Tosya'dan New York'a

Parsons the New School for Design’dan mezun olur olmaz ilk defilesini New York Moda Haftası’nda tanıtan Cemre Oktay’ın adını bundan böyle daha sık duyacağız gibi duruyor.

New York'ta yaşayan genç tasarımcı ile tanıştırmak için sizi böyle alalım.

Çimen Uzsoy G.

Modayı meslek olarak seçmeye ne zaman, nasıl karar verdiniz?
Her zaman içimde kıpır kıpır bir yaratma isteği vardı. Stil ve estetiğin benim için daima ön planda olması modayı esas alanım haline getirse de kendimi onunla sınırlı tutmadım. Sanatın farklı alanlarından beslenmeye ve kendimi ifade etmeye devam ettim. Mesela geçen yaz Fransız yönetmen Alexis Barbosa ile İstanbul'da Dream adlı kısa filmi çektim ve kostümlerini tasarladım. Zadig & Voltaire için de seramikten vitrin tasarımları yaptım. Modayı endüstrideki diğer platformlarla birleştirince olasılıklar sınırsızlaşıyor ve bundan inanılmaz bir keyif alıyorum.

Şu anki koleksiyonunuz, Tosya, with Love'ın hikayesini öğrenebilir miyiz?
Koleksiyon Parsons the New School for Design bitirme tezimdi. Amerika'da bulunduğum süre boyunca ülkemden uzak kaldım, bu da beni Anadolu'da el dokuma projesine motive etti. Tosya, Kastamonu'nda bir köy. Buradaki evlerde, unutulmaya yüz tutan çok önemli bir şey var: 300 yıla yakın zamandır işleyen, tahtadan dokuma tezgahları. Dokuma yapanlarla tanışmak, hatta süreci bizzat deneyimlemek için Tosya'ya gittim. 81 yaşındaki İsmail Eciroğlu ile tanıştım. Kendisi tezgahta nasıl tela dokunacağını çocukluğundan beri bilen bir usta. Ben de onunla birlikte tezgaha geçtim. Dokuduğumuz materyal saf keçi tiftiğiydi. Köyün kadınları tarafından doğal yollarla keçi kılından eğirilmişti. Kadınlar kıyafet devrimiyle beraber ceket giymeye ve bu materyalleri kullanmaya başladılar. Ben bu konuları temel alarak koleksiyonumu oluşturmaya başladım. Bir maddenin yokluğunda
ortaya çıkan eksiklik, varlığında yarattığı tamamlayıcı etkiden çok daha güçlü bir mesaj verir. Bu doğrultuda, telanın erkek ceketi içinde kullanıldığı alanları içinden söküp çıkarttım ve oluşan siluetle gücünü yitirmiş bir erkek takımı belirdi. Bu siluetten bir tulum yarattım ve bu koleksiyondaki en dikkat çekici parça oldu.

NFYW kapsamında koleksiyonunuzu tanıttınız. Bu nasıl gelişti?
Flying Solo tarafından düzenlenen The Ones to Watch, dünyadan 5000'in üzerinde tasarımcının başvurduğu ve sadece beşinin seçildigi bir yarışma. Takip edilmesi gereken geleceğin tasarımcılarını seçip, onlara Chelsea Pier 59'da defile düzenliyor. Ben de bu yıl mezuniyetimin ardından yarışmaya başvurdum ve seçildim. markası adı altında yaptığım bu ilk defilemin NYFW'de gerçeklesmiş olması benim için çok gurur vericiydi.

Markanın stilini nasıl tanımlarsınız?
Cemre Oktay markası Haute Couture titizliğiyle hazırlanan bir hazır giyim markası. Rahatlığın ön planda olduğu ama modern şıklıktan ödün vermeyen, detaylarla ve materyallerle öne çıkan bir sadeliği temsil ediyor. Doğayla uyumlu renkler ve sürdürülebilir el işçiliğinin harmanlandığı tasarımlar benimkiler.

BİZE ULAŞIN