Met Gala'nın Camp konsepti hakkında!

New York’taki MET Müzesi, 9 Mayıs-8 Aralık tarihleri arasında görülebilecek sergisinin temasını Camp olarak duyurdu. Peki, nedir bu akım? Sektörün kutlandığı gala öncesi irdeledik.

Giriş Tarihi: 06.05.2019 15:36 Güncelleme Tarihi: 06.05.2019 16:21

Güneş Uysalefe

Toplum için mi sanat, yoksa sanat için mi sanat? Bu bilmece benzeri, Shakespeare-vari ikilem, çoğumuza yabancı "camp" terimini açıklamaya yarayabilir; konu moda olduğunda camp - benim yaptığım çıkarıma göre - "moda için moda" ideolojisini tanımlamaya yarayan bir akım. Yani ne kamp, çadır ve outdoor giyimle, ne de kamplaşma, gruplaşma ile alakası var. MET Müzesi'nin bu yılki Camp: Notes on Fashion başlıklı sergisi, 1964 yılında Amerikalı düşünür Susan Sontag'ın kaleme aldığı bir moda yazısından ilham alıyor ve camp kelimesini Fransızca'da poz verme anlamına gelen "se camper" fiiline bağlıyor, tarihinin izlerini de XIV. Louis'nin Versailles Sarayı'na getirdiği sıkı moda ve duruş kurallarına kadar sürüyor.


Parizyen stilin temsilcilerinden Inès de la Fressange, Chanel'in Louis XIV. döneminden ilham alan Sonbahar/Kış 1987 defilesinde

Chanel Sonbahar/Kış 1987 defilesi tamamen bu döneme adanmış; Lagerfeld imzalı dramatik siluetleri defilenin yıldızı Inès de la Fressange artistik bir edayla taşımıştı. Daha popüler bir örnek vermek gerekirse; Sofia Coppola'nın 2006 yapımı Marie Antoinette filminde, Güneş Kral'ın genç gelini olan Fransız Kraliçesi'ni ve gemi maketi dahil türlü süslerle yorumladığı perukları hatırlayın. Filmin kostümleri müzelerdeki tarihi örneklerden birebir yola çıkılarak hazırlanmıştı ve oldukça abartılı, teatral, hatta mizahiydi, öyle değil mi?


Sex and The City'de Sarah Jessica Parker'ın canlandırdığı Carrie Bradshaw moda uğruna her şeyi yapan camp bir karakterdi

İşte, camp'i tanımlayan anahtar kelimeler! Moda uğruna modayı taşımak, modayı her şeyden üstün tutmak bu akımın prensipleri; tıpkı Sarah Jessica Parker'ın Sex and The City'deki moda delisi karakteri gibi. Meşhur dizinin 2008'deki film yapımında, Mr. Big'in düğün günü ortada bıraktığı Carrie'nin, gelinliğine eşlik eden egzotik kuş tüyü saç aksesuarını kastederek, "Oysa ben onun için kafama bir kuş dahi taktım!" ağlamalı repliği, kısa hayatı giyotinde sonlanan Marie Antoinette'in fiili olarak modanın "kurbanı" oluşuyla aslında ne kadar da benzeşiyor, moda için kendini feda etme fenomenini nasıl da gözler önüne seriyordu. Bu anekdotlar, camp teması altında düzenlenen sergiye neden Lady Gaga'nın eşbaşkanlık ettiğini de açıklığa kavuşturmuş olabilir.

Telefon formlu şapkasından çiğ etten yapılma elbisesine; bazılarını sahne ve gösterilerinde, bazılarını ise günlük hayatta giydiği şok edici tasarımlarla Lady Gaga serginin en iyi temsilcisi. Çıkış yıllarında moda otoritelerinin çok da ciddiye almadığı müzisyen, kılıktan kılığa girişinin ilgi çekmenin yanı sıra başka bir amacı daha olduğunu gösterdi; modayı sadece ifade değil, bir sanat formu olarak değerlendirmek. Kariyeri boyunca Hüseyin Çağlayan, Alexander McQueen ve Schiaparelli gibi moda duayenlerine sıkça gönderme yapan Lady Gaga, şimdilerde yaptığı "durgun" seçimlerle sizi yanıltmasın; aslında hâlâ modaya saygı duruşunda bulunmakta, sadece ilham aldığı dönem farklı: 1950'ler. İlginçtir, o döneme damga vuran tasarımcı Christian Dior için de camp denebilir; kadınları ince belli New Look siluetlerle, ultra feminen pozlar içinde adeta bir çiçeğe benzeten kendisi değil miydi? Bu poz ve duruşlar, yıllar sonra modaevinin kreatif direktörlüğünü üstlenen John Galliano'nun sırf koleksiyonlarında değil, ta kendisinde ve defile finallerinde büründüğü hallerde hayat buldu. Poz verme çılgınlığı, Versailles Sarayı'ndan Pop Art'a ve Pop müziğe kadar sıçradı; Madonna'nın 80'ler sonu New York'unun LGBT underground kültürü ve Voguing dans formuna saygı dur uşunda bulunduğu Vogue şarkısına ilham kaynağı oldu. Şimdilerde, aynı dönemi konu alan Pose dizisi veya RuPaul's Drag Race programı da moda ve poz vermeye duyulan hürmet etrafında dönüyor.

Camp, aslında sadece modaya özel bir tabir değil; mübalağaya dair farklı şeyler için de kullanılabilir. Örneğin estetiğin yer çekimiyle yarıştığı bale sanatını veya cilalı sözler türeten Oscar Wilde'ı tanımlamak için de söylenebilir, ne de olsa abartının sanatsal bir mertebesindeler. Bizim ilgi alanımızda öne çıkan isimse Jeremy Scott. Barbie pembesini, Chanel tayyörünü veya Las Vegas revü kızı kostümünü Moschino şovlarına nüktedanlıkla taşıyan tasarımcı, İlkbahar/Yaz 2019 koleksiyonu için Haute Couture ekolünü ele alıp, dev mezuralardan, toplu iğnelerden aksesuarlar
tasarladı. İroniye doyamayan diğer bir yetenek, Virgil Abloh logomania'yı atletik siluetlerde yorumladı. Yükselen İngiliz tasarımcılardan Molly Godard pembe tül elbise kültünü XXL ele aldı, Richard Quinn ise çiçek motifli elbisesini öne taşımak için modellerini siyah kadifeden bodysuit'lere sarmaladı. Lady Gaga gibi bir başka eşbaşkan olan Gucci kreatif direktörü Alessandro Michele, Gotik'ten Rönesans'a, Bohem'den Helenistik'e, daha çok tiplemeleri stilize ederek ele aldıktan sonra, İlkbahar/ Yaz 2019 sezonunda Mickey Mouse formlu çanta tasarımıyla camp'in ustalarından olduğunu kanıtladı.

Şimdi gözler 6 Mayıs'ta gerçekleşecek Met Gala'ya, tasarımcılar ve onlara eşlik edecek yıldızların kıyafet seçimlerine çevrildi. Adeta bir parodi vadeden etkinlikte, camp akımına doyacağımız kesin.

BİZE ULAŞIN