Dün ile bugünün ortasında

Los Angeles’ta yaşarken recycle ve upsycle işler üreten Dada-ist markasını kuran Deniz Doğruyol’un evine ve alt kattaki stüdyosuna buyurun.

Giriş Tarihi: 14.01.2020 12:19

Çimen Uzsoy G.
Fotoğraflar Serkan Eldeleklioğlu

Uzun yıllar Los Angeles'ta yaşayıp ürettikten sonra Türkiye'ye döndünüz. Bu kararı almanızda neler rol oynadı?
Los Angeles'a 2012'de taşındım, 2017 sonu döndüm. Bu karar, tamamen ağır basan bir içsel istekti. Yaşamıma İstanbul'da devam etmek istedim. Los Angeles'ta yaşadığım sürede Saddleback Art College'dan dersler aldım, Avrupa ve Amerika'da işlerim birçok karma ve solo sergide yer aldı. Dada-ist'i 2014'te orada yaşarken kurdum. Dada-ist, "found object art design" üzerine kurduğum upcyle ve recycle işler üreten bir marka.

İşlerinizde pek çok teknik ve malzemeyi bir arada kullandığınızı görüyoruz. Sizi hiç tanımayan birine sanat stilinizi nasıl anlatırsınız?
Bu yolculuğa ilk kağıt ile başladım, papier maché ve birçok farklı teknik üzerine uzun seneler çalıştım. Kağıttan işler üretirken, geri dönüşüm değeri olan birçok projede yer aldım. Bir süre sonra dönüşebilmeye hazır her türlü obje, eşya işin içine girdi. Ben malzemelerime "hayatın şeyleri" diyorum. Hayatın içindeki her şey dönüşmeye o kadar açık ki; tıpkı bizler gibi aslında! Eşyaların ruhu olduğuna inanıyorum, eski eşya tutkum buradan geliyor. Hepsi geldiği yerin hikayesini taşıyor üzerinde ve ben onlarla karşılaştığım anda, "Bununla ne yapabilirim? Nasıl bir şeye dönüştürebilirim?" diye hayal kurmaya başlıyorum. Yaptığım işlerde dadaizmin kural tanımayan, sıradışı duruşundan etkilendiğim çok net; işlerimin şaşırtmayı seven bir tavrı var. Objeleri kullanmakta sınır tanımayan bir hayal gücüm, her gün biriken hikayelerim ve uygulamada çözüm odaklı bir inadım var. Bunun dışında, her sene sınırlı sayıda ürettiğim kullanılabilir retro eşya koleksiyonu çıkarıyorum. Bizden önceki nesillere keyifle eşlik etmiş, unuttuğumuz eşyaların bugünkü modernize hallerini Dada-ist markası altında satışa sunuyorum.

Atölyeniz evinizin alt katında. Ev ve işe ayırdığınız zamanı keskin bir biçimde ayırabiliyor musunuz?
Sabah erken yaptığım yürüyüş ve kahve sonrası eve dönüyorum. Dadaistudio, adı üzerinde, evin alt katında başka bir dünya. Tamamen bana ait, beni içine bir şekilde çekiyor. Altı aylık bebeğim olduğu için şu ara bu biraz zor gibi görünse de, oraya her gün aynı saatte inmeyi kendime öğrettim.

Atölyeniz çocuklar için yüzlerce çekim alanı barındırıyor. Kızınızın buraya girmesine izin veriyor musunuz? Her şeye dokunması serbest mi?
Ben çalışırken o da atölyeye iniyor bazen, ona her şey serbest şu an. Şaşkın ve meraklı gözler ile etrafı izliyor, keşfedecek o kadar çok şey var ki onun için, büyüdükçe orayı nasıl iştah ile karıştıracağını hayal edebiliyorum şimdiden.

Hem evinizin dekorasyonunda hem de atölyenizde Mid-century etkisi yoğun. Bu döneme olan ilginizi sizden dinleyebilir miyiz?
Evimdeki ve atölyemdeki eşyaların Midcentury izleri taşıyor olması ruhuma çok iyi geliyor, bu birinci sebebim. Mid-century'nin beni yakalayan en belirgin tarafı yalın, basit, yormayan bir çizgi taşırken, bir o kadar da karakterli olması. Tasarımlarda renk, şekil, malzeme, hepsi farklı bir role sahip sanki. Ruhunu detaylar ile çarpıcı bir biçimde ortaya koyan bir anlayış.

Kişisel stiliniz de geçmişten besleniyor; çoğunlukla vintage kıyafet ve aksesuarları tercih ediyorsunuz. İkinci el modaya merakınız nasıl başladı?
Eski olan her şeye ilgim küçük yaşlarımdan beri var. Sahaflara girip kitapların kokusunu içime çekerdim. İkinci el kıyafetlere ilgim de sanırım üniversite yıllarımda başladı.

En iyi vintage parçaları bulmak için hangi şehir ve mağazalar favoriniz?
Los Angeles ve New York favorilerim. Los Angeles'ta başta Rose Bowl olmak üzere bitpazarlarının hepsi ve Urban Americana, Las Vegas'da Patina Decor favori mağazam. Aynı caddede birçok güzel eşya bulabileceğiniz vintage butikler var. Brooklyn'de de güzel parçalar bulabileceğiniz minik mağazalar var. Manhattan'daki What Goes Around Comes Around fiyatları biraz yüksek bir mağaza. Beacon's Closet'ın fiyatları ise gayet uygun. Avrupa'da gittiğim her yerde bitpazarlarını ve vintage butikleri keşfetmeyi seviyorum, nerede ne bulacağınız hiç belli olmuyor.

Bulduğunuz en büyük hazine neydi?
Los Angeles'ta, bitpazarında Edgar Bergen'in 1930'lu yıllarda hayata geçirdiği şovundaki ünlü karakteri Charlie McCarthy kuklasını buldum. Bulduğum andaki mutluluğum tarifsizdi, hemen o an beraber fotoğraf çekildikten sonra, kendisi
benimle eve geldi.

Sanat üretiminde kullandığınız vintage objeleri nerelerden temin ediyorsunuz?
Her yerden diyebilirim. Los Angeles'tan taşınırken çok malzeme getirdim, gittikçe de alıyorum, seyahatlerden topluyorum, İstanbul ve Türkiye'nin birçok yerinde takip ettiğim, irtibatta olduğum kişiler var, onlardan alıyorum, bazen sokakta karşılaştığım hurdacıda veya çöpte de karşıma çıkabiliyor.

Trendleri takip ediyor musunuz?
Trendleri bilirim ama çok takip edip uygulayan biri değilim. O sezon trend olup da satın aldığım bir şey varsa, mutlaka vintage bir hikaye bulmuşumdur tasarımında veya renginde.

Yakın zamanda gerçekleşecek bir projeniz var mı?
Galeri Bu Galata'da 2020 Nisan ayında bir kişisel sergim olacak. Aynı ay Step İstanbul'da işlerim yer alacak. Bunun dışında 2020 için birçok farklı marka ile geri dönüşüm projesi gerçekleştireceğim.

Yeni yıl kararları listesi yaptınız mı? Bir numarada ne var?
Kafamda döndürüp dolaştırdığım bir listem var ama henüz tamamlamadım. İlk kararım, kendime ve sahip olduğum her şeye daha fazla şükretmeyi hatırlamak. Şükretmek çok kıymetli.

Tipik bir 24 saatiniz nasıl geçer?
Güne yürüyüşle başlama rutinim var 20 senedir. Sonrasında, o gün yapılacak iş listem hazır oluyor, onun üzerinden gidiyorum. Dolayısıyla her gün değişken bir programım oluyor. Toplantım varsa dışarıda oluyorum, onun haricinde malzeme toplama günlerim oluyor veya üretim yaptırdığım atölyeler var Okmeydanı, Şishane gibi farklı yerlerde. Acil görmem gereken sergiler var ise mutlaka kaçırmamaya çalışıyorum. Geri kalan zamanda atölyede çalışıyorum. Akşamüstü eve gelip kızımla zaman geçiriyorum. Mert gelince hep birlikte yemek yiyoruz, sonra Mert ile ikimizin özel zamanı başlıyor.

BİZE ULAŞIN