Durgun Sular Sessiz Akar

İnsanın derinliğini arayan roman

Yeni romanı Durgun Sular Sessiz Akar'la okuyucuların karşısına çıkan yazar Muammer Kırdök: "İnsanın kapalı kalmış, derin ve gizli yanlarıyla ilgileniyorum. Cinselliği de bu kapsama soktuğumuzda Durgun Sular Sessiz Akar'ın omurgası daha berrak ortaya çıkacaktır."

Notos Yayınları'ndan çıkan Durgun Sular Sessiz Akar, Muammer Kırdök'ün ikinci romanı. Daha önce Ölümsüz Olduğum Zamanlar adlı ilk romanıyla eleştirmenlerin dikkatini çeken Kırdök, edebiyat dünyasına getirdiği yeni soluğu, yeni romanında da sürdürecek gibi görünüyor. Kırdök, 1970'lerde Viyana'da geçen romanında, yazarın deyişiyle 'Avrupa başkentleri içinde melankolisi en yüksek merkezlerden' biri olan bu kentte öğrenci olarak bulunan Türk öğrenci Kayhan'la ev sahibesi Elizabeth Weiss'in ilişkisi üzerinden insan ruhunun derinliklerine iniyor. Yeni romanı Durgun Sular Sessiz Akar'la ilgili sorularımızı yanıtlayan Muammer Kırdök, "Ben okuyucuların eline kullanma talimatı tutuşturmak istemiyorum. İyi bir edebiyat eserini her okuyucu zihninde yeniden yaratır; üzerine düşünür, yorum yapar, sorgular" diyor.

- Durgun Sular Sessiz Akar Viyana'da yaşanan bir ilişkiyi anlatıyor. Sizin de uzun yıllar Viyana'da yaşadığınız dikkate alınırsa, bu roman çok önceden düşünülüp, hazırlığı yapılmış bir çalışma mıydı?
- Viyana, Avrupa başkentleri içinde melankolisi en yüksek merkezlerden biridir. Kışın sokaklar derin bir sessizliğe bürünür, insanlar içlerine kapanırlar, havaya boz bir ağırlık çöker. Evlerine çekilen insanlar birbirlerine yaklaşıyor sanırsınız, yanılırsınız. Herkes kendi adasına taşınmış, yalnızlığına sığınmıştır. Oraya okumaya giden Türk öğrencilerin çoğu kolay alışamazlar bu atmosfere.
1980'li yılların sonunda, çok soğuk bir aralık gecesinde Viyana'nın ıssız sokaklarında yürürken yolda bir cüzdan bulmuştum. İçinde, zarfı kapatılarak pulu yapıştırılmış ama postaya henüz verilmemiş ufak bir mektup vardı. Muhtemelen oradan geçenlerden biri düşürmüştü. Cüzdanın sahibine ulaşmak kolay olmadı; içindeki defterde kayıtlı telefonlardan bazılarını arayarak zar zor sahibini bulmuş, tuhaf bir buluşmadan sonra emaneti teslim etmeyi başarmıştım. Durgun Sular Sessiz Akar'ın örgüsü kafamda işte bu olaydan sonra filizlenmişti. İlk haliyle yüz sayfayı geçen uzun bir öykü çıkmıştı ortaya, sonradan romana dönüştü. Zaman zaman ara versem de, arkasında yirmi yılı aşkın bir çalışma yattığını söyleyebilirim.

- Kendi Viyana deneyimleriniz Durgun Sular Sessiz Akar'a yansıdı mı?
- Romanın kahramanı Kayhan'ın gerçek yaşamda karşılığı bulunduğunu, mutlaka birilerine benzediğini iddia edebilirim. Belki bir parça beni bile andırıyordur. Yine de, yukarıda belirttiğim çıkış noktası dışında Durgun Sular Sessiz Akar'la kendi yaşadıklarım arasında bire bir ilinti kurulabileceğini söyleyemem. Romanda anlatılan olaylar okuyucunun bilincinde mayalanarak yeni bir gerçeklik kazandığında otantiklik önemini yitiriyor zaten. Yaşanmışlık duygusu satırlardan süzülerek yavaş yavaş okuyucuları kavradığında içerik yepyeni kılıklara bürünüyor. Yazarın asıl hedefi de bu olmalı bence; okuyucu sayısı kadar gerçeklik yaratmak.

- İlk romanınız Ölümsüz Olduğum Zamanlar'daki gibi burada da okura bırakılmış durumlar, karakterler var. Muammer Kırdök okuyucusu buna alışmalı mı?
- Ben okuyucuların eline kullanma talimatı tutuşturmak istemiyorum. İyi bir edebiyat eserini her okuyucu zihninde yeniden yaratır; üzerine düşünür, yorum yapar, sorgular. Yaşamda da böyle değil mi? Aynı olayı aynı anda yaşayan üç değişik kişiyi düşünün; üçü de farklı gözlem ve yorumlarla çıkar karşımıza, anlattıkları ve hissettikleri birbiriyle tamı tamına örtüşmez. Bu bizi ilk başta biraz şaşırtsa da insanoğlunun biricikliğini fark ederek için için seviniriz. Ortada bir "Mutlak Gerçek" bulunduğunu, herkesin aynı duyguları yaşadığını ve aynı gözlemleri edindiğini düşünün, çok sıkıcı olmaz mıydı?

- Romandaki en sürpriz anları bile büyük bir sadelik içinde, okuyucuya 'İşte size şaşırtıcı bir an' sunuşu yapmadan veriyorsunuz. Bu sizin bilinçli tercihiniz mi?
- Bir olayın algılanış biçimi kişiden kişiye değişebildiği gibi, kültürden kültüre, zamandan zamana da farklılaşıyor. Beklenmeyen bir olay karşısında Uzakdoğuluların ve Akdeniz insanlarının tepkisini düşünün. Uzakdoğulular genelde serinkanlılıklarını korurlarken Akdenizliler abartılı bir heyecanla duygularını dışa vurabiliyorlar. Bir yazar olarak, romanımda anlattığım olayların algılanış biçimine müdahale etmek istemiyorum. Benim nefesimi kesen sürpriz bir olayı başkaları oldukça sıradan bir gelişme gibi görebilir. Ya da tam tersi. Roman kahramanı Kayhan'ın duygusal ve heyecanlı yapısını göz önünde tuttuğumuzda, yazar olarak benim sakin kalarak okuyuculara serbestlik alanı yaratmam gerektiğini düşünebilirsiniz. Haklısınız da.

- Kitabınızı okumayı düşünen biri, hangi beklentiyle kitapevine gitmeli?
- Son 150 yıldaki bilimsel ve teknolojik gelişmelere baktığımızda insanoğlunun epeyce yol kat ettiğini övünerek söyleyebiliriz. Kendimizi tanıma konusunda aynı olumlu saptamayı yapmamız ne yazık ki mümkün değil. Gazetelerin üçüncü sayfalarına kısacık bir göz atalım; en kibar, en mütevazi kişilerin bile ansızın canavarlaşabileceğini, her insanın aslında çok bilinmeyenli denklemlerden oluştuğunu görüyoruz. Ben yazar olarak insanın kapalı kalmış, derin ve gizli yanlarıyla ilgileniyorum. Cinselliği de bu kapsama soktuğumuzda Durgun Sular Sessiz Akar'ın omurgası daha berrak ortaya çıkacaktır. Edebiyatçılar kendilerini başkalarının yerine koyarak gözlerini insanın içine dikmeye ve ruh toprağını daha derin deşmeye çalışıyorlar. Beni yazmaya iten güdünün de bundan farklı olduğunu sanmıyorum. Kendini daha iyi anlamaya çalışan insanların sayısı arttıkça romanlarımın daha fazla okuyucu bulacağına inanıyorum.

MUAMMER KIRDÖK KİMDİR?
Kahramanmaraş'ın Süleymanlı köyünde 1957'de doğan Muammer Kırdök, İstanbul'da Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nda (şimdiki Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) grafik-resim, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde İdare, Viyana Ekonomi Üniversitesi'nde işletme okudu. 1983'te yurtdışında kurduğu şirketleri yöneten Muammer Kırdök, ilk romanı Ölümsüz Olduğum Zamanlar'ı 2009'da yayınladı. Koleksiyoner kimliğiyle de tanınan Kırdök, çağdaş ressamların eserlerinden oluşan koleksiyonunun bir bölümünü, 2 farklı sergiyle sanatseverlerin izlemesini sağladı.
BİZE ULAŞIN