Feride Tansuğ Acar ile 24 saat

L’Appart PR Türkiye’nin kurucusu ve iletişim danışmanı, San Francisco ile İstanbul arası sürdürdüğü yoğun hayatta, faaliyetlerini ve bir yandan da anneliği dengelemeyi başarıyor.

Giriş Tarihi: 17.10.2019 17:06

05:45'te, San Francisco'da güneş daha doğmadan evimizde aksiyon başlıyor. Oğlum Leo'nun neredeyse hepimizden önce uyanmasıyla birlikte, ilk iş eşim Teoman'ı yolcu ediyoruz. O da güne erken başlayanlardan. Oğlumla birlikte sabah belli rutinlerimiz var. Önce pencereden gökyüzüne bakıp hava durumu hakkında istişare ediyoruz. Bulutlara bakmayı çok seviyoruz. Hemen ardından mutfağın önündeki çam ağacımızın etrafına konan kuşları sayıp, onlarla konuştuktan sonra çiçeklerimizi suluyor ve birlikte kahvaltı hazırlıyoruz.

08:00'de oyun oynama seansımız başlıyor. Biraz kitap okuyup, çeşitli oyunlar geliştirdikten sonra 09:00'da bakıcımızın gelmesiyle annelik mesaime ara verip iş insanı kimliğime dönüyorum. Genelde ilk refleksim e-postalarımı kontrol etmek tabii ki. Saat farkından bekleyen mesajlara dönüş yaptıktan sonra İstanbul ofisimle telefonda görüşüp, gün içinde neler olduğu hakkında rapor alıyorum. Acil çözmem gereken bir konu varsa mutlaka onunla ilgileniyorum.

11:00'de evimizin bulunduğu Noe Valley bölgesinde Vive la Tarte'a kısa bir yürüyüş yapıp, favori kahvemi yudumlayarak bu sefer Amerika'daki ajansımın işleriyle ilgilenmeye başlıyorum. Projeler, araştırmalar, telefonlar dur durak bilmiyor.

Saat 13:00'te öğle yemeğimi hızlı bir salatayla geçiştiriyorum. Vaktim yeterliyse farklı mekanlar keşfetmeyi seviyorum. Kendime ayırdığım bu zaman bence paha biçilemez. Ardından eve dönüp, öğleden sonra annelik mesaime başlıyorum. Akşam eşim geldikten sonra da mail'lere kısa bir dönüş yapma vakti buluyorum.

Türkiye'deysem 06:30'da mutlaka uyanıp İstanbul'u dinlemeyi seviyorum. Klişe belki ama Çubuklu'da geçirdiğim İstanbul günlerimi hiçbir şeye değişmem.

07:30'da Kanlıca-Beşiktaş vapuruna yetişmenin tatlı heyecanını yaşıyorum. Kaçırırsam trafikte vay halime… İstanbul'u hissettiren en sevdiğim yolculuk bu. Her seferinde, "Ne kadar şanslıyız, dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir şehirdeyiz" diye düşünüyorum. Bu yolda meditasyon yapmak en büyük keyfim.

08:45 L'Appart PR İstanbul'da iş başı. Yolda olan varsa mutlaka bir tchai tea latte siparişim oluyor. Ardından toplantılar, ekip çalışmaları, bol telefon konuşmaları ve mesajlaşmalar başlıyor.

Kısa vaktim de olsa 12:00 gibi mutlaka sevdiğim bir dostumla ya da iş arkadaşımla öğle yemeği yiyorum. Yeni açılmış yerleri bu vesileyle keşfetme imkanı buluyorum. Müşteri ziyaretleri, toplantılar derken, vaktin büyük bölümü yolda geçiyor. Sabah vapurundaki dinginliğin yerini stres alıyor. Ama inanır mısınız, İstanbul'un stresini bu kadar kısa sürede bile seviyorum. Akşamları aileme ayırmaya özen gösteriyorum.

20:00 civarı mutlaka yemek buluşmaları yapıyorum. Hayat genelde uzun ama ben 10 saniyeliğine bile olsa keyif alabileceğim her fırsatı değerlendirmekten yanayım.

BİZE ULAŞIN