Yedinci Kıta'nın getirdikleri

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen 16. İstanbul Bienali, 14 Eylül - 10 Kasım tarihleri arasında izleniyor. “Yedinci Kıta” başlıklı bienalde 26 ülkeden 57 sanatçının çalışmaları bir araya geliyor.

Giriş Tarihi: 02.10.2019 10:27 Güncelleme Tarihi: 02.10.2019 10:29

Yasemin Bay

Birçok bilim insanına göre, ayırt edici özelliği insan faaliyetlerinin gezegen üstündeki yıkıcı etkisi olan yeni jeolojik çağ Antropesen'in yarattığı en büyük felaketlerden biri kuşkusuz Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki devasa atık yığını. Yedinci Kıta adı verilen bu yüzen plastik yığını 7 milyon ton ağırlığında ve 3,4 milyon kilometre genişliğinde. Türkiye'nin yüzölçümünün neredeyse beş katı büyüklüğünde bir çöp yığınından bahsediyoruz. İklim değişikliğinin, çevre kirliliğinin, aşırı tüketimin bir sonucu olan Yedinci Kıta, dünyanın en önemli bienalleri arasında gösterilen İstanbul Bienali'nin son edisyonuna konu oluyor. Bienalin küratörlüğünü ise Montpellier Contemporain'in direktörü, küratör, yazar ve akademisyen Nicolas Bourriaud üstleniyor. Odağına insanlığın yarattığı doğal ve kültürel atıkları alan 16. İstanbul Bienali, İKSV tarafından Koç Holding sponsorluğunda düzenleniyor.


Haegue Yang, The Intermediate – Occitanian Vagabond, 2018

14 Eylül-10 Kasım tarihleri arasında gerçekleşen bienalin bu yılki küratörüne bakalım öncelikle. Bir dönem Fransa'nın en büyük güncel sanat merkezlerinden Palais de Tokyo'nun eş direktörlüğünü yapan 1965 doğumlu Nicolas Bourriaud bugüne kadar pek çok önemli görevde bulundu: Kiev'deki Victor Pinchuk Vakfı'nın kurucu danışmanlığını yaptı, Londra'daki Tate Britain'da Gülbenkyan Küratörü unvanıyla görev aldı, Paris'teki École Nationale Supérieure des Beaux-Arts'ın direktörlüğünü üstlendi. Halen kurucusu olduğu ve bünyesinde La Panacée sanat merkezi, Ecole Supérieure des Beaux-Arts ve 2019'da açılacak MoCo Müzesi'ni barındıran Montpellier Contemporain'ın (MoCo) direktörlüğünü yürüten Bourriaud İlişkisel Estetik ve Postprodüksiyon kitaplarının da yazarı.


Bienal küratörü Nicolas Bourriaud

Bourriaud, İstanbul Bienali'ni planlarken "inanılmaz derecede karışık ve girift bir ortam" olarak nitelendirdiği Yedinci Kıta ile kendi dünyalarımız arasında bir koşutluk kurduğunu söylüyor: "Her şey hızla değişiyor. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, bu parçalanmanın sonucunda ya da belki buna tepki olarak, dünyadaki bütün ülkelerde milliyetçi hareketlerde artış yaşanıyor. Artık merkezler veya yekpare düşünme biçimleri yok, bir nevi ayrık düşünce takımadaları var denebilir."

Ücretsiz olarak gezilebilen bienale bu yıl Japonya, Arjantin, ABD, Polonya, İran, Tayland'ın da aralarında bulunduğu 26 ülkeden 57 sanatçı ve sanatçı kolektifi davet edildi. Glenn Ligon, Simon Fujiwara Norman Daly, Charles Avery, Piotr Uklanski, Mika Rottenberg ve Simon Starling bienalin dikkat çeken sanatçılarından sadece birkaçı. Bienalde Türkiye'den 7 sanatçıyı görüyoruz: Hale Tenger, Ozan Atalan, Deniz Aktaş, Özlem Altın, Elmas Deniz, Güçlü Öztekin-Güneş Terkol, Müge Yılmaz. Katılan sanatçılardan 38'i ise İstanbul Bienali için yeni eser üretiyor.


Piotr Uklanski, Untitled, Eastern Promises III, 2018

Küratör Bourriaud tüm sanatçıları "bu dünyanın antropologları" olarak nitelendiriyor: "Ama asıl önemlisi, bütün bu sanatçıların yeni düşünceler, yeni araştırma alanları, araştırılacak yeni nesneler yaratıyor olmaları. Onlar bize mesaj getiren uzaylılar, yabancılar. Bana kalırsa, bütün bienalin mesajı da bu: Günümüzde, bu yeni dünyada hepimiz yabancıyız, birbirimize yabancıyız ve bu duruma alışıp bunu yaşamda işe yarar ve uygulanabilir bir şeye dönüştürmemiz gerekiyor."

Sanat ve ekoloji arasındaki ilişkiyi de tartışmaya açan bienal bu yıl İstanbul'da üç önemli mekanda izleyici karşısında oluyor. Bunlardan ilki olan Pera Müzesi, 2015 yılından bu yana İstanbul Bienali'ni ağırlayan bir mekan. Geniş bir oryantalist resim koleksiyonunun yanı sıra Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri ile Kütahya Çini ve Seramikleri koleksiyonlarını da barındıran Pera Müzesi'nde bienal kapsamında izleyiciyle buluşan eserlerden biri de Norman Daly'nin çalışması. Arkeolojik sanatın öncülerinden biri olarak kabul edilen Norman Daly'nin 40 yıla uzanan kapsamlı ve detaylı çalışmasının ürünü olan Llhuros Medeniyeti ilk kez bu ölçekte sergileniyor.

Pek çok farklı kültürün buluşma noktası olan Büyükada da İstanbul Bienali'ni ağırlıyor. İzleyicilere keşifler sunan Büyükada'nın farklı yapılarına yayılan bienal sergisinde en dikkat çeken isim kuşkusuz Glenn Ligon. Dünyaca ünlü sanatçı, bienal için özel olarak ürettiği eser grubunda ABD'li yazar ve sivil haklar savunucusu James Baldwin'in İstanbul'daki hikayesini ele alıyor.

Bienalin ana sergi mekanı olarak Haliç'teki tersanelerin kullanılacağı belirtilmişti. Fakat bienale sayılı günler kala İKSV, yaptığı açıklamada Haliç tersanelerinde eski binalardaki asbestli malzemelerin henüz temizlenmediğini ve inşaatın halen sürdüğünü belirterek mekanı değiştirdiğini açıkladı. Yeni mekan ise İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nin Tophane'deki binası oldu.


Anzo Aislamiento 14, 1968

Bu yıl İstanbul Bienali sergilerin yanı sıra kamusal programıyla da dikkat çekiyor. Bienalin merkezinde yer alan sanat, ekoloji ve antropoloji konuları arasındaki ilişkilere farklı yaklaşımlar sunan düşünürler, bilim insanları ve sanatçılar kamusal programda bir araya geliyor. Çeşitli konuşmalar, film gösterimleri, müzik dinletileri ve yemek performanslarının yer aldığı programın ayrıntılarına bienalin web sitesi üzerinden ulaşmak mümkün.

İklim değişikliği, çevre kirliliği dünya çapında dikkat çeken ve çağımızın en mühim meselelerinden biri. Hepimizin bu konuda sorumluluk alması gerektiği de ortada. İstanbul Bienali sanat yoluyla bu meseleyi geniş kitlelere anlatma ve konuya dikkat çekme açısından önemli bir görevi üstleniyor.

BİZE ULAŞIN