Sheherazade Goldsmith'in evinde stilini inceliyoruz

Sheherazade Goldsmith’in evi, tıpkı markası Loquet London için tasarladığı mücevherler gibi hazineyi andırıyor.

Giriş Tarihi: 01.06.2019 10:43 Güncelleme Tarihi: 01.06.2019 10:47

Lucy Halfhead
Fotoğraflar Harry Crowder

İngiliz mücevher tasarımcısı ve aktivist Sheherazade Goldsmith, "Ben, uzaktan utangaç gibi görünen, ancak yaklaştığında kokusunun ya da formunun güzelliğini fark ettiğin çiçekleri severim" diyor, Londra Barnes'daki Wetland Centre'a bakan muazzam bahçesinde dolaşırken. "Benim bahçem ilhamını İngiliz şair ve peyzaj tasarımcısı Vita Sackville-West'ten alıyor ve buradaki bitkilerin büyük kısmı onun yarattığı Sissinghurst Castle Garden'dan geliyor. Bu nedenle oldukça hoş kokulu ve çok floral" diye ekliyor. "Bu bölgenin çiftçileri bazen arazinin aşağı kısmını kullanıyor, yani arada koyunlar ve inekler bile bahçemizden geçebiliyor."

Burası, politikacı eşi Zac Goldsmith ile birlikte çocukları Uma, Thyra ve James'i yetiştirmek için seçtikleri cenneti andıran bir ortam. Çift cepheli, geniş planlı Viktoryen stildeki evde, model ve yazar arkadaşı Laura Bailey ile 2013 yılında kurduğu Loquet London isimli mücevher markası için çalışmalarını sürdürdüğü bir ofis de var. Markanın imza tasarımı; bir yüzü saydam kristal, diğer yüzü altından yapılmış, içi açılabilen, burç taşları ya da küçük figürler eklenerek kişiselleştirebilen madalyon kolye. "Loquet, insanların hikayeleriyle ilgili; kişilikleri, hayatlarındaki önemli detaylar, onları bugün oldukları kişi yapan şeylerle."

Goldsmith, Londra'da doğmuş, finansçı babası John Bentley ve Kolombiyalı aktris annesi Viviane Ventura ile Chelsea'deki Kings Road yakınında büyümüş. "Ergenlik dönemimde gerçekten çok küçük görünüyordum, bu nedenle tomboy stilini benimsemiştim" diyor. "Fransız lisesinde eğitim aldım, orada herkes ikinci el Levi's 501'ler, Converse ayakkabılar ve salaş sweatshirt'ler giyiyordu." O ise kendi rahat tarzını erkenden merak sardığı mücehverlerle tamamlıyormuş. "O dönem bizimle beraber yaşayan amcam kuyumcuydu. Eve getirdiği bütün o değerli taşlarla aşk yaşıyordum" diyor.

Goldsmith'in girişimci kişiliği onu ilk olarak Battersea'de, Nappy-Valley olarak adlandırılan bölgede organik kahve dükkanı açmaya itmiş. "Zac ile ansızın bir ilişkiye atılmıştım ve bu romantik ilişki yine hızlıca bir evlilik teklifine dönüşmüştü" diyor ve ekliyor, "Hamile kaldığım zaman kırsalda bir ev aldık ve ben hafta sonları ne yapacağımı çok bilemediğim için sebze yetiştirmeye başladım." Hatta kafe kapandıktan sonra bile (aynı anda çocuk büyütmek ile kafe işletmenin imkansız olduğunu keşfetmiş) organik tarıma ve çevresel konulara olan tutkusunu yitirmemiş. Böylece Sunday Times dahil birçok yayın için "yeşil konular" kaleme almış.

Birçok güzel fikir gibi Loquet de Goldsmith'in aklına birgün en eski arkadaşlarından biriyle mutfakta otururken gelmiş. "Oğlum bana lunaparktan bir hediye almıştı; kalp şeklinde saydam plastikten bir kolye ucuydu ve kalbin içinde kurumuş çiçekler vardı. Laura bu fikri tamamlayan kişi oldu. İkimiz beraber o kolyeyi stilize bir konsept haline getirdik ve biz tam olarak farkına bile varmadan, markamız sadece 5 yıl içinde online'da ve dünya çapında 53 mağazaya yayılmıştı bile."

Marka ekibi, Ladbroke Grove'da yer alan bir ofiste çalışmalarını sürdürüyor. "Burası, tamamı kadınlardan oluşan birçok tasarımcının olduğu, çok hoş bir atmosfer ve enerjiye sahip, keyifli bir ortam." Goldsmith'in günlük işleri arasında üretimle ilgilenmek, satış, pazarlama ve yeni konsept fikirleri üzerine kafa yormak var. Sonra bu fikirleri Bailey ile paylaşıyor. Bailey ise ambalaj tasarımları, lookbook'lar ve çekimlerle ilgileniyor. Loquet London esasen madalyon tasarımına getirdiği modern yorumla tanınsa da, bugünlerde yüzük, bilezik ve küpe gibi parçaları da çok satıyor ve önümüzdeki Eylül ayında mücevher tasarımcısı Chantel Conrad ile bir koleksiyon lanse etmeye hazırlanıyor.

Buluştuğumuz gün, Goldsmith "çocukluk üniformasının" yetişkin versiyonunu giyiyordu: Mavi jean ve Elder Statesman kaşmir triko. Bu kombin onu hem çocuksu hem de zarif göstermişti. "Phoebe Philo döneminin Celine'ini, ayrıca Marni ve Isabel Marant markalarını takıntı derecesinde seviyorum. Prada ve Miu Miu da feminenliğe getirdikleri farklı yorumlar ve naif renk blokları ile favorilerim arasında." Goldsmith, günlük giyimde esprili detaylardan hoşlanan biri. Üzerinde küçük yıldızlar ya da kalpler olan uzun etekler mesela. Ama sıra gece kıyafetine gelince seçimini klasik bir Dior elbise ve Manolo Blahnik stilettolardan yana kullanıyor. "Şu ana kadar giyim zevkimle ilgili aldığım en büyük övgü, e rgenlik çağındaki iki kızımın gardırobumun etrafından hiç ayrılmıyor oluşu."

2016 yılında Barnes'a taşındıkları dönemde, tüm çocuklara odalarının tasarımlarına kendi kişisel dokunuşlarını katma fırsatı verilmiş. "Kırsal bölgede çabasız-şık tarzda döşenmiş bir evde büyüdüler. Evdeki sıcaklığın kaybolmamasına dikkat ederken, bir yandan da geniş, boş alan hissini korumaya ve temiz hatlar katmaya çalıştım"

BİZE ULAŞIN