Muhteşem matmazel

Zarif, gizemli ve daima alımlı… Gabrielle Chanel, içinde yaşadığımız yüzyılın en önemli tasarımcısı aynı zamanda tarifi en zor olanıydı.

Bazaar arşivlerinin hazine sandıklarında onun birbirinden değerli öğütlerini ve gün ışığı görmemiş sırlarını araştırdık. Justine Picardie

Bazaar'ın tarihi; vizyoner yazarlar, editörler, sanatçılar, fotoğrafçılar ve tasarımcıların ortaya çıkardığı sayısız hikaye ve fotoğrafla birlikte dokunmuş milyonlarca ilmekten oluşuyor. Ama bu detaylı motifin sabitlerinden çok azı olmayı başarıyor. Onun ismi Bazaar'da ilk kez derginin 1915 Şubat sayısında, Paris'te tuhafiyecilikle başladığı dükkanını terzihaneye çevirmesinin üzerinden yaklaşık beş yıl sonra yer aldı. O dönemdeki ismiyle Harper's Bazar (ikinci 'a' sonraki yıllarda eklenecekti) Gabrielle Chanel'den 'şahsına münhasır ve oldukça yetenekli bir Fransız hanımefendisi' olarak bahsediyordu. Çok kısa bir zaman içinde onun elinden çıkan kürk yakalı beyaz süveterler, tıpkı mavi çizgili kabanları gibi birer arzu nesnesine dönüştü. Kasım 1916'da dergi bir sayfasında Chanel'in gri ipek kumaşla dikilmiş alımlı bir elbisesine yer verdi. Ekim 1920'ye gelindiğindeyse en son couture koleksiyonundan parçalar, bir seri zarif çizim eşliğinde kendilerine geniş yer buldu. Bu sayfalar arasından dönemin popüler Fransız aktrislerinden Cécile Sorel'in Chanel tasarımı siyah saten ve dantel gece elbisesini Bazaar'ın 'siyah crepe de Chine' olarak tanımladığı bir pantalet (Chanel'in modayı korselerin hakimiyetinden kurtarırken popülerleştirdiği bir tür pantolon) üzerine giyerek modellik yaptığı fotoğraf diğerlerinin bir adım önüne geçti. Bu noktadan sonra hali hazırda terzilikteki yeteneğiyle ünlenen Gabrielle Chanel, kendi ismiyle anılmaya başladı.


Bir Bazaar çekimi için Ritz'te objektif Chanel'in çağdaş mücevher
karşısında, Ekim 1937 sayısından koleksiyonundan bir broş

Chanel, 1883 yılında fakirlik ve belirsizliğin hakim olduğu bir dönemde, anneleri ölünce beş çocuğunu terk eden, gezgin bir tüccarın gayrı meşru çocuğu olarak dünyaya gelmişti. 11 yaşına geldiğinde küçük Gabrielle, iki kız kardeşiyle birlikte Katolik rahibelerin yönetimindeki, Orta Çağ'dan kalma Aubazine'deki bir yetimhaneye gönderildi. 20'li yaşlarında Paris'e kaçtığında, çoktan gösterişli bir kadına dönüşmüş olan Gabrielle, terzilik yaparken tanıştığı Etienne Balsan isimli zengin bir çapkınla sevgili olup belirsizliklerle dolu hayatına yön vermeyi başardı. Balsan'la birlikte geçirdiği birkaç yılın ardından Coco Chanel, polo oyuncusu arkadaşlarından birine; Arthur 'Boy' Capel isimli zengin bir İngiliz'e aşık oluyor. Kendi kendini yetiştirmiş bir babanın oğlu ve kendisi de başarılı bir sanayici olan Capel, Chanel'in hayatının aşkı ve onu kendi işini kurmak için yüreklendiren kişi olarak tarihe ismini yazdırsa da, Aralık 1919'de geçirdiği trajik trafik kazasından önce Diana Capel isimli aristokrat bir İngiliz'le evlenerek Coco'yu aldattığı ortaya çıkmıştı. Diana Capel ikinci çocuklarını beklerken Boy, Güney Fransa'da hayatını kaybetmişti.


Jean Cocteau'nun Haziran 1937 sayısında yayımlanan Coco Chanel portresi - Chanel'in mücevher koleksiyonundan bir broş

Capel'e olan aşkı onun ölümüyle bile sonlanmayan Chanel'in disiplini ve yoğun çalışma kapasitesi bu kayıpla adeta kamçılandı. O sırada işleri büyüme sürecine giren Chanel, Capel'in mirasında kendisine bıraktığı ve o dönem bir servet sayılan 40 bin pound'u işi için harcadı. Kaybettiği aşkının ardından derin matemi devam etse de devrim Rusya'yı alt üst etmeden kısa bir süre önce, 1920'de sıfırı tüketmiş bir şekilde Paris'e kaçmayı başaran Çar II. Nicholas'ın kuzeni Grandük Dmitri Pavlovich'le bir ilişkiye başladı. Chanel aynı zamanda Rus Balesi, belli başlı birkaç avangart sanatçı, yazar ve müzisyenin destekçisi olan Sergei Diaghilev ile de yakın arkadaşlıklar kurdu. (Diaghilev'in desteklediği sanatçılar arasında Chanel'in muhtemelen bir ilişki yaşadığı Igor Stravinsky de bulunuyordu.) Elbette 'ilhamını Rusya'dan alan tatlı desenli bluzlarının Cannes gibi yerlerde modayı takip eden kadınlar tarafından giyildiği' gibi referanslar dışında kalan gönül hikayelerinin hiçbiri Bazaar sayfalarında anlatılmıyordu. Yine de Chanel'in Paris sosyetesinin üst kademeleri tarafından tercih edilmeye başlaması, dergide yer aldığı sayfa sayısı üzerinde etkili olmaya başlamıştı.


Man Ray'in derginin 1937 yılındaki bir sayısı için fotoğrafladığı Chanel tasarımlar - Chanel Kreatif Direktörü Karl Lagerfeld, Harper's Bazaar Türkiye Eylül 1995 sayısından

Şubat 1923'te Harper's Bazaar'ın ana konusu, fotoğraflarını Baron de Meyer'in çektiği bir Gabrielle Chanel röportajıydı. (Cecil Beaton'ın fotoğrafçılığın Debussy'si olarak nitelediği gösterişli bir tip olan De Meyer, Bazaar'ın Paris ofisinde çalışmaya bir önceki yıl başlamıştı.) Bu röportaj Chanel'in bizzat kendisinin derginin bu denli yoğun ilgisine maruz kaldığı ilk seferdi. De Meyer röportajdan birkaç ay önce onunla karşılaşmasını: "Akşam yemeğinde koyu renkli, kıvırcık saçlı, Rus samuru yakalı beyaz bir palto giyen ve boynunda birkaç sıra kaliteli inci kolye olan bir kadının yanına oturdum." sözleriyle anlatmıştı. De Meyer, Chanel'in giysilerinden öte, onun zeki, nüktedan ve kesinlikle orijinal olan fikirlerinden de etkilenmişti. Ona göre okurların onunla ilgilenmesinin sebebi de bu orijinallikti: "İsmi Gabrielle Chanel, tesadüf bu ki kendisi Paris'te kadınların elbise tasarlatmak için bir araya geldikleri, gerçek zarafetin hakimiyetindeki Maison Chanel isimli mekanın da sahibesi."


Josephine Skriver, Jack Waterlot'un Bazaar Türkiye Haziran 2017 kapak çekiminde Chanel tasarımıyla objektif karşısında - ​David Slijper'in Ekim 2015 sayısı için fotoğrafladığı Lily Donaldson ​

"Yine de benim derdim sizlere elbise tasarımcısı Chanel'i anlatmak değil. Zaten o kadar ünlü ki, onu hepiniz tanıyorsunuz. Ben size Gabrielle Chanel'i, rafine ve kusursuz zevkin sahibi olan kadını anlatacağım."

Chanel 1923 yılında 40'ına bastığında 13 yıldır sektörde tanınan bir kadın olsa da De Meyer onu gençlik ve deneyimin göz alıcı bir birleşimi olarak tanıtmıştı; "Ticari girişime doğal bir yeteneği olan, modanın kaderini çizen ve Paris'teki en özel elbise dikimevlerinden birinin sahibi olan bu kadın; içinde yaşadığımız modern zamanların özü ve vücut buluşunu temsil ediyor. O parmak uçlarına kadar modern, açık sözlü ve özümsenmiş gelenekleri amansızca sorgulayan bir kadın. Umarım ömrü geleneklerden daha uzun olur!"


Erik Madigan Heck objektifinden Haziran 2015 sayısında yayımlanan bir Chanel Haute Couture silueti

"Paris, Cannes ve Biarritz'de kendi ismini taşıyan modaevlerinin dışında, yine kendi kurduğu parfüm fabrikalarını yönetiyor, kullandığı kumaşları üretmenin yollarını arıyor ve kendi kendinin patronu olarak çalışıyor. Kariyerinin henüz başında olan bu kadının el attığı her şey yeni olmaktan çıkıp kusursuz bir şekle bürünüyor. O, mükemmel sonuçlar yaratan iddialı zihnini ortaya koymaktan hiçbir zaman çekinmiyor."

Bu satırların ardından Chanel, dönemin modasında bir trendsetter olmaktan öteye geçip kadın gücü ve bağımsızlığının da sembolü haline geliyor. Kendi modaevinin lokomotifi olan bireysellik ve lükse rağmen hedefinde Bazaar'ın sosyete sayfalarını takip eden elit kesimden çok daha geniş bir kitleye umut vermek yatıyor. Chanel'in De Meyer'e anlattığı şekliyle: "Az sayıda kıyafeti ve o kıyafetleri için küçük bir harçlığı olan kadınlar genellikle kendisinden daha zengin olan arkadaşlarından çok daha iyi giyinir. Gerçekten zarif olmak için samur kürklere ve sıra sıra incilere gerek yoktur… İncelikleri fark edebilme yeteneği, zevk, limitler… Gerçek zarafet için ihtiyacınız olan şey yalnızca bunlar… Bana göre sadelik her tür zarafetin anahtar noktasıdır."


Tom Schirmacher ve Sarah Gore Reeves'in Temmuz 2017 sayımız için gerçekleştirdiği moda çekiminden

Bu son cümle Chanel'in sıklıkla başvurulan bir aforizması olarak gelecek yıllar boyunca söylenmeye devam ettiyse de tüm bunları orijinal metninin içinde okumak oldukça heyecan verici. Bu röportajın ardından Chanel, Bazaar'ın demirbaşlarından biri haline geliyor. Giysi tasarımları, mücevherleri, aksesuarları, parfümleri ve güzellik ürünleri bir yana, Chanel'in adı eşsiz zevki, zekası ve aynı zamanda arkadaşları olan Jean Cocteau ve Salvador Dali ile yaptığı sanatsal işbirlikleriyle de sıkça anılıyor. Chanel biyografisinin yazarı olarak Bazaar arşivlerinde onun hayatıyla ilgili sırları keşfetmekten sonsuz bir heyecan duyuyorum. Yorulmak bilmez Baron de Meyer'in Ağustos 1925'te yayımlanan bir makalesinden aldığım bölümde Chanel'in İskoçya'da diz yüksekliğindeki su içinde somon balığı avını anlattığı bir mektup yer alıyor. Bu sahne 1923 sonunda Monte Carlo'da tanıştığı Westminister Dükü'yle olan ilişkisini de kanıtlıyor. Uzun süreli ilişkileri sırasında Chanel, Dük'ün Scottish Highlands'deki spor arazisine gidiyor ve somon yakalamakta da en az terzilikte olduğu kadar usta olduğunu kanıtlıyor. Yine bu seyahat esnasında Dük'ün en eski arkadaşlarından biri olan Winston Churchill ile tanışıyor. (Churchill Chanel'i çok seviyor ve Dük'le ilişkilerini onaylıyor. Ekim 1927'de çıktıkları başka bir balık avında yine Chanel ve Dük'le birlikte kalan Churchill eşi Clemmie'ye yazdığı mektupta 'Coco sabahtan akşama kadar balık tutuyor, iki ay içinde 50 somon öldürdü. Bir erkeği ya da bir imparatorluğu yönetebilecek kadar uysal ve güçlü yapıda bir kadın.' diyordu. Bennie de -Churchill Dük'e Bennie diye hitap ediyordu sahip olduğu gücü yönetebilen ve ona denk olan bir insanla birlikte olmaktan oldukça memnundu.)


Tom Allen'ın Mart 2014 sayısı için Tate Britain'da gerçekleştirdiği moda çekiminde Chanel siluet - Erik Madigan Heck objektifinden Chanel silueti, Mayıs 2015 sayısından

Chanel'in Dük'le olan ilişkisine dair daha fazla ipucuysa Bazaar sayfalarında yer alan 'sıra dışı tüvitler' konularında karşımıza çıkıyor. Bu konularda Matmazel Chanel'in İskoçya gezileri esnasında bu tüvitleri bizzat kendisinin keşfettiği ve üstün yeteneğini bu kumaşları birer av kıyafetine dönüştürmekte kullandığı anlatılıyor; "Tasarımlarımdaki stil, hayatımı yaşama tarzımın bir yansımasıdır." diyor Matmazel Chanel 1925 yılında Bazaar okurlarına: "Pratik, sade ama zarif."


Steven Chee'nin fotoğrafladığı Chanel ceket ve eldivenler; Şubat 2017 - Karl Lagerfeld'in Bazaar Ekim 2011 sayısı için yaptığı Chanel çekiminden

Zaman geçtikçe, Chanel'in yaklaşımının yalnızca Bazaar'ın idealize ettiği Parizyen kadının yansıması olmakla kalmadığı; derginin okurlarına sunduğu geniş bakış açısının da ayrılmaz bir parçası da olduğu netleşiyor. Chanel bağımsızlığı, balığa çıkma özgürlüğünü, güneşin doğuşuna dek dans etmeyi, arzu ettiği yere seyahat etmeyi temsil ediyordu. Tüm bu özgürlükler Bazaar'ın da öne çıkardığı temalardandı. Bazaar'ın en ilham verici editörlerinden, Coco'nun arkadaşı ve hayranı olan Carmel Snow'un sözleriyle; Bazaar, zarafetin bir ölçek cesaretle harmanlanmış halini temsil ediyordu. Bu sözler Gabrielle Chanel'in vizyonu ve yarattığı kadının stiline de pekala uyum sağlıyor.


Mert Aslan ve Mehmet Erzincan'ın Kasım 2016 sayısı için Nice'te gerçekleştirdiği Bazaar kapak çekiminden - Coco Chanel ile Salvador Dali'nin Leonide Massine'nin 1939'da sahnelenen 'Bacchanal' adlı balesi için tasarladıkları kostümler

İşte bu kendiliğinden gelişen uyum, Bazaar'ın tasvir ettiği kadının ayrılmaz bir parçasıydı. Örneğin Carmel Snow, sadece 28 yaşındayken derginin ikonik moda editörü olacak Diana Vreeland'ı keşfettiğinde Vreeland, beyaz dantel Chanel elbise ve siyah saçlarına taktığı gülle bir gece kulübünde dans ediyordu. Vreeland'e göre Chanel gelmiş geçmiş en iyi moda tasarımcısıydı: "Chanel tamamen sadeleşmeye duyulan ihtiyacı gördü. Korseler, yüksek topuklar ve toz toplayan etekler bir noktada tarihe karışmak zorundaydı. O, 20. yüzyıl kadınının yaşam şeklini öngörüp zamanının ilerisinde tasarımlar yaptı." Yine de Vreeland'in Chanel'e duyduğu hayranlık tasarımlarıyla sınırlı değildi: "Chanel'in yaşama sanatında başarılı olması, kusursuz beyaz gömlekler ve muntazam tüvit takımlarla yakaladığı başarı kadar doğal." Vreeland'e göre bu özellikler onun kıvrak zekası ve sorgulayan zihniyle bir araya geldiğinde Chanel'i onun tanıdığı en ilginç insan haline getiriyordu.


Gabrielle Chanel'in Bazaar Eylül 1938 sayısı için yaptığı illüstrasyonlar

Sektörün tüm iniş çıkışlarına rağmen, Bazaar Chanel'e her zaman sadıktı. İkinci Dünya Savaşı başladığında modaevini kapadıktan sonra, 1954'te hazırladığı geri dönüş koleksiyonu Paris'te acımasız eleştirilere maruz kaldı. Yine de Carmel Snow, Diana Vreeland ve Bazaar ekibi ona destek oldu; Chanel'in zamansız kalitesi karşısında duydukları heyecanı hiçbir zaman gizlemediler. Richard Avedon'un da aralarında olduğu, o dönemin yeni fotoğrafçıları Paris, Londra ve New York sokaklarında dans eden, sıçrayan genç kadınların Chanel giysiler içinde fotoğraflanması için görevlendirildiler. Bu çekim sonucunda ortaya çıkan fotoğrafların hala ilk günkü kadar taze ve keyif verici olmaları Chanel siluetlerinin zamansızlığı kadar Bazaar'ın kreatif vizyonunun gücünü de kanıtlıyor. Tıpkı Jean Cocteau'nun Chanel illüstrasyonlarının bugün bile insanı büyüleyen bir gücü olduğu gibi.


Ellen von Unwerth'in Mayıs 2016 sayısı için gerçekleştirdiği çekimde yer alan bir Chanel siluet - Bazaar İngiltere Eylül 2016 sayısından Agata Pospieszynska'nın çekiminden bir Chanel siluet

Chanel 1971 Ocak'ında, 87 yaşında hayatını kaybetmeden hemen önce dahi yeni koleksiyonu üzerinde harıl harıl çalışıyordu. Bazaar'ın onun ölümünün ardından gazeteye verdiği La Grande Dame (Muhteşem Matmazel) başlıklı ilan, Matmazel'in kendisi gibi sade ama kalptendi: "Kendine karşı dürüst ol! (To thine own self be true – Shakespeare) Bu, onun gizli kalmış mottosuydu. O her zaman kendisine ve arkadaşlarına karşı dürüst oldu… Coco cesaret ve liderliğin örneği olarak her zaman kalplerimizde yaşamaya devam edecek."


Harper's Bazaar İngiltere Eylül 2017 kapak kızı ve Chanel marka elçisi Kristen Stewart modaevinin efsanevi merdivenlerinde - Moda editörlüğünü Sarah Gore Reeves'in yaptığı ve David Roemer'in fotoğrafladığı Ağustos 2017 kapak kızı Julia Jamin Chanel Pre-Fall 2017 tasarımlarla

O dönemde olduğu gibi şimdi de Gabrielle Chanel ilham dolu bir ruh olarak anılmayı ve kendi deyişiyle 'moda geçici, stil kalıcıdır' öğüdünün hatırlatıcısı olmayı sürdürüyor.


Pamela Hanson, Bazaar Mart 2013 sayısı için Stella Tennant'ı Chanel Métiers d'Art Paris Edinbourg koleksiyonundan tasarımlarla fotoğraflamıştı - ​Jean Cocteau'nun Bazaar için yaptığı Coco Chanel çizimi, 1932

BİZE ULAŞIN