Suyun şarkısı

Kumsaldaki ayak izlerinin aksine, Chanel Yaz 2019 koleksiyonu yakaladığı ritimle zamanın dalgalarına dayanıklı. Sezonu gelmişken, Karl Lagerfeld’in silinmez imzasına yeniden bakış...

Giriş Tarihi: 05.07.2019 17:29

Güneş Uysalefe

Michel Gaubert, Instagram'daki ironik paylaşımlarıyla kimileri için sadece geniş bir hayran kitlesine sahip, matrak bir sosyal medya fenomeni. Ancak asıl işi, müzik direktörlüğüyle hayatımıza ritim katmak, özellikle de moda cemiyetinin hayatına. Yaklaşık 30 yıldır işbirliği içinde olduğu isimlerin başında gelen Karl Lagerfeld'in şov ve etkinlikleri için sayısız aranjman ve playlist hazırlamışlığı vardır. Gaubert'in geçtiğimiz Ekim ayında gerçekleşen Chanel İlkbahar/ Yaz 2019 defilesi için düzenlendiği parçalardan, finalde alkışlara eşlik etmesi için seçimi Les Rita Mitsouko'dan Marcia Baila olmuştu.

Kara mizahın eğlenceli bir melodide dile geldiği şarkı, sözlerinde dans etmekten kendini alamayan ancak ölümle boğuşan bir karakteri konu alır. "Ve işte, kül oldun gittin!" Fonda bu sarkastik sözler çalarken, buzullar ve uzay istasyonu gibi dekorlardan sonra Chanel için bu sefer sahil kılığında olan Grand Palais'de, modeller plaj kumları üzerinde çıplak ayak yürüyor, bir yandan suni denizin suları yavaş yavaş dalgalanıyordu. Batıl inançlarıyla tanınan Gabrielle 'Coco' Chanel de muhtemelen bu ilginç tesadüf üzerinde dururdu. Çünkü sadece birkaç ay sonra Lagerfeld hayata gözlerini yumacak, bu onun selama durduğu son defilelerden biri olacaktı. Neyse ki geride bıraktığı estetik mirası, kum saatinde akıp giden zamanın kolay kolay silebileceği cinsten değil. Yaz 2019 koleksiyonu da tarihten farklı trendleri buluşturan, renkli ve eğlenceli çizgisiyle buna şahitlik edecek güçte.

Öyle bir kumsal düşünün ki; bu, Chanel'in ilk butiklerinden birini ağırlayan Deauville de olabilir, son yazlık adresini açtığı Mandarin Oriental Bodrum da. Chanel tasarımlarının ortak noktası zaman ve mekandan bağımsız olmak ve güneşten aldığı enerjiyle çiçeklenen hayatı kutlamak. Fakat bu sefer karşımızda olan bir bahçe değil, bir beach club. İster bir hırkayı süslesin, ister bir güpür pantolona motif olsun, markanın sembolü olan kamelya başrolde değil, spot ışıkları lila tonlarındaki plaj şemsiyesi desenleri üzerinde; mayodan elbiseye farklı parçalara geometrik ve nüktedan bir hareket kazandırmakla meşguller. Koleksiyon bütününde göze ilk çarpan bu baskın detaydan sonra dikkat çeken, siluetlerin 1980'lere gönderme yapan hatları. Omuzları geniş kruvaze ceketler ve biyeli tayyörler kadar, bu çizgide sportif taytlar da öne çıkıyor.

Tabii, moda tarih cetveline bakmak isteyenin fark edeceği başka dönemler de mevcut: Ally McBeal karakterine özgü erken 2000'lerin yırtmaçlı etekleri, hip-hop müziğin tavan yaptığı 1990'ların dev logolu zincirleri, 1970'lerden külot pantolonlar... Pop-Art eser niteliğindeki çantaları unutmamalı; plaj havlusu gibi yumuşak olanından sapı inci topçuklarla süslü modele veya deniz topu şekline bürünene, aksesuarlar yenilikçiliğin sınırlarını zorlamaktalar. Hasır şapkalar, makrome parçalar, çizgililer, hepsi hayatın hafif ve neşeli anlardan ibaret olması gerektiğini hatırlatırlarken; plaja yüksekçe kurulu kulübesinde, yanında sağ kolu ve Chanel'in günümüzdeki kreatif direktörü Virginie Viard'la beliren ve yukarıdan şovun sonunu izlerken gülümseyen Karl Lagerfeld, "Dansa devam!" der gibi.

BİZE ULAŞIN