Delpozo ve Josep Font

Seslerini yitirmiş bir marka ile bir adam: Delpozo ve Josep Font...

Buluşmalarından dört yıl sonra ikisi de seslerini geri kazanmış durumda. İspanyol moda sektörünü büyük beklenti içine sokan bir "İkinci şans" öyküsü. Uluslararası başarıyı hedeflemenin ve ikonik bir markanın veliahtı olmayı düşlemenin en gerçekçi örneği. İspanya'nın zanaatkarlık atölyelerinde üretilen ve renkler üzerine temellenen bu fantezi artık tüm dünyayı ele geçiriyor.

Eugenia de la Torriente
Fotoğraflar: Ernesto Artillo

Cafe tadilat nedeniyle kapalı aslında. Fakat mekanın sahipleri sadece sadık müşterilerini içeri alıyor. Onlardan biri de Josep Font. İyi kavrulmuş kahvesi ve domatesli tostu elinde, röportaja hazır. Sanki günlerden pazartesi değilmiş ve Madrid'de saat sabahın körü değilmişçesine gülümsüyor. Sakin ve yumuşak birine benziyor. Öte yandan kendini açıkça ele vermeyen bir kararlılığa ve sertliğe de sahip. Yeteneği ölçmek için farklı kıstaslarınız olabilir. Fakat Josep Font, 2012'den beri kreatif direktörlüğünü üstlendiği Delpozo'yu uluslararası bir aktöre dönüştürerek başarısını kanıtlamış durumda. Sırrı ise tamamen kişisel bir yaklaşımı uygulamaya koyması. Yani Font'un kariyeri boyunca üzerinde kafa patlattığı, adım adım, cilalaya cilalaya parlattığı renklerden oluşan fantezisi.

Font, şiirin ilk dizelerini 1991'de kurduğu kendi markasında yazmaya başlamıştı aslında. Fakat bu proje, Font'un 2010 yılında ortağıyla gerilim yaşamasıyla travmatik bir şekilde sonlandı. İlerleyen satırlarda "ikinci bir şans" öyküsünü okuyacaksınız bir bakıma. Özetle, seslerini kaybetmiş bir adam ile bir markanın, birleştiklerinde tekrar seslerine kavuşmasının öyküsünü. Kendi adını taşıyan markası için tasarım yapmasının koşulları ortadan kalkmış bir yaratıcının ikinci bir şansı. Kurucusu Jesús del Pozo'nun 2011'de yaşamını yitirmesiyle sessizliğe gömülen markanın da...

Hatırlatalım, şirket o dönem Madridli tasarımcının parfümlerini üreten Perfumes y Diseño tarafından satın alınmıştı. Marka, Josep Font'u bünyesine katıp yeni bir isim aldıktan sonra köklü bir dönüşüm yaşadı. Artık Font y Delpozo adıyla serüvenine devam eden modaevi, İspanya'nın moda sektörü için büyük bir umut kapısını aralamış durumda. Madrid'deki o cafede kahvaltı yaparken ikinci şansıyla mutluluğu bulduğunu savunan, mesafeli ve çalışkan bir adam vardı karşımda...

Delpozo kreatif direktörü olarak dört yılı ve yedi koleksiyonu geride bıraktınız. Geldiğiniz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İşlerin bu denli yolunda gideceğini hiçbirimiz tahmin etmedik. Geldiğimiz noktadan çok memnunuz.

2012 yılında Madrid'deki El Capricho bahçelerinde yapılan ilk defileden bugüne baktığımızda, markanın yeni kimliğinin belirgin şekilde oturduğunu görüyoruz. Bu yeni kimlik, o zaman da tüm açıklığıyla aklınızda mıydı?
Modanın geleceği kişisel yaklaşımlarda yatıyor. Sektör markalara ve koleksiyonlara doydu. Bugün ihtiyacımız olan somut tanımlar veren tasarımcılar. Her sezonda şaşırtmak, tüm geçmişi değiştirmek artık çalışmıyor. Ayrıca insanların sizi tanıması, tasarımın size ait olduğunun hemen anlaşılması çok önemlidir. Bu bütünlüğün sağlanması tasarımdan, ödül töreninde kıyafetlerimizi kimin taşıyacağına karar verilmesine kadar tüm sürecin arkasında benim olmamla da ilgili. İş dağılımı yaptığınızda ayakkabıyla çantanın farklı telden çalması riskiyle karşılaşabiliyorsunuz. Delpozo'ya geldiğimde, her işte parmağımın olmasının benim için çok önemli olduğunu açıklıkla anlattım. Bu şekilde oldu ve böyle devam ediyor.

Delpozo kreatif direktörlük pozisyonunu kabul etmenizde markanın kurucusu Jesús del Pozo'nun bıraktığı mirasın rolü neydi?
Markayı derinlemesine kavrayabilmek adına ilk yaptığım şey Delpozo'nun geçmişini irdelemek oldu. Doğrusunu söylemek gerekirse Jesús ile pek bir ortak noktam yoktu. Sadece manken üzerinde çalışmak ve hacim konusunda paralelliklerden söz edebiliriz. Fakat renk paletlerimiz tamamen farklıydı. Ben aynı renk yelpazesinde devam etmedim. Başından beri neyin peşinde olduğumu dile getirmiştim zaten; taze ve yeni bir kadının peşindeydim. Artık doygunluğa ulaşmış durumdayız. İnsanların modaya olan ilgilerini bir kez daha yükseltebilmek için farklı bir şey ortaya çıkarmak şart.

Yeni koleksiyonların ortaya çıkma hızı ve miktarındaki artış sektördeki tartışmaların odak noktası. Pek çok tasarımcı konuyla ilgili şikayetlerini yüksek sesle dile getiriyor. Siz nasıl görüyorsunuz bu tartışmayı?
Bu tamamen anlaşılır bir durum. Hiç durmadan çalışmak gerçekten çok zor. Şu an kış koleksiyonunu bitirmek üzereyim. Cruise ve yaz koleksiyonlarına hazırlanmaya başladım ve bana şimdiden bir sonraki yılın kış sezonuna başlamamı söylüyorlar. Çok kaotik, evet. Hatta mükemmeliyetçi biriyseniz bunları yönetebilmek daha da zordur. Ama pazarda başarılı olmanız için gereken ritim bu. Üstelik dört ayrı koleksiyonun tamamlayıcı unsurlarını da yani ayakkabıları, çantaları da belirmek zorundasınız. Kelimenin tam anlamıyla çılgınlık... Bazı şeylerin değişmesi gerektiği kesin. Bu çalışma tarzı bizi iyi bir noktaya götürmeyecek. İnsanlar tükendiklerini hissediyor çünkü.

Delpozo'nun atölye ve stüdyosu Madrid'de, peki üretim nerede yapılıyor?
Dikişler ve ayakkabılar İtalya'da üretiliyor, geri kalan kısmı da İspanya'da. Sevilla'da bir nakış ustası, Zaragoza'da poplin gömlek üreten bir atölye ile çalışıyoruz. Çünkü her tasarım İspanyol zanaatının eseri olsun istiyoruz.

Perfume y Diseño 2012'de Delpozo'yu satın aldı. Fakat 1992'den beri üretilen Jesús del Pozo parfümü piyasadan kalkmış durumda. Yeniden lanse etmeyi düşünüyor musunuz?
Bu konuya iki yıldır kafa yoruyorum ve biraz daha zamana ihtiyacım var.

Julianne Moore, Keira Knightley ve Cate Blanchett gibi dünyaca ünlü oyuncuları giydirmek kuşkusuz marka için dönüm noktası oldu. Tasarımcıların bu hayalini siz nasıl gerçeğe dönüştürdünüz?
İspanya'da sık sık bu oyuncuların Delpozo giymeleri için ne kadar para verdiğimizi soruyorlar. Fakat kimseye bir şey ödemedik. Moda danışmanlarına, Delpozo'dan bir şeyler giymek istediklerini oyuncuların kendisi söylüyor. Bu başlangıçta beni
şaşırttı. Ama Delpozo artık arzu edilen bir marka ve tasarımlarımızı kimin giymesini isteyeceğimize karar verebilecek noktaya geldik.

Raf Simons'ın ardından Dior'un kreatif direktörlüğü pozisyonu için muhtemel adaylar arasındaydınız. Söylentiler doğru mu?
Bunu soracağınızı biliyordum (gülüyor). Hayır, doğru değil.

Peki gerçekten böyle olsaydı söyler miydiniz?
Hayır (kahkaha atıyor). İnsanlar bunu doğrudan bana sormaktan kaçınıyor. Belki de böyle bir şey olsa bile söylemeyeceğimi bildikleri için...

Delpozo dışında bir marka için çalışmak aklınızdan geçiyor mu?
Şimdiye kadar çok yerde çalıştım. Farklı deneyimler kazandım. Kendi şirketimi bırakmak zorunda kalmaksa korkunçtu. Ama şimdi mutluyum; hoşuma giden bir ekiple çalışıyorum ve çalışırken yüzümden gülümsemem eksik olmuyor. Olayın ardından geleceğe bakmaya ve mutlu olmaya karar verdim. Delpozo'da bunu başardım.

Kendi markanıza geri dönmeyi düşünüyor musunuz?
Hayır. Artık o konuyla ilgilenmiyorum. Adımın görünür olmasını önemsemiyorum. Sonrasını da düşünmüyorum. Şu an sadece işimden, arkadaşlarımdan, çevremden keyif almaya bakıyorum. Sanırım yaşla ilgili bir şey bu.

Utangaç olduğunuz söyleniyor. Bu etiket sizi rahatsız ediyor mu?
Evet, rahatsız ediyor ama doğruluk payı da var. Herkes kendini farklı şekilde korur. Mesela ben, kalabalık içindeyken olduğumdan daha sakin birine dönüşürüm. Ama arkadaşlarımla birlikteyken eğlenceliyimdir.

Oysa günümüzde kreatif direktörlerin çok sosyal bir hayatı olduğu varsayılır.
Evet, ama Delpozo'da benim durumum farklı. Etkinliklere gitmiyorum çünkü çok çalışıyorum ve geç çıkıyorum. Her sabah 06:30'da uyanıyorum. İşim çok vakit aldığı için dışarıda harcanacak vaktim yok.

Koleksiyonlarınızda hep çeşitli sanatsal referansları iç içe kullanma eğilimindesiniz. Belgeleme ve arşivleme faaliyeti nasıl yürüyor?
Çevremdeki insanlar ilgimi çekeceğine inandıkları sanatçıların sergilerini paylaşıyor. Bunlar benim de karşıma çıkıyor. Örneğin, 2015-16 Sonbahar/Kış koleksiyonunda Andrey Remnev'in işlerini yakındaki bir galeride gördüğümde çok etkilenmiştim. Sanatın, tasarım ekibiyle kurduğum diyalogda iyi bir çıkış noktası olduğuna inanırım. Buradan hareketle, geliştireceğimiz özgün bir şey arıyoruz. Kimi zaman önümüze García Lorca'nın bir eserini koyuyoruz ve oradan yol almaya başlıyoruz. Fakat benim en büyük düşmanım zaman. İki ay boyunca bir etekle uğraşıp sonra çöpe atabilirim.

O halde başarmak istediğiniz hangi hedefler kaldı geriye?
En büyük hayalim Delpozo'yu lüks giyimde dünyaca ünlü markalar arasında en üst sıraya yerleştirmek. Şu an bununla uğraşıyorum. Eğilimlere dair raporlar hazırlayan şirketlerin referans noktalarından biri olduk. Bu çok güzel ama önümüzde hala yürünecek uzun bir yol var.

BİZE ULAŞIN