YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.harpersbazaar.com.tr

Merhaba! Ben, erkekleri tüketen kadın!

19.02.2013, Salı

Her konuda müsrif bir insanımdır ben… Gerçek anlamda tüketiciyimdir… Sadece fazla alışveriş yapan bir insan olarak adlandıramam kendimi…

Elimin değdiği her şey tükenmelidir benim için… Evdeki her şey tüketilmelidir… Dolapta çikolata varsa, bitirmeden uyuyamam… Huzursuz olurum… İlla ki tüketmem lazım… Bitirmeliyim… Lazım olduğunda bulamamalıyım…

Evet, ben profesyonel tüketiciyim. Bununla ilgili de pek büyük bir sorun yaşamadım şimdiye kadar ve umarım yaşamam da… Yaşadığım en büyük sorun; sadece varlıkları beni rahatsız ettiği için evde bulunan tüm çikolataları yedikten sonra, canım gerçekten çikolata istediğinde "çaresiz" kalmam olarak anlatılabilir…

En azından yakın zamana kadar en büyük sorunumu bu sanıyordum ama geçen gün anladım ki, en büyük sorunum bu değilmiş. Yani o tip durumlar sorun bile değilmiş. Ben çok daha önemli bir şeyi tüketmişim.

Uzun zamandır hayatımda kimsenin olmadığını fark ettim geçen gün. Aslında elbette en başından beri farkındaydım bunu… Yani 7 aydır farkındayım ben bu durumu… Benim için son derece uzun bir süre… İlla âşık olmasam bile benim boş geçen zamanım olmazdı eskiden… İlla ki beni oyalayacak saçma sapan bir ilişki bulurdum kendime bir şekilde… En azından bana telefon açan filan birileri olurdu…

İlk başlarda önemsemedim bu boşluğu… Hatta telefon beklememe lüksü, program yapmama özgürlüğü, kız arkadaşlarla geçirilen vakitler keyifli bile geldi diyebilirim… Ama aradan zaman geçmeye başlayınca, ihtiyacım olduğundan değil de, nasıl bu kadar "boş" kalabildim endişesi kapladı bünyemi… "Etrafta adam mı kalmadı yoksa" diye panikledim ama sonra arkadaşlarım sakinleştirdiler beni… Duruldum ve beklemeye devam ettim sonra…

Bekleye, bekleye bugüne geldik sonunda… 7 ay geçti ve benim ilgimi çeken tek bir adam yok hala… Evet, ben tüketici ruhumla "İlgimi çekebilecek tüm adamları" tüketmişim. Kalmamış hiç. Keşke biraz ayırsaymışım kenara ama ben sandım ki, o bolluk hep öyle devam edecek…

Bu arada yanlış anlamayın; aradığım aşk ya da sevgi değil… Onların aranmakla bulunmayacağını öğrenecek kadar büyüdüm ben… Onlar tamamen tesadüftür… Olurları varsa olurlar, onlar.

Ben, flört etmeyi özledim…

Ben, akşam yemeğe çıkarken ne giyeceğimi düşünmeyi özledim…

Ben artık Senem, Şebnem ve Bengi üçlüsü için ya da kuzenlerim Berna, Banu, Ebru için giyinmek istemiyorum… Tamam, onlarla beraber olmak muhteşem ama sadece onlarla olmak da biraz moral bozucu sanırım…

Sabahları telefonumu arayan ilk kişi yengem Esin olmasa da olur. Esin ikinci arayan olsun mesela…
Beni akşam dışarı çıkartan 3 erkekten ikisinin kardeşlerim Atilla ve Tuğrul, diğerinin çocukluk arkadaşım Levent olması sıkıcı olmaya başladı…

Telefonum günde ortalama 80 defa çalarken, arayanların 60'ının annem ve babam olması bir yerde güzel elbette ve Allah eksikliklerini göstermesin ama geriye kalan 20 tanesi de yukarıda isimleri geçenler olduğu için biraz buruluyor insan…

Allah sizi inandırsın ki; yeni parfüm bile almak istemiyorum artık… Niye alayım ki zaten? Yani dibime kadar giren tek erkek 4 yaşındaki yeğenim Ali ve o da parfüm kokusundan rahatsız olunca, üstüme kusuyor zaten… Ne diye alayım ki?..

Kısacası ben değişiklik istiyorum… Heyecan istiyorum… Flört etmek is-ti-yo-rum!
İlk buluşma heyecanını yaşamak istiyorum yine.
İlk buluşmadan sonra eve dönüp kızları arayıp, her şeyi anlatmak istiyorum.

Sonraki zamanlarda ayrılma sorunlarıyla uğraşmak istiyorum. Senem'in beynini "ayrılık sorunlarımla" yıkamak istiyorum.

Olmuyor ama. Bitmiş o iş benim için.
Hayret!

Nasıl da tüketmişim bütün adamları…

Bu arada elbette bütün erkekler tükenmediler. Ama ben eskisi gibi gözü kara değilim sanırım artık. Eskiden boş zamanım olmazken, artık kimse dikkatimi çekemiyor… Tükettiğim erkekler değiller belki de; ben kendi heyecanımı ve flört etme kapasitemi tüketmişim… Biten duygularımsa sorun değil; adam bulunca duygu da geri gelir belki ama biten adamsa duygunun geri gelme şansı yok… Kör talihim!

Hayret, hâlbuki hiç bitmeyecek gibi duruyordu…

Neyse, 7. Ayda bu yazıyı yazmaya karar verdim. Belki yazarak aşabilirim bu sorunu diye düşündüm.
Neyse, olur belki yine…

NOT: Bu arada ilgimi kimse çekmiyor dedim ama önceki yazılarımdan birinde bahsettiğim ama kim olduğunu benim de bilmediğim bir Mustafa vardı hani! İşte O'nu bulursanız; ilgimi çekebilir belki de…

BİZE ULAŞIN