YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.harpersbazaar.com.tr

Mutlu evliliğin sırları

02.10.2012, Salı

“Evliliğin ne getireceğini kim bilebilir ki?” Ya da “Kaderime yazılmış bir kere, neyse yaşayacağım!” şeklinde düşünenler, aslında bu biraz da sizin elinizde değil mi?

Sizi bilmem ama ben, evlilik kararı öncesi birçok araştırma ve gözlem yaptım. Hatta, bir çok evlilik danışmanı ve psikoloğun yazılarını okuyup, röportajlar da yaptım. Arada elediğim fikirler olsa da kafamda bir tür "mutlu evlilik planı" oluşturdum. Uydum da. Bunları sır olmaktan çıkarıp, sizlerle paylaşmanın ve belki de yardımcı olmanın, bir yazar olarak ilk görevlerimden olduğunu biliyor ve mutlu evliliğe dair birkaç sırrı sizlerle paylaşıyorum… Belki seçiminizi doğrulayacak belki de caydıracak. Benim fikrimi soracak olursanız, en sağlıklı kararı almanızı sağlayacak…

Bu işler kimya işi

Mantık evliliği ya da aşk evliliği gibi klişe ayrımlar yapıyorsanız, bunu doğrulamak yerinde olmaz. Çekici bulduğunuz, sizi heyecanlandıran, kimyanızın uyum sağladığı kişiyle evlilik kararı almak en doğru seçim olacaktır. Özellikle de bu heyecan karşınızdaki kişinin görselliği dışında, davranış ve karakter tipinden kaynaklanıyorsa, doğru yoldasınız demektir. Uzman psikologların da önerdiği gibi, evlilik kararında sevdiğiniz kişiyi seçerek mutlu olmanın yollarını aramak en mantıklısı. Unutmayın, ilişkide sevgi belirgin değilse, evlilik uzun sürmez.

Kaygılı kişilerden uzak durun!

Karşınızdaki kişi sürekli olarak, sizi kaybedeceğine yönelik kaygı duyuyor ve bu nedenle mesafeli ya da sürekli olarak size odaklı yaşayıp, kendini önemsemiyor hatta unutuyorsa, bu ilişkinin sağlıklı olduğu söylenemez. Kendini birine güvenle bırakabilmeyi, sevmeyi ve bağlanmayı becerebilen ve aynı zamanda kendini önemsemeyi ihmal etmeyenler eş seçimi için en ideal kişiler.

Ruh eşi kavramını unutun

Evliliğin teorik anlamının, bir kadın ve bir erkeğin bir araya gelerek birlikte yaşaması demek olduğunu hepiniz biliyorsunuz. İşin pratiğinde ise, ruh eşini aramak, yani kendinden bir kopya bulmak var. Ya da birilerini sen yapmak… Uyum mutlaka olmalı, ancak ruh eşi arayışına girerseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. Ruh eşi kavramını bir kenara atmanızı öneriyor, ortak olduğu kadar farklı zevk ve görüşleri olan kişilerle evlenmenizin doğru bir seçim olabileceğini savunuyorum. Düşünün ki, ruh eşinizi bulamadınız ya da öyle olduğunu düşündüğünüz kişiyle kimyanız uyuşmadı. Bu durumda kendi kendinize aşık olup, tek başına bir hayat sürdürmek en doğru seçim olmaz mı? Ya da onun, siz gibi olmasıyla uğraşmak, doğru olabilir mi? Unutmayın, mutlu birliktelik karşınızdaki kişiyle aynı olmayı hayal ederek "ben olma" nedenlerinin kaybolması değil, farklı cins ve özelliklere sahip iki kişinin bir araya gelerek, tamamlanması ve zenginleşmesiyle gerçekleşiyor.

Tabii ki uyum önemli…

Uyumun önemi yadsınamaz. Ortak zevkler, renkler sevgiliniz ve sizi, kocaman bir siz yapıyor. Ya da önemseyip, önemsemediği şeyler… Ciddi boyutta yaşam anlayışı farkı ilişkide mutlu olmanızı engeller. Düşünün, siz Green Peace üyesisiniz, ancak sevgiliniz içtiği sigarayı sokakta yere atıyor! Ya da siz avlanmaktan hoşlanıyorsunuz, ancak eşiniz hayvanları koruma derneğinde gönüllü olarak çalışıyor. Sizce bu ilişki nasıl olur?

Cinsel çekicilik ve uyumluluk

Cinselliğin evlilikte en önemli öğelerden biri olduğunu inkar edecek olan yoktur sanırım. Çekici bulmadığınız, arzulamadığınız, tensel uyumun olmadığı birini evlenmek için seçmek, sizi mutsuzluğa götürecek en kısa yol. Dünyanın en iyi ve saygılı insanı olsa bile cinsel arzu duymuyorsanız, evliliğinizde mutlu olmanız zor.

Ruhsal olgunluk ve evlilik yaşı

Evlilik ancak yetişkin bilincine sahip olan iki kişinin yürütebileceği bir şeydir. Bu nedenle genel olarak minimum 25 yaşından önce evliliğin iyi bir tercih olmadığını savunuyorum. Özellikle de çocuk ve ergen bilincinde olan bir kişi, kendi yaşamının ve evliliğin sorumluluğunu almayı beceremeyecektir. Tabii diğer taraftan karakterin, zevklerin ve en önemlisi ne istediğinizi tam olarak anlama yaşınızın oturmasını beklemek ve bu arada kişililiğinizi geliştirecek ve sosyal alanda gelişiminizi sağlayacak bir şeyler yapmak, sizi siz yapan öğelerle uğraşmak en doğru seçenek.


İşte birkaç minik tüyo daha!

Evlilikten korkmayan: Evliliğe hazır olan, evlilik yaşamının ne getireceğini bilen, evlilikten korkmayan kişiyi seçin.

Evliliğin sorumluluğunu taşıyabilen: Evlilik ciddi bir iştir. Sorumluluk sahibi, kendini tanıyan, yaşamdan ne istediğini bilen, hayalleri ve hedefleri olan kişiyi seçin.

Eğitim: Evleneceğiniz kişinin benzer ya da yakın eğitim düzeyinde olmasına özen gösterin. Eğitim kişilerin olaylara bakış açısını ve verilecek kararların daha benzer ve uyumlu olmasını sağlar.

Yaş farkı: Aradaki yaş farkının çok olmamasına özen gösterin.

Ekonomik bağımsızlık: Ekonomik bağımsızlık evlilikte ön koşuldur. Ekonomik bağımsızlığına sahip olmayan bir erkeği seçmeyin.

Aile onayı: Her yetişkin, hayatının en önemli kararını olan evlilikte, kiminle evleneceğine kendi karar vermelidir. Ancak verdiği kararda ailesinden onay alması sağlıklı bir evlilik için önemlidir. Bazen aileler duygusal davranıp karşı çıkabilirler, çocukların akılcı yöntemler kullanarak ailesini ikna edip onaylarını almalarında fayda var. Bazen de ailelerin karşı çıkması haklı sebeplere dayanıyor olabilir. Göz ardı etmemekte fayda var.