Orient Express Geri Döndü

Belmond grubunun İstanbul seyahati ile yolculuğuna başlayan Venice-Simplon Orient Express treni ilk konuklarını İstanbul’a getirdi bile. Herkes hayatında en azından bir kez bu deneyimi yaşamalı!

Giriş Tarihi: 28.09.2019 12:15 Güncelleme Tarihi: 28.09.2019 16:04

İlker Topdemir

Belmond trenleri şu anda Avrupa, İngiltere, İrlanda, Peru ve Asya'da hizmet veriyor. Yıl boyunca web sitelerinden programa bakabilirsiniz. Akşam çayı servisinden 24 saatlik seyahatlere, günübirlik ya da 9 gün süren Londraİstanbul seferine, bu altın çağ trenlerinde seyahat etmek mümkün. Ben, Venedik'ten başlayıp Londra'da sonlanan iki günlük Venice-Simplon Orient Express deneyimini sizler için kaleme aldım...

İlk durağımız, Venedik'teki Belmond Cipriani. 24 saate yakın bir süre Venedik adacıklarından Giudecca'da bulunan bu otelde zaman geçireceğiz. Filmlere ve Hollywood yıldızlarına ev sahipliği yapmış, 96 oda ve suitten oluşan otelde manzara Casanova bahçeleri. Havuz ve tenis kortları, 2 restoran, 1 bar ve İtalyan trattoria'sı ile St. Marco Meydanı'na 5 dakika mesafede bulunan otele insan çabuk alışıyor.

Palladio ve Dogerassa suitleri sene boyunca düğün organizasyonlarına ev sahipliği yapıyor. Gün boyu olimpik havuzda güneşlenip, odanın keyfini çıkarıyoruz, sonra akşam yemeği için şef Davide Bisetto'nun Michelin yıldızlı restoranı Oro'da yerimizi alıyoruz. 5'li veya 8'li tadım menüsünden oluşan yemekleri, servisi ve ortamı ile bu büyüleyici mekanda saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Venedik Adası'nın o büyülü dünyasında bir gün bile geçirmek insana iyi geliyor.

Ertesi gün erkenden heyecanla uyanıp, tren yolculuğuna başlamak üzere Santa Lucia tren istasyonuna teknemizle Venedik'in o dar kanallarından geçerek ulaşıyoruz. Trenin kalkacağı peronda yetkililer yolcuları tek tek karşılıyor ve check in işlemleri gerçekleşiyor. 18 vagondan oluşan trende 12 vagon konuklar için dinlenme ve yatak odaları, 3 vagon restoranlar, 1 vagon bar, diğer 2 vagon ise çalışanların konakladığı alanlar olarak ayarlanmış.


İstanbul isimli Grand Suite'in diğer iki odaya bağlantısı var

Her vagonun bir görevlisi bulunuyor; sizi öncelikle suitinize yerleştiriyor ve oda hakkında bilgi veriyor. Koltuk, masa ve küçük bir lavabo dolaptan oluşan suitte her detay düşünülmüş. Bir deri çanta içinde farklı kremler, gazlı ve gazsız sularınız, kimononuz ve terlikleriniz bulunmakta.

Orient Express tam denilen vakitte kalkıyor ve 1,5 gün sürecek seyahatimiz başlıyor. Tren yenilemeler ile 160 km'ye kadar çıkabiliyor. Yolculuk İtalya, İsviçre, Fransa ve oradan da Manş Tüneli geçilerek Londra'ya uzanıyor. Öğle ve akşam yemekleri için Maitre dedikleri restoran sorumlusu tek tek dolaşarak kaçta ve hangi restoranda yemek istediğinizi soruyor.

Her şey o kadar organize ki… Akşam üstü çayı servisi odanızda yapılıyor. Gümüş servisler, kristal bardaklar; her şey sanki bir film sahnesindeymiş gibi gelişiyor. Odanızda ayrıca 24 saat vagon görevlisine ulaşabileceğiniz bir düğme var, bu sayede her türlü sıcak ya da soğuk içecek, kokteyller, atıştırmalık istediğinizde suitinize geliyor.

Gün boyu barda zaman geçiren konuklar birkaç saat içinde kaynaşmaya başlıyor. Kitap okuyan, piyano çalan misafirler ile saatlerin nasıl geçtiğini gerçekten anlamıyorsunuz. Trende odanız hariç her yerde; yemek salonları, bar ve genel alanlarda hanımlarda gece kıyafeti, erkelerde ise smokin veya koyu renk takım elbise zorunluluğu var. Yemekler şaşırtıcı derecede başarılı, baktığınızda mutfaklar çok küçük, çıkan yemekler ise muhteşem diyebilirim.

Tren ile yolculuğun diğer keyfi; öğle yemeğinde İtalya'da, akşam yemeğinde İsviçre'de, kahvaltıda ise Fransa'da olmanız. Fransa'ya geçtikten sonra öğle yemeği saatinde Calais'den İngiltere'ye bağlayan tünel için kısa bir otobüs yolculuğu yapılıyor. Toplam 30-40 dakika süren yolculukla otobüs; tünel ve pasaport kontrol sonrası sizi Folkestone tren durağından diğer treninize bağlıyor.

Daha klasik döşenmiş tam bir İngiliz treni ile Londra Victoria durağına kadar akşam üstü çayı servis ediliyor. Her vagonunun bir hikayesi, farklı renkleri olan bu trenler hayatınızda kesinlikle binmeniz, denemeniz ve görmeniz gereken mekanlar.


Belmond Cadogan Hotel'in Deluxe Suite'lerinden biri

Bu kadar güzel deneyimin ardından, Belmond otellerinin Londra'da yeni açtığı Belmond Cadogan Hotel'e doğru yola çıkıyorum. Beş senedir renovasyonda olan bina bu yıl ortasında açıldı. 54 odadan oluşan otel Sloan Street üzerinde ki, burası alışveriş meraklıları için ideal bir nokta. Restoranı şef Adam Handling'e emanet edilmiş. Kendisi çok genç yaşta ün salmış bir şef. Ayrıca The Bar isimli kokteyl barı da şehrin popüler mekanlarından biri. Hayal gibi birkaç gün sonrası normale dönmek zor olsa da trende uyumak, uyanmak ve bir film karesi içindeymiş gibi hissetmek paha biçilemez! İnsanı günlük hayatın kaosundan uzaklaştırıp, kısa da olsa bir nefes aldırıp, yenilemesi açısından kesinlikle eşsiz bir deneyim.

BİZE ULAŞIN