Moda'nın İyileştiren Tonları

Hepimiz toprağa yeniden ayak basmak, rüzgarı hissetmek ve nihayetinde sevdiğimiz herkese bir kez daha sarılabilmek istiyoruz. Şu an tekrar bir araya gelebilmek için erken olsa da doğaya olan özlemimiz bize yeni sezonun, hatta önümüzdeki birkaç sezonun renk paletini hazırladı bile. İyileştiren tonlar 2020/21 sezonlarının en büyük renk trendi olacak. Çağla Bingöl

Giriş Tarihi: 14.09.2020 15:16 Güncelleme Tarihi: 14.09.2020 15:20

Konu modanın geleceği ve sürdürülebilirliğe gelince; trendlerden bağımsız, uzun süre giyilebilen bu palet, hızlıca demode olmayacağı ve yeni dönemde hangi 'It color' gözde olursa olsun ona başarı ile eşlik edebileceği için yine artı puan alıyor.

Sadece bize iyi gelmesi değil, yeni dönemde üzerine daha çok düşeceğimize söz verdiğimiz doğaya olan iyileştirici etkisi de çok önemli bu paletin. Çünkü bahsi geçen tonları sentetik boyalar yerine doğadan gelen malzemelerle yakalamak çok daha kolay.Burada bir parantez açarak, ileriki dönemde vejetal boyalarla hazırlanan ürünlerin de oldukça revaçta olacağını eklemek gerek.Son zamanların Instagram favorisi Pangaia markası şimdiden bu yönü ile öne çıkanlardan.

Peki,Sonbahar/Kış 2020/21 sezonu bu trendin izlerini görmek için çok mu erken? Pek de değil, zira bizi bir süredir yavaşlamaya çağıran bazı ünlü modaevleri,'ortak bilinç'eseri renk paletini kullanmaya başlamıştı bile. Trend tahmininde küresel otorite WGSN ve evrensel renk sistemi Coloro; hazırladıkları trend raporunda dört farklı ton üzerinde duruyorlar. Birincisi terracotta tonuna kayan turuncu, ikincisi safranı hatırlatan yeni bir bej tonu, bir diğeri parlak zeytin yeşili ve son olarak grinin daha sıcak bir versiyonu olan boz tonu. Yeni Sezonun İyileştiren Trendleri Bu sezon, natürel tonların hakim olduğu renk paletinin yanı sıra formlarda ve genel olarak modada güvenli bir liman arayışının ağır bastığını görebiliyoruz. Maison Margiela ve Valentino'nun maksi paltolarına sığınmak, Balenciaga ve Rick Owens'daki egzajere omuzlarla sosyal mesafeyi korumak, Simone Rocha ve JW Anderson defilelerindeki koza formlarının içine gizlenmek, Celine ve Chanel'de başarılı örnekleri olan kadife kumaşın yumuşacık kollarında sakinleşmek...

Şehre, işe, okula dönüş zamanı olan Eylül ayı bu yıl geçmiş senelerdekine benzemeyecek. Defakto olarak yepyeni bir profesyonel hayat düzenine adım atacağız.Yarısı ofiste, yarısı evde (ya da bize ilham veren farklı bir yerde) geçecek melez mesailer bizi bekliyor. Bu nedenle, yeni sezonda eski yıllardaki kadar çok ofis şıklığını konuşmayacağız. Belki hem doğaya hem de Zoom toplantılarına uyan tasarımların arayışında olacağız. 2010'lar bize spor ile şıklığı harmanlayan Athleisure trendini sunmuştu. Önümüzdeki sezonlar, ofis ile outdoor'u buluşturan, mesela 'outoffice' diye bir trendi neden getirmesin.

Yazının tamamı Harper's Bazaar Eylül Sayısında!

BİZE ULAŞIN