinde bütünleyici öğenin mekan olduğuna inanıyorum. Eserler, sergilenmek üzere hikaye omurgasının etrafında oluşturulurken, yaşayacak bir mekana ihtiyaç duyarlar. Beyaz ya da gri duvar eseri yalnızlaştıran bir his veriyor. Tabii, hikayeye uygun mekanları bulmak, onları hikayeye ve sergiye ikna etmek gibi süreçler de çalışma tarzımı biraz kulvarın dışında bırakıyor. Alternatif değil de akıntının tersi yönünde bir hareket sanırım. Bu süreci bir küratör ya da galeri ortaklığı olmadan ilerletmek kolay değil ama eserlerin ulaşılabilir, dokunulabilir olmasının izleyici ile aralarındaki mesafeyi kısalttığına inanıyorum. Bu da izleyiciye eserle daha net ilişki kurduğu, daha rahat bir iletişim alanı açıyor. Gelenler, haftada birkaç kez yemek yedikleri, toplantı yaptıkları, arkadaşlarıyla buluştukları, doğum günü
kutladıkları yere gelmiş oluyorlar. Dolayısıyla samimi tepkiler veriyorlar.

Mimariyi bütünleyici eserler de üretiyorsunuz. Bu tip üretimde nasıl bir yol izliyorsunuz? Mekan, yaratımınızı kısıtladığında bunu nasıl aşıyorsunuz?
Çalışırken mimari, psikoloji, sosyoloji gibi dallardan faydalanıyorum. Tabii ki mekan, kullanım alanı, gün ışığı dengesi, menü gibi birçok etkenle içerik ve dil gelişmeye başlıyor. Sonrasında proje fikirleri ve sunumla birlikte projeyi seçip; mekan sahibi, mimar ve ben, oluşturulan fikrin inşasına koyuluyoruz. Her zaman hızlı ve akıcı bir dil ortaklığı gelişmiyor elbette. Zira karşımızdaki kişi sanat alanında bir izleyici ya da sanat alıcısı olmayabilir. Bu noktada bilgi aktarımı ve fikir oluşturma süreçlerine o kişiyi dahil etmek hem kendisi için keyif verici oluyor, hem de ortaya iyi bir eserin çıkmasına, ihtiyaçların doğru anlaşılmasına ve yönetilmesine hizmet ediyor.

Sanatla ilişkiniz resimle sınırlı değil, pek çok farklı alanda çalışma yaptınız bugüne dek. Şu an aktif olarak resim haricinde hangileriyle uğraşıyorsunuz?
En son 2014-2015 sezonunda Kest isimli tek kişilik kadın oyunumu yönettim, yeni bir oyun yazma sürecine girmeyi hevesle bekliyorum. Sanatın farklı disiplinlerini icra etmek bakış açımı değiştirmeme yardımcı oluyor. Bazı konuların anlatılması için buna ihtiyaç var.

Nasıl bir ortamda çalışırsınız, olmazsa olmazlarınız neler?
Tam bir yıldır atölyem yok, arkadaşlarımda veya ortak paylaşılan evlerde resimlerimi yapıyor ve projelerimi üretiyorum. Bu sürecin Liner Series'ın oluşmasında da yadsınamayacak bir etkisi oldu. Bunun dışında atölyelerimin yüksek tavanlı olması birincil önceliğim. Ayrıca her resmin bir müziği var. Bazen saatlerce müzik arıyorum. Canlı müzik eşliğinde resim yapmak kadar keyiflisi yok.
Dans ederek resim yapmayı seviyorum. O yüzden çalıştığım ortamda ses de problem olmamalı. Bir de kalabalık beni besliyor ama üretim aşamasında aynı kalabalığı atölyeye taşıyamamak üzücü.

BİZE ULAŞIN