Selen Sarıoğlu Süloş, Cultureist'i anlattı

Türkiye’deki sanat kurumlarına destek veren New York’lu yeni oluşum Cultureist’in ortak kurucusu, sanat yazarı Selen Sarıoğlu Süloş ile hedefleri ve görüşlerini konuştuk.

Giriş Tarihi: 25.06.2019 10:37

Güneş Uysalefe
Fotoğraflar Sinem Yazıcı

Son görüşmemizde İstanbul'da Art Basel'in Türkiye temsilcisiydin, şimdi karşımıza New York'ta farklı bir projeyle çıktın. Bizimle Cultureist'in hikayesini paylaşır mısın?
Cultureist'in fikir olarak filizlenmesi bundan iki sene öncesine denk geliyor. 15. İstanbul Bienali öncesinde, yakın arkadaşım Pırıl ve eşi Igno van Waesberghe, oldukça büyük çaplı bir proje olan bienalin, limitli sayıdaki yerel destekçilerin yardımıyla düzenlenebildiğini fark edip, yurtdışından herhangi bir maddi kaynak olmamasını sorguluyorlar. Bu gözlemlerini bana açtıklarında, birlikte Türkiye'deki sanat kurumlarını destekleyecek, Amerika merkezli bir vakıf kurma fikrinin heyecanına kapıldık. Bağış yapanlara tanınan vergi avantajları ve bunun beslediği düzenli olarak bağış yapma kültürü Amerika'yı seçmemizde etken oldu. Türkiye'de sanat alanında çok güzel işler yapan pek çok kurum var. Dolayısıyla, yalnızca İstanbul Bienali vesilesiyle İKSV'yi değil, Türkiye sanatına yurtiçi ve dışında değerli katkılar yapan farklı vakıfları da desteklemeyi misyon edindik. Bundan sonraki süreç, yardım amaçlı, yani ücret talep etmeden bize destek olacak bir avukatlık firması bulmak, vakıf kurmanın kanuni gerekliliklerini öğrenmek gibi temel adımlarla geçti.

Bir yandan da Cultureist'i oluştururken bizim heyecanımızı paylaşacak ve aktif olarak destek olacak New York bazlı birini düşünmeye başladık. 2015'te Doha'daki New York Times Art Conference'a gittiğimde, oradaki konuşmacılar arasında yer alan mimar Koray Duman ile tanışmıştım. Richard Prince gibi ünlü sanatçıların stüdyolarını, galeri ve müze projeleri yapan Koray'ın başarısından oldukça etkilenmiştim. New York'taki sanat camiasında sahip olduğu sağlam bağlantılarıyla ekibimize fayda sağlayacağı konusunda Pırıl ve Igno da hemfikir olunca, Koray aramıza katıldı ve Cultureist yönetim ekibi şu anki halini almış oldu.

Çok yeni belki ama daha şimdiden bu yılki İstanbul Bienali'ne yardım sağlayacak işler gerçekleştirdiniz. gerçekleştirdiniz. Üyeleriniz nasıl programlarda bir araya gelmekteler?
Bu senenin ilk etkinliği, Türkiyeli sanatçı Banu Cennetoğlu'nun Sculpturecenter'daki sergisini, serginin küratörü eşliğinde gezmek oldu. Ardından, İstanbul Bienali'nin küratörü Nicolas Bourriaud ve İKSV ekibiyle bir araya gelip, bienalin hazırlık sürecini onlardan dinledik. Nisan ayında Glenn Ligon adlı Amerikalı sanatçının stüdyosunu ziyaret ettik. Sanatçının, üretimi ile birlikte bu seneki İstanbul Bienali'ne hazırladığı işin detaylarını anlattığı keyifli bir sohbet oldu. Mayıs ayında ise sanat yazarı ve koleksiyoner Kathleen Madden Cultureist'e Harlem'deki evini açtı. Yazılarına karşılık sanatçılardan ve galerilerden aldığı hediyelerle başlayan mütevazı koleksiyonunun, Tate Modern Müzesi Amerika Eser Alım Komitesi'ne davet edilmesine kadar uzanan gelişimini ve evdeki eserlerin ardındaki kişisel hikayeleri kendisinden dinledik. Bundan sonraki etkinliklerimiz de sanat dünyasını sanatçı, koleksiyoner, küratör ve galeriler gibi farklı oyuncuların gözünden tanımayı sağlayacak nitelikte olacak.

Bu projeyle beraber artık New York'tasın. Nasıl gözlemliyorsun şehrin dünya sanat haritasındaki yerini? Sanki hâlâ çağdaş sanat konusunda rakibi yok gibi, değil mi?
Globalleşen dünyanın etkileri uzun süredir sanatta da gözlemleniyor. Sanat dünyası belli başlı üç şehirden çok daha geniş bir ağa yayılmış durumda. Dünyanın uzak köşelerinde üretilen sanat, internet ve sosyal medyanın da etkisiyle büyük sanat şehirlerine ulaşabiliyor. Dolayısıyla farklı bölge sanatları daha görünür hale geldi. Örneğin Afrika kökenli sanat oldukça ilgi görüyor bu aralar. Yalnızca Kehinde Wiley gibi Afrika asıllı Amerikalı sanatçılar değil, El Anatsui ve Lynette Yiadom-Boakye gibi Ghana'lı veya diğer kesimlerden farklı sanatçılar da öne çıkıyor. Bu trendlerin ortaya çıktığı, sanat alıcısıyla buluştuğu merkez tabii ki New York oluyor. Sanat alımları söz konusu olduğunda Avrupa değil ama Asya daha çok rakip olacak gibi görünmekle birlikte, sanata yön vermekten çok uzak. İleride ne olacağı bilinmez ama şimdilik New York, senin de dediğin gibi, sanat dünyasının merkezi konumunda.

Son zamanlarda New York'ta seni etkileyen etkinlik, sergi veya yetenekler kimler, hangileri oldu? Sanatseverler ve koleksiyonerler mutlaka uğrasın dediğin, gölgede kalmış ve yeni adresler nereler?
Guggenheim Müzesi'ndeki Hilma af Klint son zamanlardaki en ses getiren ve benim de en etkilendiğim sergilerden oldu. Daha 20. yüzyılın başlarında, Amerika'nın dışavurucumcu soyut sanatçılarından da önce, döneminin çok ilerisinde dev boyutta soyut eserler ürettiği ortaya çıkan kadın sanatçı, sanat dünyasının son keşiflerinden. Henüz halka açık olmadığı halde önceden görme şansına eriştiğim Louise Bourgeois'nın stüdyosu ve evi de beni çok etkiledi. Ayrıca Connecticut merkezli Brant Foundation'ın Manhattan'da geçen aylarda açtığı koleksiyon binasını da çok beğendim.

İstanbul'daki platformun evrimi için neler dersin peki? Ya da oradan bakınca, Türkiye sanatıyla ilgili nasıl bir algı var?
Türkiye sanat üretimi açısından oldukça iyi bir yerde aslında. İstanbul'un enerjisi, İstanbul Bienali ve İstanbul Modern Müzesi düşünüldüğünde, yurtdışında da çok pozitif bir algı var. Buna rağmen sanatımıza olan ilgi oldukça sınırlı. Yabancı müze ve koleksiyonerlerden alım olmadığında da global sanat dünyasında yer almak kolay olmuyor. Saha Derneği'nin Türkiyeli sanatçılara sağladığı yurtdışı projelerindeki destek bu açıdan çok kıymetli. Benim de üyesi olduğum Saha'nın ileriki yıllardaki projelerini Cultureist olarak desteklemeyi planlıyoruz.

Cultureist'in güzel yanı, bienal gibi organizasyonların yanı sıra farklı sanat kurumlarına da destek fonu oluşturacak olması. Peki, bir sanatçının üretimini ve sergisini destekleme ihtimaliniz var mı?
Kurulum aşamasındayken direkt sanatçı veya sergi desteği verip vermemeyi çok düşündük ama sonunda bu işi hakkıyla yapan yeterince vakıf olduğuna, onlara destek vermemizin sistem açısından daha etkin olacağına karar verdik. Dolayısıyla yalnızca İstanbul Bienali'ne değil, Türkiye sanatı açısından güzel işler yapan birçok kuruma sırayla destek vermek istiyoruz.

Cultureist ile eş zamanlı olarak başka projelerde de yer aldığını görüyorum. Örneğin M'aidez adlı bir serginin ortak küratörlüğünü üstlenmişsin; nedir hikayesi?
Sotheby's Sanat Enstitüsü'nün Güncel Sanat alanındaki master programını Mayıs ayında tamamladım. Küratörlük dersinin gereği olarak da sene boyunca New York ve civarındaki sanatçı stüdyolarını gezip, sene sonunda bunları ortak bir tema etrafında topladığımız bir sergi düzenlememiz gerekiyordu. Ben ve iki arkadaşım, M'aidez, yani May Day ulusal yardım kodu teması altında bir sergi kürate ettik. Günümüzün politik ve sosyo-kültürel meselelerinin güncel sanat üretimine yansımalarını, beş sanatçının bu meseleleri farklı mecra ve yorumlar ile ele alış biçimlerini sergide bir araya getirdik. Çok sonra fark ettim ki, 2016 sonbaharında Artnivo'nun Şişhane'deki galerisinde benim kişisel olarak kürate ettiğim O Zaman Renk! adlı serginin teması da 15 Temmuz darbe girişimi sonrası psikolojisinin sanata yansımasıydı. Bu biraz tesadüf, biraz da benim güncel sanatın günün meselelerini yansıtma özelliğine değer vermemden kaynaklanıyor olsa gerek.

Bizimle paylaşabileceğin başka Cultureist haberleri ve kişisel adımların var mı?
Umarım bir sene sonra yine Cultureist hakkında konuştuğumuzda anlatacak daha da heyecanlı gelişmeler olur. Şimdilik onu takımımızla birlikte rayına oturturken, kalan zamanımda sanat yazarlığı ve danışmanlık projelerine ağırlık vermeyi hedefliyorum. Bunun yanı sıra New York Guggenheim Müzesi'nin teklifi üzerine Orta Doğu Eser Alım Komitesi'ne katılmaya karar verdim. New York'ta olduğum süre içerisinde benzer kurumlarda aktif rol alıp, Türkiye sanatının global sanat piyasasında daha çok sesini duyurabilmesi için çalışmalarda bulunmak uzun vadeli hedeflerimden. Cultureist'in de üye sayısı artıp kuvvetlendikçe, bu amaçta büyük rol oynayacağı günleri heyecanla bekliyoruz.

SELEN'İN SANAT NOTLARI


Guggenheim'daki Hilma Af Klint sergisinden

Son zamanlarda gittiğim en etkileyici sergiler...
"İki kadın sanatçının sergileri; Guggenheim Müzesi'ndeki Hilma af Klint ve Jewish
Museum'daki Martha Rosler sergisi çok etkileyiciydi. Bunların yanı sıra İstanbul Modern'in Yıldız Moran sergisi ve halen gösterimde olan İplikten Çözülenler'i de çok beğendim."

Sanat üzerine okuduğum en ilgi çekici kitaplar...
"Peggy Guggenheim'ın hayatını konu alan kitap, masalsı anlatımı ve biyografik özelliğiyle, sanatla yakından ya da uzaktan alakalı biri için kolay bir tavsiye. Patti Smith'in ağzından sevgilisi, fotoğrafçı Robert Mapplethorpe ve 60'lardaki New York sanat dünyasını anlatan Just Kids, David Salle imzalı How to See ve Hans Ulrich Obrist'in A Brief History of Curating'i sevdiğim sanat temalı kitaplar arasında."


Frick Collection iç avlusu

New York'ta keyif aldığım sanat mekanları...
Guggenheim Müzesi, Whitney Müzesi, Frick Collection binası, Moma PS1, The Drawing Center ve halka açık olup rezervasyon ile gidilebilen Donald Judd'ın Soho'daki ev-stüdyosu sevdiğim sanat mekanlarından."

Sanatın başrolde olduğu favori filmlerim...
"Herb & Dorothy sanat konusunda en etkileyici belgesellerden. Ayrıca Pollock, Factory Girl ve sanatın yalnızca araç olduğu klasiklerden Thomas Crown Affair."


Eser, Katherine Bernhardt'a ait

New York'ta yeni keşfettiğim yetenekler...
"Sam Moyer, Katherine Bernhardt, Michele Lopez, Alex Gardner, Tojin Ojih Odutola, Dana Schutz, Chloe Wise, Alex da Corte..."


Koleksiyoner Adam Lindemann, Paris'te bir sanat fuarında, 2018

Sanat koleksiyonuna hayran olduğum isimler...
"Broad, Zabludowicz, Rubell, Adam Lindemann ve Carole Server'in koleksiyonları ve daha birçokları."


Berlin'deki Houseball heykel çalışması, Claes Oldenburg imzalı

Sonsuz imkanım olsa koleksiyonumda yer vereceğim sanatçılar ve eserleri...
"Gerard Richter, Jackson Pollock, David Hockney ve Hilma af Klint'in yağlıboyaları, Andy Warhol'un serigrafileri, William Kentridge'in filmleri, Martha Rosler'ın kolajları, Lawrence Weiner'ın yazıları, Louise Bourgeois, Dan Graham, Claes Oldenburg ve Donald Judd'ın dev heykelleri koleksiyonumda olsun isterdim."

BİZE ULAŞIN