Karınca terbiyecisi: Rafael Gomezbarros

Kolombiyalı sanatçı Rafael Gomezbarros, Türkiye’deki ilk kişisel sergisi ‘We Forget To Think We Are Born’u Sevil Dolmacı Art Consultancy’de açtı.

Giriş Tarihi: 15.10.2019 09:49

Çimen Uzsoy G.

İstanbul'da ilk kişisel serginizi açtınız. Daha evvel burada bulunmuş muydunuz? Sizce sanatınız şehirle nasıl bir iletişim kuruyor?
İstanbul'a ilk gelişim ve bu sergiyle amacım şehrin sanat hareketleri hakkında geniş bir fikre sahip olurken, etrafındaki yeni dinamikleri keşfetmek. İşlerime gelince; harekete geçirmek, mücadele ve barışın dilini temsil etmek için buradalar. Şimdiki zamanda bir bellek yaratmak için geçmişteki olaylar üzerine farkındalık yaratıyorlar ve bu şehir çok geniş bir belleğe sahip.

Türkiye'deki sanat sahnesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aslında Türkiye'deki sanat sahnesinde olup bitene dair birinci elden bir bilgiye sahip değilim. Tabii ki, İstanbul Bienali çok tanınan bir etkinlik ama yerli sanatçılar hakkında detaylı bilgim yok. Bu seyahat sayesinde neler olup bittiğine dair bilgimi artırmayı umuyorum.

Serginin başlığı olarak We Forget To Think We Are Born'da nasıl karar kıldınız? Bizim için anlamını biraz açabilir misiniz?
Bu sergide işlerimin dört zamanını bir araya getiriyorum ve kişisel sorulara cevap veriyorum: Ötekine nasıl güvenebiliriz? Kaybolanı unutabilir miyiz? Neden göç ederiz? Ve her şeyden önemlisi; neden bu kadar açım? Bunlar kendime sorduğum sorular ama aynı zamanda kamuya da sormak istiyorum. Her bir iş serisi, birbirini çiğnememesi için çok dikkatlice düşünüldü. Belki bir hafıza işi yapmam ve en
önemli şeyi, yani hayatın kendisini elimde tutmayı unutmamam için bana yardımcı olursunuz.

We Are Numbers, House Taken, We Are Human ve I Eat, You Eat, He Eats serilerinden seçilen işler var burada. Sergiyi gezmeden önce bilmemiz gereken bir şey var mı?
Serginin girişinde yer alan We Are Human adlı iş, ötekine güven meselesinden bahsediyor. Bugün içinde olduğumuz dünya merkezden soyutlanmış bir alan haline geliyor, sınırlar sosyal ağlar ve internet tarafından kırılıyor, kendimizi kapatmak yerine bize yabancı olan ötekine daha fazla güvenmemiz gerekiyor.

Sanatınızın derinlerinde politik anlamlar da mevcut. İlk referansınız Kolombiya'nın politik sorunları olsa da çoğu tema küresel ölçekte de geçerli. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Sanat, içinde bulunduğu zamanla tutarlı olmalı. Bence internet sınır kavramını yeniden düşünmemize sebep oluyor. Ben cevapların ortada olduğunu düşünüyorum. Yeni bir teknolojik çağ bizi bekliyor; tamamen insan eliyle yaratılmış şehirler teknolojiyle birleşiyor. Bu çağda doğal ve yapay zeka iç içe geçmiş. Sanat gitgide insanın merkezine odaklanmayı bırakarak, insan ile insan olmayan arasındaki sınırın geçirgen olduğu bir dünyaya doğru kayıyor. Her ülkenin problemi birbirine benzer çünkü biz hep aynı şeyi seçeriz; tanıdığımız ve bu yeni yollarla kolayca manipüle edileni. Sürekli aynı şeyi yaparak farklı sonuçlar elde edemezsiniz.

Casa Tomada serginizi beş yıl evvel Saatchi Gallery'de gezmiş ve çok güçlü, etkileyici bulmuştum. İnsanlarla kolayca bağ kurabilen bir iş olduğunu düşünüyorum ki, çağdaş sanat söz konusu olduğunda bundan bahsetmek her zaman kolay olmuyor. Bu anlamda Casa Tomada'yı özel kılan nedir sizce?
İşlerimi üretirken çok fazla detaya özen gösterdim. Kitlesel göçler her ülkenin kendi iç problemlerinden kaynaklanıyor, insanlar evlerini terk edip yeni yerlere yerleşiyorlar ve büyük kültürel değişimler ve elbette ki yabancı düşmanlığı, ırkçılık gibi olumsuz reaksiyonlar ortaya çıkıyor. Güvenlik olgusunda değişiklikler olduğunda ve çökmüş ekonomiler oluştuğunda bu derece büyük bir reddediş normal. Benim sormak istediğim soru şu: Bu karşıtlıktan kim sorumlu? Her şeyini kaybetmiş bir insanla yan yana yemek yiyen kim? Tam da bu sebeple çok güçlü bir enerjiye sahip ama basit bir unsur olan karıncayı seçtim. Karıncalar girişken, çalışkan, yapıcı ama asla yıkıcı değiller. Ağırlıklarının yaklaşık 20 katını taşıyabiliyorlar. Bu sebeple, kültürüne yabancı bir ülkede çalışıp, memleketindeki ailesine yardım eden bireyler için iyi birer benzetme olduklarını düşündüm. Bu işimde kökünden sökülüş, kurbanlar ve failler bir arada temsil ediliyor çünkü karıncalar sergi için mekana geldiklerinde oradan kovuluyorlar mı, yoksa işgal mi ediyorlar bilinmiyor. Hayatta kalmak herkesin meselesi, sadece birkaç kişinin değil.

Sanatınızla ilgili bir hayaliniz var mı?
Hayır, günü gününe yaşıyorum ve tamamen gerçek dünyadayım.

Sizin için özel olan bir sanat eseri var mı?
Leonardo Da Vinci'nin Mona Lisa'sı ve Edvard Munch'ın Çığlık tablosu.

Şu anda üzerinde çalıştığınız projeden bahseder misiniz?
Açlık üzerine bir şeyler yapıyorum, çağdaş dünyada varolan açlıkla ilgili büyük kaygı duyuyorum.

BİZE ULAŞIN