YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.harpersbazaar.com.tr

Kalıp anne ve babalar

03.09.2013, Salı

Aşkım Kapışmak anlatıyor...

Çoğu anne babada kek kalıplarına benzer kişilik özellikleri vardır. Bu kalıplar öyle güçlüdür ki kesinlikle kırılmaz esnemez.

Geçmişten getirdikleri inançları kalın duvarlarla ördükten sonra zihinsel imajlarında kalıpları oluştururlar. Bilinçaltlarında insana dair bilgiler oluşur. Bir insan nasıl olmalı, nasıl yetişmeli, nasıl davranmalı, ne yaparsa mutlu ne yaparsa başarılı olur gibi soruların cevaplarını oluştururlar. Ama bu cevapları kendi gerçeklerine göre oluşturdukları için öneri, eleştiri ve esneklik geliştirmezler. Bunun sonucunda da öğrenmeye kapanırlar.
Dünyaya çocukları geldiği zaman çocuklarını ellerindeki kalıpların içine yerleştirmeye çalışırlar. Eğer çocuk kalıbın dışında bir özellik gösterirse rahatsız olurlar. Sürekli fazlalıkları atmaya eksikleri ise doldurmaya çalışırlar.
Örneğin; Başkalarının yanında isteklerini söylememesi gerektiğine, büyüklerin yanında susması lazım gelen bir inanca sahip olan ebeveynlere bakalım. Genelde çocuklarını yetiştirirken akrabaların, misafirlerin, aile büyüklerinin yanında sürekli eleştirirler. Çocuk sürekli eve birileri geldiği zaman :- kalk oradan amcan otursun. Ne varsa onu yiyeceksin. Sen sus şimdi büyükler konuşuyor. v.b telkinler verirler. Sürekli bunlara maruz kalan çocuklar bir süre sonra artık herkesin yanında susmaya, kendi görüşlerini açıklamamaya başlarlar. Ama ergenlikle birlikte kendi dünyalarını yaratmaya başlarlar. Konuşabildikleri, saygı gördükleri ortamlarda daha fazla kalmaya çalışırken bu kalıp çocukların ailelerinde uzaklaşmasını sağlar.
Şu an toplumumuzda evden kaçan, ailesiyle sorun yaşayan çocuklarının en belirgin ve ortak sorunları budur.
Çünkü böyle ebeveynler, çocukları konuştukları zaman utanırlar. kendilerini başarısız anne baba, iyi çocuk yetiştirememiş ebeveynler zannederler. Yarattıkları bu korkular hayatlarını mahveder.
Açıkça yaptıkları şey; çocuklarının hayatlarında sürekli başrol oyuncusu olmaya çalışmak. Her çocuk bireyselleştikçe kendi hayatlarının sorumluluklarını almalı ve sonuçlarını yaşamalıdır. Her bireyin hayatında da oyunlar vardır. Ama anne baba sürekli çocukların hayatlarına müdahale ettikçe çocuklarını pasifleştirirler.
Diyelim ki çocuğunuz okulda arkadaşı kavga etti ve dayak yedi. Bu bir olaydır ve bu olayda bireyler reaksiyonlarını doğru vermeli ve sonuçlarını kabullenmeli. Olay belki iki arkadaşın zamanla çözebileceği bir süreçken. Baba diğer çocuğunda dayak yemesi gerektiğine inanır. Çocuğu dövdürtür.
Başka bir çocuk okulda cam kırar. Öğretmen çocuğa kızar ve üzülen çocuk ağlayarak eve gelir. Anne bu durumda çocuğunu üzülmesine fazlaca sinirlenir. Okula gider ve :- ne var altı üstü bir cam der. Parasıyla değil mi? der.
25 Yaşına gelen genç hiçbir işte dikiş tutturamaz ve çalışmaz. Evde boş boş oturur. Anne baba sürekli çocuğun cebine para koyar.
Yukarıdaki olayların, ortak noktaları, çocukların hayatlarında anne babanın oyunculuk yapmalarıdır.
Genelde bu tip durumlarda çocuklar sorunlarla baş etme becerileri geliştirmezler. Hatalarından ders çıkaramadıkları için sürekli hata yaparlar. Aslında sürekli hata yapmaları hayatın bir sınavıdır. Reaksiyonlar doğru verilene kadar hatalar devam eder.
Bu tutumlar çocuklara; "sana güvenmiyoruz, sen kendin bir şeyi başaramazsın, hatalarını biz düzeltiriz başka bir şeye ihtiyacın yok…" mesajı veriyor.
Şimdi düşünelim bakalım, böyle yetişen çocukların gençlik dönemlerindeki aile ilişkileri nasıl olur?

BİZE ULAŞIN