Sabina Belli ile vizyon açan bir sohbet

Pomellato CEO’su Sabina Belli ile İstanbul’da buluştuk, kaçamak lükslerden stile, yeni-eski yanılgısından sosyal medya çılgınlığına pek çok konuyu irdeledik. Derin ve doğal yanıtları, ilham verici nitelikteydi.

Giriş Tarihi: 10.07.2019 12:58 Güncelleme Tarihi: 10.07.2019 13:01

Güneş Uysalefe
Fotoğraf Serkan Eldeleklioğlu

İstanbul ve Milano, yaşam tarzı, alışveriş alışkanlığı ve şehir yapısı olarak size çok farklı geliyor olmalı. Pomellato'nun Zorlu AVM butiği sizce ne kadar Milanolu?
Butiğimiz tamamen yenilendi; bence ambiyansı ve ziyaretçileriyle Zorlu AVM şehrin en heyecan verici adreslerinden. Milano'da ise sokak alışverişi kültürü dışında yenilikler de var, örneğin alışveriş merkezi City Life gibi. Farklı aktivitelerin düzenlendiği, restoranların yer aldığı, hareketli bir yer Milano; özellikle Expo'dan sonra çok değişti çünkü her şey elden geçti. Venedik, Roma ve Floransa gibi şehirlere kıyasla Milano daha endüstriyel ve iş odaklı bir adres olarak kalmıştı, ancak Fondazione Prada gibi hip sanat merkeziyle beraber, kültürel değerleri daha iyi anlaşılmaya başlandı. İnsanlar şehri hafta sonları terk ederdi, şimdi gittikçe daha fazla turist gelir oldu. Yeme-içme, alışveriş ve Como Gölü'nün yakınlığı... Pomellato da butiğiyle bu ziyaretçilerin dikkatini çekiyor; Milano'nun stili ve tarihiyle iç içe, özgün bir marka olarak görüyorlar.


Nudo ve Iconica koleksiyonlarından parçalar

Değişimden bahsettiniz, Pomellato günümüze nasıl ayak uyduruyor?
Pomellato, 1967 yılında değişen bir toplumun içinde doğmuştu; kadınlar artık çok daha özgürdü, hazır giyim diye bir akım vardı... Pomellato da şehrin ruhuyla uyumlu görülüyordu, avangard denecek bir tarzı vardı. Günümüzde markayı bu farklılık ilkesiyle ele alıyoruz; Pomellato'nun tarihi bir imzası var, yeni trendlerle uyumlu çağdaş bir duruşu da var. Bugün modada öne çıkan iki farklı akım mevcut; biri renkli ve baskın, diğeri minimal siluetlerle şekilleniyor. Pomellato'ya gelen profil, yalın görünümünü tek bir mücevherle hareketlendiren kadınlar. Ancak tasarımların beraber ve çoklu kullanılabilir olması, maksimalist zevklere de hitap etmesini sağlıyor.

1967'den bu yana lüks algısı da evrimden geçti, sizin lükse getirdiğiniz tanım nedir?
Belki klişe ama dünya gerçekten sosyal medyayla beraber çok değişti; artık her şey gözler önünde, bilgi çok daha ulaşılabilir halde. Tabii bunun avantajları olduğu gibi dezavantajları da var. Örneğin İstanbul'a geldiğimi çok az kişi biliyordu; önceki akşam Boğaz'da yemek yerken karşımdaki manzara öyle büyüleyiciydi ki Instagram'da fotoğraf paylaştım ve birden herkes burada olduğumdan haberdar oldu. "Olmasalar da olurdu" diye düşündüm! İşte, bu yüzden bence lüks tüm bunlardan kaçabilme şansınız olması demek. Telefonu kapatıp bir süreliğine ulaşılmaz olmak, kargaşa dolu hayatınızda 'lüks' bir tercih yerine geçebiliyor. Küçük seyahatler de bu ulaşılmaz olma fikrinin bir parçası; belki tek bir sergiyi görmek için başka bir şehre gitmek veya sadece o malum restoranın sunduğu lezzeti tatmak için yola düşmek gibi.


Chiara Ferragni

Sizin de böyle kaçamaklar yaptığınız oluyor mu?
Elbette! İtalya'da olmanın en güzel yanı bu; nereye giderseniz gidin hep bir güzellikle karşılaşırsınız. Mesela otomobille sadece bir saat uzaklıkta olan Bergamo öylesine güzel bir yer ki; dokusu, restoranları... Kendinizi şımarttığınız deneyimler dışında benim kişisel olarak gözlemlediğim; iyi sağlık ve kaliteli beslenme, çağdaş lüksü tanımlayan kavramlar. Gençken sağlığınızın ne kadar önemli olduğunu fark etmeyebiliyorsunuz, oysa zinde bir vücutta yaş almak çok önemli. Fitness veya wellbeing değil, sadece ve sadece sağlık odaklı lüksün yükselişte olduğunu düşünüyorum. Moda alanında buna dair örnekler var; nefes alan veya güneş ışınlarından koruyan kumaşlar gibi. Yani bu bilinç hayata bakışımızı etkilemekte.
Çok yakın geçmişte güzel bir otomobil ve büyük bir ev lüks sayılırken, şimdilerde ekip biçtiğiniz küçücük bir bahçenizin olması bunların yerini tutabiliyor.

Bir İtalyan mücevher markasının CEO'su olarak siz de yeşile duyulan özlemi paylaştığınızı söyler miydiniz?
Evet, açık havada, yeşilin içinde olma ihtiyacım gittikçe artıyor. Şehri çok seviyorum ve çok seyahat ediyorum ama iç huzurum için bunlara istek duyuyorum. Bu sektörde ve değerli taşlar gibi güzel şeylerle çevrili çalışıyor olmak da bunu etkileyebiliyor. Örneğin İstanbul'da çok kısa vaktim de olsa Ayasofya'ya gitmekte kararlıyım! Bana iyi geleceğini biliyorum. Kendime, "48 saatlik yoğun bir seyahate çıktım ama Ayasofya'yı tekrar görebildim" diyeceğim. Bir zamanlar böyle şeylere tabu gözüyle bakılırdı; "Nasıl yani, iş için oraya gittin, çalışıyor olmalısın" diyenler çıkabilirdi. Şimdi kendini böyle beslemenin ne kadar değerli olduğu, yapılmadığı takdirde hayattaki asıl önemli şeylere dair algının kaybedildiği anlaşıldı.


Nudo yüzükler

Sosyal medyanın tüm bu değişen dengeler içinde nasıl bir rol oynadığını düşünüyorsunuz?
Sosyal medyayı kısa bir süreliğine bırakmayı denedim; çok değil, sadece bir ay! Sonra elbette işim gereği yeniden bağlandım ve herkesin konuşmakta olduğu televizyon yapımı veya moda şovundan haberdar olmanın aslında hiçbir şey değiştirmediğini gördüm. Biz küçücük baloncuklar içinde yaşıyoruz, bir adım uzaktan dünyaya baktığınızda önemli olan şeylerin farklı olduğunu kavrıyorsunuz. Güncel olmanın verdiği heyecanı da yadsıyamam ancak "yeni" olan şeyin ömrü o kadar kısa ki... Yine de nostaljiye kapılıp, "Eskiden her şey çok daha iyiydi" diyenlerden olmamaya çalışıyorum çünkü "eski" denilen şey hatıralardan ibarettir ve insanoğlu hep iyi olanı hatırlamaya meyillidir. Ben 1980'lerde gençliğimi yaşadım; "Ne eğlenceliydi ama!" demek çok kolay ama her dönemin iyisi ve kötüsü vardır, tıpkı şimdi olduğu gibi.

Marka elçiniz olan Chiara Ferragni sizce günümüz Pomellato kadınını nasıl yansıtıyor?
Chiara, özellikle kadınların günümüzde kurduğu hayalleri temsil ediyor. Ortalama bir şehirde, ortalama bir aile ve eğitimden geliyor. Kendi zevkini sunabileceği bir marka yaratmak gibi zekice bir fikir onu çok başarılı bir girişimciye çevirdi. Kimliği o kadar otantik ki, ona inanan insanların kalbine dokunabiliyor. Bu etkileme gücü sebebiyle kendisi kadın haklarına ışık tuttuğumuz Sisterhood Initiative'in yüzlerinden biri. Markalar da tıpkı influencer'lar gibi görünürlüğe sahipler ve sadece ürün satıcısı olmaktan çıkıp, bir fikri savunabilirler. Pomellato'da, arkasında durduğumuz böyle güçlü fikirler var.

BİZE ULAŞIN