Tory Burch'ün füzyonu

Lüks feminenliği bohem bir ruhla birleştirmek konusunda Tory Burch’ün üstüne yok. Özünde gerçek bir gezgin olan Tory’nin 2016 İlkbahar/Yaz koleksiyonu için ilham aldığı ülke, Kamboçya. Sonuç ise yüzde yüz özgür ruhlu bir şıklık.

Işık Cansu Canayak

Tory Burch, bu koleksiyonun ilk kıvılcımının nerede, nasıl doğduğu sorulduğunda; "Güzelliği beklenmedik yerlerde bulduk. 2016 İlkbahar/Yaz sezonundaki ilhamımız, güzelliğin zaman ve doğanın içinde nasıl pekişip güçlendiğiydi. Tasarımlarda zıtlıklara yapılan vurgular var: Natürel kumaşları renkli parıltılarla, nötr tonları parlak olanlarla, yalın formları güçlü doku ve usta işi süslemelerle bir araya getiriyoruz. Onları tamamlayacak aksesuarlar arasında oksidize edilmiş mücevherler, ışıltılı bitişli el çantaları, çıkış noktasını bir ağaç kabuğu parçasınun içinden bulan dore renkli, heykelsi formda topuklarıyla başkalaşan ayakkabılar var" ifadesini kullanıyor. New York'tan doğup halka halka dünyaya yayılan Burch dilindeki 'bohem-şık' anlayışını düşününce budaklı bir ağaç kabuğu aklımıza ilk gelecek ilham odağı olmayabilir; ancak ne zaman ki durup resme geriden bakıyor ve Burch'un daima dünyanın kendisinden, etnik kültürleri ve renklerinden beslenen, tüm yaratımlarını seyahatlerinde gözüne dolan güzelliklerden doğuran bir tasarımcı olduğunu hatırlıyoruz; işte o zaman dünyadaki en mucizevi ve tasarım harikalarıyla dolu yer olan doğaya bakmasında şaşılacak bir yan kalmıyor.

Seyahatten söz etmemiz boşuna değil. Çünkü geçen senenin sonlarında piyasaya çıkan, Tory'nin yaşam stilini, esin kaynaklarını ve moda anlayışını çok sevdiği renkler üzerinden kategorize edip alınabilecek en anlamlı coffee table kitaplarından birini oluşturduğu Tory Burch in Color'da da görmüştük ki; bilhassa batılılara her zaman harikalar diyarı gibi görünmüş egzotik doğu ülkelerine gittiğinde hayal gücü ateşleniyordu Tory'nin. 2016 İlkbahar/Yaz koleksiyonu için ilham avına çıkıp da yolu Kamboçya'daki, 12. Yüzyıldan kalma ünlü Angkor Wat tapınağıyla karşı karşıya geldiğinde de hadise işte buydu; "Ağaçların yüzyıllar içinde tapınağına doğru büyüyüp onu sarış biçimleri tek kelimeyle inanılmazdı. Rengarenk, muhteşem çiçekler açmışlardı… Koleksiyon için çizim yapmaya başlarken aklımda neredeyse sadece bu kare vardı" diye anlatıyor.

Angkor Wat'tan aklında yer eden görüntüler ile kalbinde iz bırakan duygular bunlardı, evet, ama onları birer yaratıma dönüştürmek başka bir mesaiydi. O da şöyle oldu: Markasının imzası haline gelmiş etnik referanslar ile temiz-cici- kusursuz ve lüks olarak ifade edebileceğimiz stili, kırmızı çiçeklerle süslü şık, pamuklu kumaştan çizgili gömleklere evrildi. Mavi ipek elbiseler portakal rengi güpür dantellerle süslendi. Manhattan'ın en lüks caddelerinden Park Avenue'da giyilmek üzere tasarlandığını düşündüren heykelsi dore renkli topuklu ayakkabılar, tüvit püsküllü kenar baskıları ve çantalarıyla bir ekip oldu.

İlkbahar ve yazdan bahsederken tüvit kumaştan bahsetmek kulağa biraz tuhaf geliyor olabilir ama elbette bunun için de bir açıklamaları var: "En hafif ve hava alabilen türde bir tüvit kumaş kullandık. Görüntüyü şıklaştırmak için harika ancak kalın bir materyal olan yarı saydam organzalardan faydalandık. Derinlik vermek adına da bunu doğal iplikle tamamladık."

Siluetlerin belirlenmesinde farklı oran ve kumaşlarda tasarlanmış tunikler merkezde duruyor. Kumaş işlemeli poplin ise uzun ve ince, metalik renkli bir jakarsa hacimli, deri ise gözenekli gibi, örneğin. Diğer silüetler ise Burch'un çok sevdiği zıtlıkların üzerine gidiyor; bohem ve feminen stil sportif unsurlarla dengeleniyor. Mesela yüksek belli wrap etekler yarım bluzlarla, uzun ince tunikler bol kesimli pantolonlar ve maskülen tişörtlerle stilize ediliyor.

Renk paleti olarak yine yüzde yüz Tory Burch alanında olduğumuzu hissediyoruz. Gelincik kırmızısı ile menekşe tonları birlikte kulllanılıyor; gölgeli mavi, ekru ve beyaz da arka plandaki ana renkleri oluşturuyor. Portakal rengi detaylar haki yeşili, bej ve pembenin yumuşak tonlarının arasına sessizce karışıyor. Özetle, Tory 2016 İlkbahar/ Yaz koleksiyonunda form ve kesimde olduğu kadar renklerde de zıtlıklar kullanıldıysa mutlaka onu sakinleştirecek denge unsurlarına da yer veriliyor.

Daha önce sayamayacağımız kadar çok kez konu edilmiş olmasına rağmen; gelen mevsim ilkbahar olduğunda çiçeklerin modası asla geçmiyor. Keza, bu kez de durum aynı: Çiçek açan sarmaşıklardan esinlenen romantik desen ve baskılar yer yer metalik yapraklarla buluşuyor. Büzgü ve püskül hem kıyafetlere hem de aksesuarlara derinlik ve boyut katmak üzere görevlerinin başına geçerken; metalik tonlar kurnaz bir üslupla gerektiği yerde ışıltı saçıyor. Bu zekice yerleştirilmiş hamleler ve uyumsuzluktan doğan uyumlar tam da bir Burch klasiği. "Güzelliğin beklenmedik yer ve zamanda karşıma çıkan halleri ilgimi geçiyordu. Çünkü ben olsam bunları giyerdim. Nerede olursam olayım normalde yan yana olmaları akla gelmeyecek sürprizli parçaları bir arada giymeyi seviyorum" diyor. Yaratıcısı böyle olunca, koleksiyonun da bu zor işin altından nasıl böyle organik biçimde kalkabildiği konusundaki taşlar yerli yerine oturuyor.

Tory Burch, yıllarca Vera Wang, Ralph Lauren, Narciso Rodriguez gibi markaların PR ve pazarlama stratejisti olarak çalıştıktan sonra 2004'te kendi ismini taşıyan markasını kurdu. Her şey annesi Vera'nın ismini verdiği babetlerle başladı. Ve kısa sürede ikon mertebesine ulaşan babetler, milyonlarca dolarlık bir kariyerin de temeli oldu. Burch'ün başarı sırrı modern kadını çok iyi tanımasından ve sadece bir giysi değil o giysinin çağrışımlarını pazarlamasında yatıyor.

BİZE ULAŞIN