Modada kadın çağı

Modaevleri iş modellerini anlatırken genelde yüzde 30’a yüzde 70 kadın koleksiyonlarının ağırlığından bahsederler. Ama iş kimin söz sahibi olduğuna gelince, dümende erkeklerin hakimiyetini görürsünüz. Ya da görürdünüz diyelim çünkü son yıllarda kadınlardan yana öyle bir yenilik rüzgarı esiyor ki!

Giriş Tarihi: 05.10.2019 12:54

Artık erkekler tarafından düşünülmüş, tasarlanmış ve forse edilmiş koleksiyonlardan çok bizzat kadınların, hemcinslerinin tüm hassasiyetlerini, kaygılarını, hayallerini, hedeflerini düşünerek tasarladıklarını görüyoruz. Hem de Chanel, Dior, Fendi, Prada, Givenchy, Versace, Chloé gibi devler için. Modada kadın çağının izini, son dönemde dümenini devraldıkları markalardaki başarılarıyla dikkat çeken 4 isim üzerinden sürdük.

Çağla Bingöl

Natacha Ramsay Levi – Chloé
Bundan 70 yıl kadar önce Gaby Aghion tarafından kurulan Chloé, her daim kadının sesine önem vermiş bir modaevi. Aghion, kendisi tasarımcı olmadığı halde, kurduğu marka ile o dönemin sürekli terzi işi giyinme zorunluluğunu yıkmak ve bir anlamda kadınlara pratik bir gardırop ile özgürlük sunmak istemiş. Gaby'nin ailesi Mısır'da yaşayan varlık sahibi, pamuk tüccarı bir aile olsa da anti-kolonyal bir gazete çıkaracak kadar da toplumsal konularda aktifmiş. Markanın ilk tasarımcısı Karl Lagerfeld fakat onun ardından, bilindiği üzere hep kadın tasarımcılar gelmiş. Stella McCartney, Phoebe Philo, Clare Waight Keller ve şimdi de Natacha Ramsay Levi.

Levi, pozisyon kendisine teklif edildiğinde ne kadar şanslı olduğunu fark etmiştir çünkü Chloé tam bir yıldız fabrikası gibi.Tabii, Levi de moda dünyası için hiç bilinmeyen bir isim değil aslında. 2017'de Chloé'nin kreatif direktörlüğünü Clare Waight Keller'dan devralan genç tasarımcı, tüm moda geçmişini Nicolas Ghesquière gibi dev bir yeteneğin yanında, hatta onun ilham perisi olarak geçirmiş. Balenciaga yıllarında Ghesquière'ye asistanlık etmeye başlayan Levi, sonra onunla birlikte Louis Vuitton'a geçmiş. Kendi kanatlarıyla uçma zamanı geldiğinde, bu Parizyen "je ne sais quoi" stiline sahip genç kadını yine en çok Ghesquière desteklemiş. Natacha Ramsay Levi tam bir sinefil olmakla övünen, ilhamı sinemanın yanı sıra kitaplarda bulan, 80 kuşağından gelen, küçük bir erkek çocuk annesi ve kadın hakları savunucusu bir isim. Chloé'ye ne yenilik getireceği merak edilirken, o daha ilk koleksiyonda markanın alışılmış imajını alıp, bugünün Milenyum kadınına daha çok hitap eden güçlü bir yere çekti. Chloé kadını yine modern bir bohem belki ama artık o kadar pasif değil, dünyaya daha angaje, daha özgün, gerektiği yerde daha sert ve biraz daha asi. Sanki Neo Hippie.

Son yıllarda iddialı eserlere imza atan Arap kökenli Fransız kadın yönetmen Houda Benyamina ile kadın hakları hakkında bir podcast serisi de hazırlayan Levi günümüzdeki değişimi anlatırken, "Kadının sesi hep vardı ama bugün artık daha duyulur halde" sözlerini kullanıyor. En farklı özelliklerinden biri de moda tasarımcılarına özgü o abartılı sade giyimden ve çoğu zaman sahte kaçan mütevazılıktan uzak olması. Balenciaga, Louis Vuitton ve Chloé'den, tasarımında emeği geçmiş rengarenk ve iddialı parçaları giymekten asla çekinmiyor.

Chloé için hazırladığı koleksiyonlar dönem dönem markanın eski tasarımcılarının etkisinde kalıyor gibi görünse de, o köklü bir modaevinin mirasını başarı ile taşıyan genç neslin kendine güvenli, gelecekte adını sıkça duyacağımız dinamik, yolu açık kadın tasarımcılarından.

Clare Waight Keller – Givenchy
Chloé'nin bugününden biraz geriye baktığımızda, 2011'den 2017'ye markanın başında olan bir başka başarılı kadını, Clare Waight Keller'ı görürüz. Moda dünyasında nedense sık sık Phoebe Philo ile karşılaştırılan, karıştırılan ve yarıştırılan Keller, 2017 yılında Givenchy markasının tarihindeki ilk kadın tasarımcı oldu.

Fakat onun yıldızını parlatan şüphesiz bu başarısı değildi. Asıl olaya biraz sonra gelelim ama önce kasedi geri sararak Clare Waight Keller'ın başarı basamaklarına bakalım. Royal College of Art mezunu olan Keller, mezuniyet projesi ile kapağı Calvin Klein'in cK markasına atar ve zamanla burada yükselir. Derken Ralph Lauren, Pringle of Scotland, Gucci ve Chloé yılları gelir ki, Gucci'de çalıştığı dönem Tom Ford'un başta bulunduğu, altında Keller'ın yanı sıra Christopher Bailey ve Francisco Costa'nın yer aldığı efsane zamanlar. Chloé'de 70'lerin bohem ruhunu başarı ile bugüne uyarlamayı başaran tasarımcı, Givenchy'ye geçişi ile sadece kadın değil, erkek giyim koleksiyonu ve aksesuar departmanının da dümenine oturdu. Bu önemli bir başarı çünkü Givenchy, Ricardo Tisci'li yıllar sayesinde cirosunun yüzde 50'sini erkek reyonundan elde edebilen ve bu başarısı ile diğer modaevlerinden farklı konumlanan bir marka haline gelmişti. Keller'ın erkek giyim konusundaki deneyimleri, büyük ihtimalle Ralph Lauren gibi titiz bir tasarımcının altında çalışmaktan geldiği için de olabilir, son derece sağlamdı.

Bunu 2019 Haziran'ında Uomo Pitti'de gerçekleştirdiği erkek giyim koleksiyonu lansmanı ile moda alemine kanıtladı. Özellikle takım elbise konusunda ne Saint Laurent tarzı daracık kalıplar, ne de Kim Jones'un yeni bol kesimleri; aksine tam dozunda bir yerde durarak beğeni kazandı. Fakat tabii biraz önce bahsi geçen asıl konuya dönersek, Keller'ın yıldızı 2018 yılında Sussex Düşesi Meghan Markle'ın merakla beklenen gelinliğini tasarlaması ile parladı. Markle, feminizm, kadın hakları ve kadının çalışma hayatındaki yeri gibi konularda yoğun mesai harcayan önemli bir aktivist olduğundan; kendisini seçmesi Keller açısından önemli bir gurur kaynağıydı (böylelikle kraliyet düğünün en merak edilen kısmına imza atmış olmasını söylemiyoruz bile). Meghan Markle'ın düğüne yakın tarihte hayata veda eden Hubert Givenchy'den de izler taşıyan gelinliği, nefes kesici derecede sade ama çok güçlü görünüyordu. Tıpkı Meghan Markle'ın dünyaya vermek istediği imaj gibi. Bu gelinlik sonrasında, sadece Keller değil, Givenchy gibi halihazırda başarılı bir modaevi için bile Google aramaları yüzde 300'ler civarında arttı.

Ortalarda görünmeyi sevmeyen üst sınıf couture müşterisinin çoğu zaman banal bulduğu kraliyet ailesinden böylesine etkileneceğini kim tahmin ederdi? Keller'ın kendi çalışma anlayışı hakkında söylediği bir şey sanırım bizler için aydınlatıcı olabilir. Ona göre; erkeklerin başta bulunduğu yapılarda genelde üstten alta inen bir emir zinciri vardır ve herkes üzerine düşen işi nasıl olursa olsun halletmelidir. Halbuki kadınların başta olduğu düzende bu bireysellik yerine işi beraberce çalışarak, "Bunu nasıl başarırız?" diye sorarak, ortak emek ile hayata geçirmek var. Keller'ın koleksiyonları, tam da Celine'den Phoebe Philo'nun ayrıldığı ve Hedi Slimane'ın markayı bambaşka bir noktaya çektiği anda karşımıza çıktı ve boşluğu harika doldurdu. Hesaplasalar ancak bu kadar olurdu ki, iki modaevinin de LVMH bünyesinde olduğu düşünülürse bu uzak bir ihtimal değil.

Virginie Viard – Chanel
30 yılı aşkın süre modanın en efsaneleşmiş ismi Karl Lagerfeld ile beraber çalışabilmek her faninin tadabileceği bir gurur değil. Şüphesiz, bunun için yüksek disiplin, azim ve hepsinin ötesinde farklı bir yeteneğe sahip olmak gerek. Virginie Viard aslında sahne kostümü eğitimi almış ve bu yönde bir kariyer düşünmüş ama sonra Monaco Prensi Nazırı tarafından Karl Lagerfeld'e tavsiye edilince yüzünü modaya dönmüş. Chanel'in couture evinde nakış kısmının başına gelen Viard, kısa sürede Lagerfeld'in güvenini kazanarak stüdyo direktörlüğüne kadar yükselmiş. 30 sene boyunca Karl'ın sağ kolu olarak çalışan Viard nadiren verdiği röportajların birinde çalışma düzenlerinden bahsederken; "Lagerfeld bana çizimlerini gönderir, ben atölyede ekibe uygulatır, hayata geçmesini sağlar ve Karl'a sunarım" diyor. Efsane ismin vefatı sonrasında, markanın sahibi olan Wertheimer kardeşler bu mirası teslim etmek için en uygun ismin o olduğunu düşündüler ve zaman geçirmeden, daha önemlisi moda aleminin spekülasyonlar üretmesine izin vermeden veliaht olarak Viard'ı açıkladılar. Karl Lagerfeld'in arkasındaki gizemli kadın, gölge kadın gibi tasvirlerle tanımlanan Viard aslında Coco Chanel'den gelen ve Lagerfeld tarafından yıllarca tekrar tekrar yorumlanmasına rağmen sihirli bir şekilde her daim yeni kalmayı sürdüren bir moda anlayışını ileri taşıyacak bundan sonra. Ödevi bu. Çünkü Wertheimer Kardeşler kendisini göreve getirirken, akıllarında her şeyin eskisi gibi kalması düşüncesi vardı kuşkusuz. Şu an tüm attıkları adımlardan (mesela 108 yıldır ilk defa Chanel'in yıllık cirosunu basına açıklamaları gibi) bu anlaşılıyor.

Viard şu ana kadar marka için biri Cruise, biri de Haute Couture olmak üzere iki koleksiyon hazırladı. Bu koleksiyonlarda en çok dikkati çeken detay, çizginin biraz daha feminenleşmiş olmasıydı. Bir de 3 boyutlu, teknolojik kumaşlarla koleksiyona kendi yorumunu katmıştı Viard. Çünkü o yıllardır atölye tarafında olandı ve tekstil teknolojisindeki yenilikleri sıkı takip ediyordu. Bir de kostüm tasarımından gelme tarafı ile dramatik dokunuşları seviyor olmalı; couture koleksiyonundaki yoğun 3D aplike uygulamalar bize bu mesajı verdi. Viard bir taraftan yeni koleksiyonlarını hazırlayadursun, Chanel hakkında satış spekülasyonları da devam ediyor. Son olarak geçtiğimiz Haziran ayında 11 milyar dolar yıllık ciro açıklayan markanın yetkilileri halka arz ya da satış söylentilerini kesin bir dille yalanlamayı sürdürseler de yatırımcılar dünyanın en önemli markalarından biri olan Chanel'e değer biçmekten kendilerini alamıyorlar. Virginie Viard önümüzdeki Eylül ayında Paris Moda Haftası'nın en merak edilen isimlerinden biri olacak çünkü birkaç ufak tefek PR çalışması dışında halen gizemini korumaya devam ediyor. Acaba Lagerfeld'in mirasını mı daha çok sahiplenecek, yoksa Matmazel Coco'nunkini mi? Acaba yeni bir koleksiyon çıkaracak mı? Acaba erkek giyim koleksiyonu hazırlar mı? Acaba Karl Lagerfeld gibi medyatik bir personaya dönüşür mü? Tüm bu soruların cevaplarını önümüzdeki günler gösterecek.

Maria Grazia Chiuri – Christian Dior
Maria Grazia Chiuri, klasikleşmiş "her başarılı erkeğin arkasında bir kadın olduğu" klişesinin aksine, tasarım ortağı Pierpaolo Piccioli ile aynı hizada bir kariyere sahip olmuş, hatta son Dior hamlesi ile belki de onu geride bırakmış bir isim. Chiuri, Roma'da Istituto Europeo di Design'dan mezun olmasının ardından Fendi'nin aksesuar departmanında çalışmaya başladı. Bu sırada ortak bir arkadaş sayesinde tanıştığı Pierpaolo Piccioli'yi Fendi'de beraber çalışmak üzere markaya getiren kişi de o. İkili, 2003 yılında başarıları fark edilerek modaevinin genç serisi olan Red Valentino'nun başına getirildi. 2003 yılında Valentino Garavani'nin emekliliğe ayrılması sonrası, ikilinin zirve ile arasına bir dönem Alessandra Faccinetti girmiş olsa da 2008 yılında hak ettikleri yere ulaştılar.

17 yıl Valentino'da başarıdan başarıya koşan Chiuri-Piccioli ikilisi 2015 yılında İtalyan modaevini milyar dolarlık markalar kulübüne sokmayı başardılar. 2016 yılında astrolojiye Christian Dior kadar düşkün olan Maria Grazia Chiuri için tepedeki tüm yıldızlar bir araya geldi. Önce Raf Simons "bırakmaz" dedikleri Dior kreatif direktörlüğü pozisyonundan istifa etti, sonra Hillary Clinton'ın Amerikan başkanlığı adaylığı ile tüm dünyada kadın liderlerin öne çıktığı bir dönem başladı. Böylece, Dior için yeni tasarımcı arayışında olan yöneticiler, bu markayı rahatlıkla taşıyabilecek Chiuri'ye teklif götürdüler.

Chiuri, Dior'a geldiğinde kendisine belli bir ajanda belirlemişti ve ilk defilesindeki "We Should All Be Feminists " yazan tişört ile ana mesajını verdi. Marka bundan sonra feminist hareket ile beraber ilerleyecek, hem başarılı kadın sanatçıları öne çıkaracak hem de koleksiyonlarında çok yönlü kadınlar için a'dan z'ye bir gardırop sunacaktı. Nude tonlarda kırılgan tüllerin sportif kesimlerle, slogan tişörtlerle ve yerel kıyafetlerden ilham alan iddialı parçalarla harmanlandığı koleksiyonlar, Simons'ın markayı bıraktığı o ulaşılmaz romantizmden çok uzakta. Özellikle Milenyum kadınını hedefleyen ve Chiara Ferragni gibi ünlü influencer'larla çalışan Dior markasının ilk kadın kreatif direktörü Chiuri, bu jenerasyonun ağzından düşmeyen kadın hakları, ırklar arası hoşgörü, eşitlik gibi konuları Dior'un marka değerleri olarak sunmaya devam ediyor.

BİZE ULAŞIN