Göbeklitepe'nin keşfedilmeyi bekleyen sırları

12 bin yıl önce Neolitik Çağ'da (Cilalı Taş Devri) inşa edilen Göbeklitepe, o dönemde yaşayan ve henüz sadece çanak-çömlek yapabilen insanlar tarafından oluşturulan dünyanın ilk tapınağı. Gizemli bir inanç merkezi olan Göbeklitepe'yi ilginç kılan önemli unsurlardan biri ise tapınağı inşa edenlerin daha sonra burayı belki yok etmek belki de bulunmasını önlemek için üzerini toprakla örtmeleri...

Giriş Tarihi: 31.12.2019 10:22

Şanlıurfa'ya 18 kilometre mesafede, Örencik köyü yakınlarında yer alan Göbeklitepe, Dicle ve Fırat nehirlerinin kollarıyla sardığı Bereketli Hilal olarak anılan bölgede kurulu. Göbeklitepe keşfedilmeden önce yaygın olan genel kanı binlerce yıl hayatlarını göçebe olarak devam eden avcı-toplayıcı insanların iklimin yumuşamasıyla birlikte tarımı keşfettikleri ve böylelikle yerleşik hayata geçtikleri yönündeydi. Ama Göbeklitepe, tarımın keşfinden önceye dayanıyor ve bu teoriyi tamamen değiştiriyor.

İnsanlık tarihini değiştirebileceğine inanılan Göbeklitepe, Mısır piramitlerinden 7 bin 500 yıl, Stonehenge'den 7 bin yıl daha eski. İlk olarak 1985 yılında Göbeklitepe'nin konumlandığı arsanın sahibi tarafından tarihi kalıntılar bulundu. 1963 yılında İstanbul ve Chicago üniversitelerinden görevlilerinin yüzey araştırmaları sırasında fark edilen Göbeklitepe'deki kazı çalışmaları, 1995 yılında Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve Prof. Dr. Klaus Schmidt'in bilimsel danışmanlığında başladı.

GÖBEKLİTEPE'NİN YAPIMI DİNİ BİR AMAÇ TAŞIYOR

Göbeklitepe'deki kazı çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Klaus Schmidt, bölgedeki yapılaşmanın ve avcı-toplayıcıları buraya getiren nedenin dini fikirler olduğunu söyledi. Schmidt, verdiği bir röportajda şunları söylüyor; Burada bu anıtsal taşları dikmiş, bu alanı mimarisiyle bizlere bırakmış insanlar binlerce yıl öncesinin avcı-toplayıcıları, günlük hayatlarını geçirmek için buraya yerleşmeye gelmemişler, burayı yaparken çiftçiliğe henüz geçiş aşamasındalar. İlginç olan şu ki bu kadar devasa anıtsal bir şeyi yapmak için çok fazla insan gücüne ve belirli bir organizasyona ihtiyaç var. İnsanları buraya getiren dini fikirler olmalı."

Çıkarılan eserler incelendikçe teoriler gün yüzüne çıkmaya başladı. Kanıtlar, Göbeklitepe'nin dünyanın bilinen ilk tapınağı olduğuna işaret ediyor. Bin senelik bir süreçte inşa edilen onlarca tapınak, kadim bir kült merkezi meydana getirdi. Bölgenin farklı yerlerinden gelen insanları ibadet amacıyla bir araya getiriyordu. Eğer öyle ise, burayı inşa eden ve burada tapınan insanların sabit bir besin kaynağına ihtiyacı vardı ve belki de bu ihtiyacın sonucunda tarım doğdu.

GİZEMLİ SEMBOLLER VE HAYVAN FİGÜRLERİ

"Tarihin sıfır noktası" olarak nitelendirilen Göbeklitepe'nin bir yerleşim yeri olmadığı ve insanların dini ritüellerini yerine getirmek amacıyla burayı inşa ettiğine kesin gözüyle bakılıyor. Cilalı Taş Devri'nde bu yapıyı tasarlayıp inşa etmek için muazzam bir iş gücü ve mühendislik bilgisi gerekirken o dönem bunu nasıl başarabildikleri en çok merak edilen soruların başında geliyor. Ancak neden bu bölgeyi seçtikleri henüz netlik kazanmış değil. En ilginç ayrıntılardan biri bu tarihi anıtları yapanların bölgenin üzerini kendilerinin örtüp toprağa gömmeleri.

Kazı çalışmalarında şimdiye kadar Neolitik döneme ait yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykeli, dikili taşlar ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi tarihi eserler keşfedildi.

"BAŞKA BİR DÜNYAYI SİMGELİYOR"

Göbeklitepe çember şeklinde 10 ile 30 metre arasında değişen dairesel alanlardan meydana geliyor. Her bir çember T şeklinde büyük sütunlarla ayrılmış yüksek taş duvarlardan oluşuyor. 40 ila 60 tonluk dev sütunların üzerinde bulunan el, kol, kemer ve giysi kabartmaları nedeniyle bunların yüz yüze bakan insan tasvirleri olduğu düşünülüyor. Ancak bu sütunlarda insan yüzleri yok. Bu durumu ise Prof. Dr. Klaus Schmidt şöyle açıklıyor; Bu T biçimli sütunlar bize bunların bu dünyadan gelmediğini anlatıyor bence, insan biçimli bu taşlar başka bir dünyayı simgeliyor. Tüm bunlar günlük yaşam için yapılmamış, felsefi yada dini düşüncelerle yapılmış. İnsan bilincini aşan doğaüstü dünyalarını gösteriyor."

YERALTINDA ONLARCASI VAR

Göbeklitepe 12 futbol sahası genişliğinde bir alan kaplıyor. Arkeologlar, bu alanın kazılmış olan küçük bir kısmında, bin yıldan daha eskiye dayanan tabakalar halinde yapılar keşfettiler.

Yeraltı radarı sayesinde elde edilen haritaya göre dairesel yapılardan tepenin altında gömülü en az 16 tane daha bulunuyor. T biçimli sütunlar, Göbeklitepe'nin sırrına dair kışkırtıcı ipuçları sunuyor. Üzerlerinde bulunan işaretler, onların sıradan birer dikilitaştan ibaret olmadıklarını gösteriyor. Sütunlar ve kalıntılar üzerinde; boğa, yaban domuzu, tilki, yılan, turna ve yaban ördekleri en sık görülen hayvan tasvirleri.

ÖNCE İNŞA EDİLDİ SONRA TOPRAĞA GÖMÜLDÜ

Taş çağı avcılarının gizemli kutsal alanı olarak kabul gören Göbeklitepe ortaya çıkarılmadan önce de bölge halkı çeşitli sebeplerle uğurlu sayılıyormuş.

Etraftaki köylere yakın mesafede bulunmayan kuş uçmaz kervan geçmez bir tepeyi uğurlu sayan köylülerin hemen altında binlerce yıldır yatan yeryüzünün ilk tapınağının varlığından habersiz olarak bir ağacı dilek ağacına çevirmeleri tesadüf olabilir mi?

Klaus, avcı-toplayıcıların Göbeklitepe'yi inşa ettikten sonra terk etmelerini şöyle açıklıyor; 8 bin yılı civarında artık çiftçilik bazlı yaşam tarzı ön plana geçince avcı toplulukları bu mekanı sonsuza kadar terk etmeye karar vermiş. Bölgedeki dolgu malzemesi doğal bir erozyonla değil insan eli tarafından doldurulmuş, üstü tamamen örtülmüş. Bu da Göbeklitepe'nin nasıl bu kadar iyi muhafaza edildiğini ve günümüze kadar geldiğini açıklıyor.

*Dünyanın en eski "tapınak merkezi" olduğu belirtilen Göbeklitepe, UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alındı.

*Göbeklitepe'de sürdürülen kazı çalışmalarına başkanlık eden Prof. Dr. Klaus Schmidt 2014 yılında hayatını kaybetti.

BİZE ULAŞIN