: Artistik ve global bir zevk

Sanat oluşumu No Lab'in kurucularından, iç mimar Zeynep Ercan, yaşam ve stil tercihleriyle bu ay radarımıza takılan isim oldu.

İç mimar ve sanat - tasarım danışmanı , ilham verici gustosuyla takibinizde olması gereken isimlerden.

Röportaj: Güneş Uysalefe
Fotoğraflar: Serkan Eldeleklioğlu

Zeynep Ercan'ın adını ortak kurucusu olduğu ile duymuş olabilirsiniz. Kendisi aslında New York'taki Pratt Institute mezunu bir iç mimar. Gerek estetiğe duyarlı karakteri, gerekse yer aldığı projelerin sanatsal yönü, onu değişen adreslerde, çeşitli temalarda gezici sergiler düzenleyen No Lab gibi yaratıcı bir oluşuma yönlendirmiş. Afrika sanatı ve Türk zanaatına adanmış ilk iki başarılı organizasyonun ortak ilkesi, yeni yeteneklerin öne çıkarılması ve ulaşılabilirlik olmuş.

Elbise Rochas

Küpeler Erdem - Ayakkabılar Gianvito Rossi

Şimdilerde, danışmanlık verdiği Maldivler'deki bir oteli ve tesisini adeta bir sanat adasına dönüştürmekle meşgul. Bu kadar yurtdışı deneyimi ve seyahatin stiline kattıkları ise apaçık ortada. 'Bir tekstil dehası" olarak tanımladığı Dries Van Noten'ın zengin desenleri kadar, yalın markaları da seviyor, adı duyulmamış tasarımcıları keşfetmek ona ayrı keyif veriyor. Çantasını karıştıracak olsanız, Chanel'in fırça şeklindeki eyeliner'ı, Nan in Vintage bir mücevher veya Herman Wouk'un Don't Stop the Carnival kitabı karşınıza çıkacak eklektik karışıma dair size bir fikir verecektir. Zevkini çok beğendiği yakın bir aile dostunun Riva'daki evi, Zeynep Ercan'la tanışmamıza fon oluşturdu.

No Lab'in hikayesinden bize bahseder misin?

New York ve İstanbul'da ev, ofis, spor salonu gibi projelerde iç mimar olarak yer aldıktan sonra ortağım Ala Onur'la No Lab'i bir 'conceptual gallery' olarak açtık. Ardındaki en büyük sebep, mobilya, tasarım ve sanatı hayatımın bir parçası haline getirmiş olmam. Sanat ve tasarım, yaptığım her şeye yansıyor. Nasıl yaşadığın, kişiliğinin bir portresidir ne de olsa. No Lab'deki en büyük amacımız, sanatın sadece beyaz duvara asılan bir tablo olmadığını, heykelden seramiğe, kıyafetten tekstile bir hayat tarzı olduğunu yansıtmak. Bu nedenle, İstanbul'un farklı yerlerinde, belli temalarda, iki aylık sürelerle iki büyük sergi gerçekleştirdik. Bu sergilerde en çok önem verdiğimiz başlıklardan biri, lokal ve yeni sanatçılar ile isim yapmış sanatçıları bir arada sergileyerek, yetenekli genç isimleri de duyurmaktı.

İlk serginiz Modern Africa 'nın açılışına katılma şansım olmuştu; bu temayı seçme sebebiniz, Afrika'ya özel ilgi duymanız mıydı? Afrika nasıl bir potansiyel barındırıyor sence?

Modern Africa/A Rainbow Nation, Global Holding'in içinde yapılan iki aylık bir sergiydi. Dünyada çok ilgi gören ve hızla yükselen Afrika sanatını İstanbul'da sergiledik. Açılışa yaklaşık 1500 davetli geldi. Sekiz bine yakın kişi de sergiyi ziyaret etti. İkimiz de Afrika sanatçılarındaki potansiyelden çok etkilenip, sanatçı stüdyoları, galeriler ve lokal zanaatkarları gezmek için orada bir buçuk ay kaldık. O sıralarda, 1-54 Contemporary African Art Fair hem New York hem de Londra Somerset House'da hızlıca yayılmaya başlamıştı. Birçok galeri gözlerini Afrika'daki sanatçılara çevirdi. Afrika sanatını seçmemizin en büyük sebebi, dünyada dönen sanattan çok farklı olmasıydı. Bizi en çok etkileyen, kendi kültürlerini modern dünyaya adapte ederek cesur, ve yenilikçi bir şekilde kurgulamış olmalarıydı.


Gömlek Couth Pantolon COS

İkinci serginiz Made in Türkiye sayesinde yeniden keşfettiğin yerel değerler oldu mu?

Made In Türkiye'de, Türk ve yabancı sanatçılarla Türk zanaat işçilerini buluşturduk. Türkiye'de kaybolan deri, cam, çini, porselen, tekstil gibi çok zengin zanaat işçiliği var. Bunu bir sonraki evreye taşıyıp, Türkiye adına dünyaya ne sunabileceğimizi ve sürekli Batı'dan örnek almak yerine, Türkiye olarak ne yapabileceğimizi gösteren bir sergi düzenledik. Biz de bu sayede yerel değerlerimizin zenginliğini tekrar ve yeni bir gözle deneyimledik.

Dekorasyona ve tasarım mobilyalara duyulan ilgi yaygınlaştı. Bunu neye yoruyorsun?

Büyük sanatçıların mobil heykeller, duvar kaplamaları yapmaya başladığını gördük. Büyük mimarlar, sırf evin dışını yapmakla kalmayıp, mobilya tasarımına da aynı önemi verdi. Bu şekilde sanat sadece baktığın bir şey olmaktan çıkıp, deneyimlediğin bir bütün olmaya, lifestyle olarak görülmeye başlandı. Gözlemlerimize göre şimdiki genç sanatçılar, materyaller ve bu materyalleri kullanabilecekleri yeni tekniklerle kendilerini yansıtıyorlar. Ben tasarımı üç boyutlu bir heykel yaratmak gibi görüyorum. Beni çok heyecanlandırıyor.


Elbise Proenza Schouler

Sanat ve tasarım danışmanlığı yapıyorsun, şu sıralar yakın takibe aldığın yerel ve uluslararası yetenekleri öğrenebilir miyiz?

Eniştem Porky Hefer'ın yerel malzemeler ve yerel zanaat işçileri ile yaptığı 'nest' formatındaki mobilyaları çok beğeniyorum. Martino Gamper, hayranlık duyduğum biri ve bu jenerasyonun Gio Ponti'si olduğuna inanıyorum. Yakın zamanda kaybettiğimiz Wendell Castle hep zamansız. Misha Kahn ve Chris Wolston da çok yetenekli genç sanatçılar. FashionableLife

Sanatın hayatındaki yeri modaya yaklaşımını etkilemiş olabilir mi? Kişisel stilini nasıl tanımlarsın?

Tabii ki etkiliyor. Oturduğum mobilya ne kadar özenle seçilmişse, kıyafetlerimi de öyle seçiyorum. Stilimi genellikle casual şık ve sade tutmaya çalışıyorum. Renk benim için çok önemli. Bu ara bordo, sarı ve mavi renkleri çok giydiğimi fark ettim. Kıyafetin içinde rahat ve kendim gibi hissetmem çok önemli. New York'tan dönmemim sebebi, Amerikan kültürünün biraz tüketim üzerine olduğunu hissetmemdi. Kendimi Avrupa'ya daha yakın hissediyorum. Londra'dayken giyinmek bana daha çok heyecan veriyor. Kişisel stilime gelirsek; kendimi yeni yeni bulduğumu düşünüyorum. Zamansız parçalar almaya dikkat ediyorum. Popüler şeyleri aldıktan altı ay sonra giymediğimi fark ettim, bundan kaçmaya çalışıyorum. Dolabımda zamansız parçalar olması minik bir sanat koleksiyonu yaratma heyecanına benziyor.


Gömlek ve botlar Bimba Y Lola
Pantolon Céline
Küpeler Prada

Zaafın olan bir parça veya tasarımcı?

Jacqueline Rabun mücevherleri çok beğeniyorum. Teyzem Yelda Bayraktar Hefer'in Couth markasına hayranım. Kendisi Afrika'da yaşıyor; Afrikalı sanatçılar, yerel malzemeler ve onun zamansız zevkinin birleşimini bu markada hemen hissediyorsunuz.

Gardırobundan bizi şaşırtacak birkaç parça saymanı istesek?

Renkli mayolar ve bordo, sarı, kırmızı, yeşil külotlu çoraplar olabilir!


Fular Hermès

Sonsuz imkanın olsa gardırobunda mutlaka yer vereceğin tasarımcılar ve koleksiyonuna katacağın sanatçılar kimler olurdu?

En çok bir Alexander Calder heykelim olsun isterdim. Le Corbusier tablo. Gio Ponti mobilya. Kıyafet olarak Couth, Joseph, Jil Sander ve Dries Van Noten. Ama bilmediğim markaları keşfetmek de hoşuma gidiyor.

Projelerin?

Şu anda No Lab olarak Maldivler'de bu yıl açılacak bir otelin tasarım ve sanat danışmanlığını yapıyoruz. Amacımız, sanat ve doğayı bir araya getirerek misafirlere sanatla bir deneyim yaşatmak. Sanatçılar sadece bu adaya özel parçalar yaparak müşterilere sanatı deneyimletecekler.

BİZE ULAŞIN