The Crown’ın Makyaj Sanatçısı Anlatıyor

Diana'nın ikonik göz makyajından, Kraliçe II. Elizabeth'in imza rujuna kadar karakterlerin görünümlerinin nasıl elde edildiğine dair her şey.

The Crown’ın Makyaj Sanatçısı Anlatıyor

Yazı Jennifer George ve Katie Withington

Çeviri Ece Büyükçolpan

Aynı zamanda final sezonu olan altıncı sezonunun birinci kısmının yayınlanmasıyla, son zamanların en çok izlenen ve en çok konuşulan yapımlarından biri olan The Crown, yine ses getirdi. Sezonun yayınlanmasıyla birlikte izleyicilerin dikkati Kraliçe II. Elizabeth ve diğer Kraliyet üyelerinin karakterlerinin ikonikleşen görünümlerine çekildi. Karakterlerin cazibesini ekrana birebir yansıtma görevi ise büyük ölçüde The Crown'ın makyaj sanatçısı Cate Hall'a düşüyor.

Hall, ikonik diziyle ilgili kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, "Kraliyet ailesi onlarca yıldır bu tutarlılığa sahip," diyor ve ekliyor, "Kraliyet ailesiyle evlenen karakterler aynı zamanda dönemin modasını temsil eden kişiler, ancak Kraliyet ailesinin başı çeken, zorlu üyelerinin onlarca yıl sonra dahi korudukları kendilerine ait silüetleri var. Tabii, makyaj kimyasal olarak evrimleştiği için makyajınızda dokusal olarak ufak değişiklikler olabilir."

Dizinin 4. sezonuna Prenses Diana'nın dahil edilmesiyle birlikte Cate Hall, önce Emma Corin'i sonrasında ise Elizabeth Debicki'yi tüm zamanların en ünlü ve en ikonik prensesinin imza görünümüne dönüştürmekle görevlendirildi.

Geçtiğimiz yıl Cate Hall Harper's Bazaar UK'ye verdiği röportajda şunları söyledi: "Sam McKnight tam o yılda Diana'nın saçını küt kesti. Bu nedenle bir neslin kadın saç stiline ilham olan bu görünümü elde etmek hayati önem taşıyordu. Aynı zamanda bu, Diana'nın dönemin başlangıcındaki mental durumunun büyük ölçüde aktaran bir detaydı; Panoroma röportajında meydan okuyan cesur tavrını perukla yeniden yaratmak, Diana'nın duygusal anlatısını desteklemek için bir fırsattı."

Çeşitli denemeler sonrasında (denenen ilk peruk, yani Diana'yı "bulmadan önce" 80'lerdeki bir temizlik görevlisine ve bir anaokulu öğretmenini andırıyordu, diyor Hall) o ikonik görünümü elde etmemizi sağlayacak peruğu bulduk ve gerçek haliyle birebir eşleşebilmesi için ona perma uyguladık. Diana'nın dizide aktarılan iki dönemine uyan iki ayrı peruk kullanıldı: bunlardan biri ikonik Panoroma röportajına uyum sağlayacaktı, ardından da daha zengin sarı tonlarına ve tamamen modern bir dokuya sahip olacaktı. Hall'a göre ince detaylara dikkat edilmesi çok önemliydi. "1991'deki küllü, permalı görünümden parlak, modern sarıya uzanan o yolculuk; final sezonunda Diana'nın son görünümünü oluşturmaya hazırlanmak ve aynı zamanda izleyiciyi 90'lı yıllara götürmek detaylarda gizliydi. The Crown'daki dönüşümlere odaklanmak her daim özgün olan ve izleyiciyi dramanın içinde kaybolmaya götüren görünümler elde etmekten ibaret."

The Crown’ın Makyaj Sanatçısı Anlatıyor

Diana'nın imza makyajına gelince, makyaj sanatçısı Cate Hall'a göre bu ikonik görünüm, mavi göz kaleminden klasik siyah göz kalemine; yani masum Diana'dan daha olgun ve sofistike Diana'ya doğru bir geçişi temsil etmekle ilgiliydi. Hall, bu geçişi elde etmeyi başarmak için, Diana'nın ceylan gözü şeklini vurgulamak için Elizabeth Debicki'nin gözlerinin merkezine doğru çeşitli eyelinerları yoğunlaştırarak ve katmanlar halinde uyguladığını belirtiyor. Debicki'nin açık tenini ise Diana'nın bronz tenine yaklaştırmak için çekim boyunca sıklıkla bronzlaştırıcı sprey uygulandığını aktarıyor. Bu ikonik görünüm için kullanılan güzellik ürünleri ise Armani Glow Primer ve Luminous Silk fondöten.

Debicki'nin açık tenini Diana'nın bronz tenine yaklaştırmak için çekim boyunca sıklıkla bronzlaştırıcı sprey programı uygulandı.

Hall, günümüzde olduğu kadar o dönemde de iyi bilinen bir markaya güveniyordu: MAC Cosmetics. "Kullanılan makyaj ürünleri 90'ların klasik görünümünü yeniden elde etme konusunda bizim için çok önemliydi," diyor. "90'lı yıllların söz konusu olan döneminin görünümleri şu anda da gerçekten oldukça "in". Debicki'de gördüğünüz aslında Prenses Diana'nın ayna görüntüsüdür. Başından beri Debicki'nin bize olan güveni tamdı ve her şeyi deneme konusunda oldukça harika bir tavır sergiledi."

The Crown’ın Makyaj Sanatçısı Anlatıyor

Geçtiğimiz hafta yayına giren final sezonunda Prens Diana'nın beşinci sezonun finalinden altı hafta sonraki hali karşımıza çıkıyor. Yani görünümünde yapılan değişiklikler keskin bir geçiş sayılmazdı ama kasıtlıydı.

Hall: "Beşinci sezonun finalinde, Diana'nın altıncı sezondaki haline uyum sağlayacağından emin olabilecek şekilde görünüm elde ettiğimiz konusunda hemfikir olmaya çalıştık. Saç kesimini biraz değiştirdik. Katları çok az uzamıştı, kısa bob kesime yakın bir haldeydi. Bu yüzden peruğu biraz değiştirdik. Bu defa peruğa parlaklık katacak küllü tonlarda ışıltı ekledik."

Son sezonun çekildiği yer, eklenen son rötuşlarla beraber Debicki'nin Galler Prensesi'ne dönüşmesinde önemli bir rol oynadı.

Cate Hall ile birlikte çalışan makyaj sanatçısı Emilie Young, "Yatlarda vakit geçirmesi nedeniyle bronzlaşmasına ve makyajındaki değişime özellikle dikkat ettik. Bu dönemde daha fazla altın ışıltısı vardı, makyajı daha parlaktı ve daha katmanlıydı. Açıkçası biraz da karmaşıktı, yani o kadar da basit değildi. Pigmentler biraz daha parlıyordu. Bunun biraz daha çaba gerektirdiğini söyleyebilirim," diyor.

The Crown’ın Makyaj Sanatçısı Anlatıyor

Yapılan bu değişikliklerle ilgili olarak Cate Hall, Prenses Margaret ve o dönemde Camilla Parker Bowles olarak bilinen Kraliçe Camilla'nın da görünümlerinde büyük farklılıkların olduğuna değiniyor.

"Bence Camilla'nın hikayesi harika çünkü o sıradan bir hayat yaşadı, biraz mazlum ve kesinlikle bir prenses değil. Düğünde gördüğünüz Camilla'nın, ona uygulanan Kraliyet makyajıyla parlıyor ve gerçekten çok güzel göründüğünü düşünüyorum."

The Crown’ın Makyaj Sanatçısı Anlatıyor

Kraliçe Elizabeth ve onun karakterine hayat veren Imelda Staunton'a gelince Cate Hall, sağlam ve sembolik olan tutarlılık imajını yaratmak amacıyla saltanatı boyunca bilinçli olarak aynı görünümü sürdürmesini vurgulamakla görevlendirildiğini belirtiyor. Hall, bunu yaparken renk ve doku trendlerine de biraz yer verildiğini kabul ediyor: "Mat, porselen ten, temiz ve hafifçe uygulanmış göz makyajı ve ruj, hükümdarlığı boyunca aynı kaldı. Ancak allığını biraz alışılmadık bir yerine, elmacık kemiğinin oldukça yukarısına uygulamıştı. Yıllar geçtikçe, özellikle de 90'ların başında, onun maskara ya da göz kalemi olmadan, yalnızca soğuk tonlarda gölgeler uygulayarak görünümünü tamamladığını fark ettik."

Hall'a göre kadroya yeni dahil olan Staunton'ın Kraliçe Elizabeth'e benzemesi için onun ten rengi ile eşleşmesi gerekiyordu. Bunun için Staunton'ın cildine By Terry Rose Elixir Serum ve Chantecaille's Future Skin Foundation uygulayarak astar oluşturarak soluk pembe bir ton elde ettiğini belirtiyor.

Hall sözlerine şunları ekliyor: "Imelda özgünlüğüne gerçekten bağlıydı, bu yüzden bu konuda cesur olmaya ve herhangi bir maskara kullanmamaya karar verdik. Bu da ona, Prenses Margaret veya Prenses Diana gibi diğer karakterlerle hoş bir tezat oluşturan oldukça çarpıcı bir Kraliçe özelliği kazandırdı. Bu detayın, Kraliçe'nin önemli özelliklerinden biri olan, kibir eksikliğini makyaj aracılığı ile vurguladığını güçlü bir şekilde hissettim."

"İnandırıcı bir yöntem bulana kadar birçok farklı teknik deniyoruz."

Hall'a göre makyajın temel dengesi, her unsuru birebir kopyalamaktan kaçınarak karaktere sadık kalmakta gizli. "Bizim için karakter yaratma sürecinde amaç hep gerçeği bulmaya çalışmak ki söz konusu gerçek ya da özgünlük her zaman biyografik ayrıntılarda yer almaz. Provalar sırasında pek çok farklı teknik deniyoruz ama inandırıcı olan bir yöntem bulana kadar bazı detayları bir kenara bırakma eğilimindeyiz. Gösterinin büyüsüne katkıda bulunan şey de bu. The Crown'daki tüm departmanların, izleyicinin kendini içine çekebileceği sağlam bir hikâye dünyası oluşturmak konusunda inandırıcı, sadık ama aynı zamanda sürükleyici bir tasarım estetiği oluşturmakta birleştiğini düşünüyorum."

The Crown’ın Makyaj Sanatçısı Anlatıyor

BİZE ULAŞIN