Sanatla iç içe: Eda Akkır

İç mimar Eda Akkır’ın kendi imzasını taşıyan sanat eserleriyle canlanan sıcak yaşam alanını keşfediyoruz.

Giriş Tarihi: 26.06.2020 13:42 Güncelleme Tarihi: 26.06.2020 13:44

Bade Çakar
Fotoğraflar Serkan Eldeleklioğlu

Eda Akkır bohem bir ruha sahip. Kendisi için tasarladığı evinde Marakeş esintili bir atmosfer yakalamak isteyen iç mimarın kişisel yaşam alanına renk ve sıcaklık, stiline ise rahatlık hakim.

Doğallığı ve samimiyetiyle karşısındakine pozitif enerji veren insanlardan Eda Akkır... Her zaman kreatif tarafına yoğunlaşan ve kariyerini iç mimari üzerine çizen Akkır, karantina sürecinin sanat tutkusunu da güçlendirdiğini söylüyor. Yarattığı eserler, canlı renkleri ve akıcı çizgileriyle evinin duvarlarına hayat katıyor. Aynı özellik evinin dekorasyonunda ve stilinde de göze çarpıyor.

Yaşam ve stil seçimlerini evinde keşfettik. Yaşam alanını kendi yarattığın eserlerle donatmak nasıl hissettiriyor?
Bu dönemde duvarlarımı bir sergi alanı gibi kullanıyorum. Yeni resimler yaptıkça eskileriyle değiştiriyorum. Kendi çalışmalarımı görmek güzel ama aynı zamanda duvardaki çalışmalarıma bakarken kendimi eleştirme ve sonrasında geliştirme fırsatım da oluyor. Diğer yandan, yavaş yavaş başka sanatçıların eserlerini de görmek istediğim noktaya geldim.

İç mimariye olan ilgin ne zaman başladı, meslek olarak seçmeye nasıl karar verdin?
Çok küçük yaşlarımdan itibaren resim yapıp, bebeklerime kıyafet dikerek vakit geçirirdim. "Ne olacaksın?" sorusunun cevabı ya mimar ya avukat olurdu. Tesadüfen girdiğim güzel sanatlar lisesi sınavında birinci olunca, yolum iç mimarlığa çevrildi.

Kendi evini dizayn etmek nasıl bir deneyim? Buranın tasarladığın diğer mekanlardan farkı nedir?
Evimizi dizayn ederken yavaş yavaş ilerledik, hâlâ da devam ediyoruz. Nişanlım benden önce bu evde yaşadığı için taşındığımda atmosferin çok daha maskülen bir tavrı vardı. Ben sıcaklık ve renk katmaya çalıştım. Daha çok ofis tasarladığım için, evde daha sıcak bir ortam yaratmaya yöneliyorum otomatik olarak. Aslında planım atmosferi biraz daha Marakeş esintili yapmak. Yavaş yavaş değişiklikler yapmaya devam ediyorum.

Evin sana dair nasıl ipuçları barındırıyor?
Evin farklı alanlarında kurduğum atölye köşeleri benimle alakalı ipucunu hemen veriyor. Duvarlardaki resimler, turuncu koltuğun üzerinde her zaman duran şallar, bolca kullandığım mumlar, evde aradığım sıcak atmosferi yansıtma çabalarım. Bana yeşil huzur veriyor, bu yüzden bolca gerçek ve yapay bitkimiz var. Evde sevdiğim köşelerden biri de girişteki koltuk. Burası son dönemlerde fotoğraf çekme alanım oldu.

Mimari alanında ilham verici bulduğun isimler kimler?
Başta Luis Barragan, sonrasında Le Corbusier, Alvar Aalto, tabii ki Antoni Gaudi... Liste daha çok uzar. Son zamanlarda iç mimar Kelly Wearstler ve ürün tasarımcısı Elena Salmistraro'yu da yakından takip ediyorum.

Mimari bakış açın sanattan nasıl besleniyor?
İncelediğim sanat eserleri, resim çalışmalarımı da, o sırada ev için aldığım parçaları da etkiliyor. Resimlerimi 3 boyutlu görmeye çalışırken, çevremdekileri de bazen resim gibi 2 boyutlu bir kağıdın üzerinde görüyorum. Resimdeki ışık, gölge kullanımı ve bazı eserlerdeki boşluk, doluluk hissinin yansıması hep iç mimari tasarımlarımda aklımda olur. Resimde derinlik oluşturma çabamı, iç mimari tasarımımda da uygularım. Resimde yaratmak istediğim o heyecan, dinamiklik ve bazen renk çarpıcılığını aynı şekilde tasarlarken de arıyorum.

Bir evin içini tasarlarken en çok hangi köşelere önem verirsin?
Kişisel alanların oluşmasına, alanların işlevselliğine önem veririm. Benim için evde az eşya, ferah ve kullanışlı alanlar önemli ama soğuk hissettirmemeli. Bir yaşam alanı bana o rahatlık hissini vermeli, aksi takdirde diken üstünde oturuyormuş gibi hissediyorum.

Bu evde senin için en özel alan neresi?
Salonumun tam ortasındaki atölye alanım. Bu alanın mutfağa yakın olması da şu an için çok iyi. Ama ev yaşayan bir organizma, değişiklik gelecektir ve değişiklik iyidir. Ben yatak odası, giyinme odası gibi diğer alanlardan çok salon, mutfak ve atölye arasında hayatımı geçiriyorum. Çalışmalarımın asılı olduğu duvar da benim için çok özel tabii.

Senin için özel anlamı olan bir eşyanı bizimle paylaşır mısın?
Eşyalara çok bağlanmıyorum. Sevdiğim birkaç aksesuar olarak mumlarım var fakat aslında hiçbiri vazgeçilmez değil. Ferhat'la ilk çekildiğimiz fotoğrafın durduğu çerçeve, anısı olan en özel eşyam.

Modanın iç mimari ile ilişkisini nasıl değerlendiriyorsun?
Biri bir bakıma iç mekan giydirmek, diğeri ise insanları. Tabii, iç mimarinin dekorasyon kısmından bahsediyorum. Hem iç mimaride hem de tekstilde desenler, dokular, kumaş yapıları, renkler, geometri, malzeme kullanımı, detay ve uygulamadaki ustalık önemli. Bir de dönemlerin akımları ve trendler var; birbirlerinden etkileniyorlar.

Kişisel stilini nasıl tanımlarsın?
Çok feminen değilimdir. Daha maskülen ve rahat bir stilim var. Renkli veya siyah ve beyaz takımlar, denim şortlar, beyaz tişörtler en çok tercih ettiklerim. Elbise giyeceksem de seksi değil, daha sevimli olanları tercih ediyorum. Pastel renkler içimdeki çocuğu yansıtıyor. Kılıktan kılığa fazlaca geçiyorum diyebilirim. Ama hep kendimi yansıtarak.

Sezonun en sevdiğin trendi hangisi? Bu trendi stiline nasıl uyarladın?
Helenistik siluetler yaz için beni etkiliyor. Çok sevdiğim takım elbiselerin kesimleri bu sezon 70'leri yansıtıyor; çok ciddi tavırdan sıyrılan bu özgür kadın görünümünü sıkça kullanıyorum zaten. 'Yataktan sokağa' görünümü sağlayan sade, nude renkli saten elbiseleri çok seviyorum. Rahat, kalın topuklu, bantlı terliklerin sezonun sevilen parçalarından olması da beni en mutlu eden detaylardan.

Gardırobunda her daim var olacağını düşündüğün parçalar var mı?
Beyaz gömlek, renk renk ceketler, beyaz tişört ve denim şort. Bir de rahat dans edeceğim kalın topuklu siyah botlar, siyah tek bant topuklu sandaletler ve bol bol altın aksesuar.

Gardırobunun en değerli parçaları hangileri?
Alexander Wang botlarım ve genelde hiç giyemediğim siyah, narin Christian Louboutin stilettolarım. Her gün kullandığım Manu Atelier çantamı da çok seviyorum.

Kıyafet ve aksesuarlarda en çok neye önem veriyorsun?
Zamansız olmalarına özen gösteriyorum.

Tipik bir günün nasıl geçer?
Bu aralar daha geç kalkıp, daha geç yatıyorum. 10:30 gibi kalkıyorum ve kahve üzerine, yapabiliyorsam spor yapıyorum. Haftada üç gün yapmaya özen gösteriyorum. Sonra masamın başına oturuyorum. Yakın arkadaşlarım ve ailem hep, "Kalk o masadan biraz" der. Çizim yaparken ve çalışırken saatler geçiyor.

Şu sıralar ne dinliyor, okuyor ve izliyorsun?
En son Yeni Dünya, Hayvanlardan Tanrılara Sapiens ve tekrar 1984'ü okudum. Sürekli Lana del Rey ve Billie Eilish dinliyorum. Bir yerden sonra sıkılsam da kendime engel olamıyorum sanırım.

Önümüzdeki günler için seni en çok ne heyecanlandırıyor?
Kendimi geliştirme çabası içindeyim, o nedenle her gün çalışıyorum ve her uyandığım gün, yapacağım işler beni heyecanlandırıyor. Beni bekleyen, çizimlerimle destek verdiğim bazı marka işbirliklerim ve üniversite öğrencilerine online ders verme maceram var. Bunlar şu an için kalbimin hızlı atması için yeterli. Bir de ilerleyen günlerde salgından dolayı ertelenen düğünümüzü gerçekleştirme çabası ve planlaması olacak. O da büyük bir heyecan benim için.

Bu sürede sanata yoğunlaşmak gelecek planlarını değiştirdi mi?
Sanatla iç mimarlık arasında bir seçim yapabilir misin? Bu dönemde daha çok çizim yapmaya ve eğitim vermeye odaklandım. Her zaman yoğunlaşmak istediğim bir alandı ve evde resim yaparken kendimi çok iyi hissettim fakat seçim yapmak istemem. Tasarım ve iç mimari de benim tutkum, bu dönemi atlattıktan sonra iç mimari çalışmalarıma da devam edeceğim.

BİZE ULAŞIN