Vahşi kadınlar ve atları

Atlar, kovobylar ve biciler her yerdeler. Ataerkil kültüre karşı bir şahlanma olarak görülebilecek bu doğal hayat özlemini pop kültür, efsaneler ve moda ile ele alıyoruz.

Giriş Tarihi: 05.10.2019 11:32

Güneş Uysalefe

"Baba bana doğum günümde pony al" Çocuklara özgü bu fantastik hediye talebi, belki şimdi yerini teknolojik alternatiflerle değiştirmiş olabilir. Ancak Hasbro oyuncak şirketinde çalışan Bonnie Zecherle, bir zamanlarki tay dileğini kaybetmemiş, çocuk ruhlu bir illüstratör olarak 1981 yılında My Little Pony fikriyle çıkagelmişti. Bir sansasyona dönüşen bu oyuncakların, gerçek bir ata sahip olamasa da elindeki minyatür versiyonu ile avunan jenerasyonlara hayvan ve çevre dostluğu, dayanışma gibi yapıcı ilkeler ve hayalgücü aşılamışlığı vardır. 1977'de doğum günü partisi için Studio 54'ün kapısından içeri girip de onu bembeyaz bir atın karşıladığını gören Bianca Jagger da aynı naif heyecanla dayanamamış, ata binerek davetlileri karşılamıştı.


Bianca Jagger Studio 54'te doğum günü kutlamasında, 1977

Batı kültürüyle büyüyen kız çocukları için atlar aslında doğadan önce peri masallarıyla, Beyaz Atlı Prens'ler ve dolayısıyla prenseslerle ilişkilendirilen canlılar. Nitekim sadece bilinçaltı değil, gerçek hayatta da bu rüyaların kanıtları var. Bugün Instagram'da Lady Tatiana Mountbatten veya Manners kardeşler gibi İngiliz aristokratlar, neredeyse her gün binicilik güncelerini paylaşmaktalar. Yıllar önce Gucci'nin Forever Now kampanyası için Monaco Prensesi Charlotte Casiraghi binici kimliğiyle poz vermiş, markanın koşum takımlarından ilham alan klipslerinin anlam ve önemine göndermede bulunmasını sağlamıştı.

Geçen sezon, moda yazarı ve Alman Prenses Elisabeth von Thurn und Taxis, Arjantinli biniciler gaucho'lardan ilham alan yeni giyim markası Acheval'in elçisi oldu. İngiliz Kraliyet Ailesi'nin armasını taşıyan binicilik, avcılık ve doğa sporlarıyla özdeşleşmiş Barbour montlar ise geçtiğimiz aylarda stil ikonu Alexa Chung tarafından yorumlandı. Yani kraliyetten mütevellit, moda ve lüks sektörü binicilik dünyasını pek sever; 1800'lerde kaliteli eğerler üreterek yola çıkan Hermès'in günümüzde geldiği ilahi statü malum. Tarihi veya atlarla samimiyeti bu denli kuvvetli olmasa da farklı marka ve tasarımcılar da bazen binicilik dünyasına yaklaşıyorlar. Tıpkı bu sezon olduğu gibi. Ancak koleksiyonlara gelmeden önce, spor olarak yapılan binicilik ile ihtiyaç dahilinde başvurulan atlar arasında bir 'kültürel' ayrım yapmak lazım; Batı Dünyası'nın elit sporcuları ve Vahşi Batı'nın kovboyları. Elbette günümüz Amerika'sı beygir güçlü otomobillerden mahrum değil ama biniciliğin bu kıtada temsil ettiği büyükbaş hayvancılığa veya rodeoya uzanan başka değerler var.

Binicilik sporu ne kadar kurallar, kostümler ve seremonilerle yapılıyorsa, safi at binme de bir o kadar ütiliter, ham, doğal ve başlı başına 'country' adlı bir evren... Yaz süresince playlist'lere hakim olan Lil Nas'in Old Town Road şarkısı, country müziğin 2019'a yansımasıydı. Müziği de dahil kovboy kültürü ve country yaşam tarzı, Taylor Swift hayatımıza girdiğinden beri zaten yükselişte. Madonna'nın 2000 tarihli Don't Tell Me müzik videosundan 2016 yapımı Westworld televizyon dizisine; şapkalar, çizmeler ve turkuaz taşlı demir kemerler bu sezonun tasarımlarına kadar uzandılar.

Yakın geçmişte Chanel'in 2014 Métiers d'Art şovunu Dallas'ta dev bir ahıra taşıması, belki de bu öğeleri eksantrik bir kostüm veya safi 'Americana' olmaktan çıkarıp, günlük gardıroba katılmalarında rol oynadı. Sonuç; kovboyların kol gezdiği Alberta Ferretti ve Etro Sonbahar/Kış 2019/20 koleksiyonları, Louis Vuitton'da gümüşi kopçalı çizmeler, Balmain'in Resort 2020 tasarımları...

Western ilhamlar yerine daha rafine, Avrupai binicilik nosyonlarının sezinlendiği koleksiyon ise Hedi Slimane imzalı Celine oldu. Moda camiasında sezonu tanımlamak için ağızlara pelesenk olan 'burjuva' fenomenini, Celine'in kareli ceketleri, uzun çizmeleri ve yün pelerinleri binicilik ilhamıyla temsil etmekteydi. Ne de olsa binicilik, ideal bir burjuvanın yapacağı yegane spordu.

Kadınların atlarla olan ilişkisi tarihte uzun bir yol kat etti. Bella Hadid gibi influencer'ların Instagram'daki binicilik paylaşımlarından önce, Ortaçağ'da at binen kadın bambaşka bir figürdü. Tıpkı derebeyi olan eşinin acımasızlığını prostesto için çırçıplak ata binerek kasabada gezen Lady Godiva veya tek boynuzlu atın öfkesini dindirme yeteneğine sahip bakire kadın efsanelerinde olduğu gibi bir takım cinsel çağrışımlar içerirdi. Sembolizm açısından boynuzun fallus olduğu varsayılırsa, çağdaşımız kadınlar daha çok Amazon figürüne yakınlar; erkeği alt eden, ona hükmeden statüdeler.

Kovboyların romantize edilişine ve kadınların hem Vahşi Batı hem de günümüzdeki yerine eleştirel bakış getiren sanatçılar da şu sıralar gündemdeler; fotoğraf sanatçısı Anja Niemi ve ressam Felice House bunlardan bazıları. Yerleşik erkek-kadın rol evriminin atlar aracılığıyla dile geldiği eserlerin yanı sıra müzik alanında da Madonna, binicilik aşkını deri kırbaçlar ve metal koşum takımlarıyla bir S&M fetişine çevirmiş, biniciliğin bilincimizdeki ataerkil yerini zaten silmişti. Şimdilerde püsküllü veya dekolteli kovboy kostümleriyle prodüktör Diplo onun izinden gidiyor. Kısaca atlar, sembolik veya figüratif özellikleriyle, büyük eleştiri alan Büyükada faytonlarından Kendall Jenner'ın şato manzaralı at sefasına, şu dönem her yerde, dikkat alanımızdalar. Belki doğaya özlemimizi, belki de kadın-erkek eşitliğini vurguluyorlar.

Moda sahnesine gelirsek... Feminist görüşlerini kreatif direktörü olduğu Dior'a sıkça yansıtan Maria Grazia Chiuri, Cruise 2019 koleksiyonunu Meksikalı kadın biniciler olan escaramuza'lardan esinlenerek hazırlamıştı. Yukarıda bahsi geçenler haricinde, Stick & Ball gibi markalar da binicilik dünyasından ilham alan deri aksesuarlarla öne çıkıyorlar. Central Saint Martins mezunu Chopova Lowena ise bu sezon vaulting adı verilen at gösterilerini reklam kampanyasına taşıdı. Bir Türk tasarımcının elinden, Kapadokya ya da diğer adıyla "güzel atlar ülkesi" ilhamlı bir koleksiyon neden olmasın?

BİZE ULAŞIN