Clubhouse Moda İçin Neden Önemli

Özellikle son iki aydır gündemi kasıp kavuran, pandemi döneminin kazananı Clubhouse uygulamasını moda perspektifinden sorguluyoruz. Gökçe Algan

Giriş Tarihi: 25.03.2021 16:23

Ocak sonunda sıradan bir gündü. Covid-19 sonrası durağan hayatımızda o gün de, önceki ya da sonraki günlerden farklı olmayacaktı ki WhatsApp gruplarımın birinde ilk kez "Clubhouse" ismi zikredildi. Hayır, daha önce duymamıştım.Evet,davetiye isterdim.Tamam,hemen indiriyordum. Sonrası; kitlesel bir histeri gibi telefon rehberimdeki yüzlerce ismin gün be gün (hayır, kesinlikle çok sosyal bir insan değilim, sadece mesleğim gereği oldukça kabarık bir rehberim var) Clubhouse'a katıldığına dair bildirimler, takipleşmeler, farklı farklı odalarda karşılaşmalar,"Bunu markalarla nasıl bir araya getiririz?" odaklı beyin fırtınaları... 2020 yılında lanse edilen,Aralık 2020 itibariyle değeri yaklaşık 100 milyon USD olarak açıklanan uygulama, milli sınırlarımızdan içeri bir girmiş,pir girmişti.

Malum, moda sektöründe çalıştığımdan ve markaların iletişim stratejilerini güncel trendlere paralel biçimde geliştirmek işimin önemli bir kısmını oluşturduğundan, Clubhouse'un moda endüstrisine neler katabileceğine, moda markalarının bu uygulamada nasıl varlık gösterebileceklerine dair düşünmeye ve araştırmaya başladım.

Yeni başlayanlar için Clubhouse'dan kısaca bahsetmek gerekirse; Instagram'ın fotoğrafı,Twitter'ın yazıyı,Tiktok ve YouTube'un ise videoyu sahiplendiği sosyal medyada, Clubhouse unutulmuş bir alana, sese yöneliyor ve özellikle pandemi döneminde yükselişe geçen Podcast'lerden farklı olarak dinleyicileri de sohbetin bir parçası kılıyor. Şimdilik sadece iOS ile çalışan (Android'e uyumlu yazılım için çalışmalar hızla devam ediyor) uygulama en basit şekliyle kullanıcıların farklı konu başlıklarına göre ayrılmış odalarda, aynı konu etrafında toplanmış diğer kullanıcılarla sohbet etmelerini sağlıyor.Takip ettiğiniz kullanıcıların hangi odalarda vakit geçirdiğini eşzamanlı olarak görebiliyor, dilerseniz ilgi alanlarınız ve takip ettiğiniz isimler doğrultusunda oluşturulmuş takvim üzerinden o gün,saat saat hangi odada hangi konu başlığı konuşulacak görebiliyorsunuz. Odalarda moderatörler, konuşmacılar ve dinleyiciler yer alıyor, dinleyiciler el kaldırarak söz isteyebiliyor ya da sessizce konuşmaları dinleyebiliyorlar. Popüler kültürün önde gelen figürlerinden politikacılara, alanlarında kanaat önderi konumunda bulunan isimlerden Elon Musk'a kadar her an sizi şaşırtacak biri Clubhouse'da karşınıza çıkabiliyor. Üstelik uygulamanın arka planda çalışabilmesi sayesinde cep telefonunuzun kölesi olmadan bir yandan gündelik işlerinize devam edebiliyorsunuz. Unutmadan, Clubhouse'a sadece davetiye ile giriş yapabiliyorsunuz. Öyle ki Aralık ayında Wired, Clubhouse'a girmeyi Berlin'in efsanevi gece kulübü Berghain'e girmekten bile zor olarak nitelendirmişti.

Tamamen sese dayalı bir uygulama olan Clubhouse, tabiatı gereği görsel üzerine kurulu olan moda endüstrisi için fırsatlar barındırabilir mi, markalar hangi noktalarda Clubhouse'dan yararanabilir diye düşünürken, dinleme şansı bulduğum bir podcast oldukça ilham verici oldu: Business of Fashion'ın kurucusu Imran Amed'in moderatörlüğünde, Clubhouse'un yaratıcılarından Paul Davidson ve Off-White ile Louis Vuitton erkek koleksiyonlarının kreatif direktörü Virgil Abloh, uygulamanın moda endüstrisine sağlayacabileceği faydaları konuşuyorlar. Paul Davidson, konuşmanın insanlık tarihinde iletişime dair en eski, en temel yeti olduğunu belirterek, bunu bir sosyal ağa taşımanın insanlar açısından geliştirici bir deneyime dönüşeceğini vurguluyor. Haksız da sayılmaz, özellikle uygulamanın insanların sosyalleşmeye, topluluk olmaya hasret kaldıkları pandemi döneminde böylesine büyük bir başarı yakalamış olması kesinlikle tesadüf değil. Clubhouse'da uzun saatler geçirenVirgil Abloh ise özellikle markaların dijitale yaptıkları yatırımların katlanarak arttığı günümüzde, görsel içerik yaratma, etkileşim ölçümleme, e-ticaret trafiğini analiz etme gibi data odaklı bir yaklaşımı benimsediklerini, Clubhouse'un ise tüm bu kaygılardan ve hedeflerden bağımsız olarak, markalara kendilerini en çıplak biçimde anlatabildikleri, müşteri geri bildirimlerini filtresiz biçimde dinleyebildikleri bir platform sağladığını, bunun çok kıymetli olduğunu belirtiyor. "Clubhouse'da ev sahipliği yaptığım ya da katıldığım tüm konuşmalar tuhaf bir biçimde röportajlardan ya da konvansiyonel medya formatlarından çok daha derinlikliydi" diyen Abloh ekliyor;"Markaların aslında anlatacak çok daha fazla hikayeleri olduğunu görmek farklı bir deneyimdi."

Tasarımcıların konuya gerçekten ilgi duyan dinleyicilerle buluşarak ilham kaynaklarından bahsedebildikleri, moda profesyonellerinin tecrübelerini paylaşabildikleri, tüketicilerin samimi marka deneyimlerine dair fikir alışverişinde bulunabildikleri bir platform, moda endüstrisinde de yerini günbegün pekiştirecek gibi görünüyor. Paul Davidson'ın da belirttiği gibi, ses yoluyla moda iletişimi kurmak belki ilk bakışta bir zıtlık gibi görünüyor ama bu zıtlığın içinde barındırdığı potansiyel de yadsınamaz. Türkiye'de Clubhouse'a dair ilk açlık dalgası yerini kademeli bir normalleşmeye bırakmışa benziyor. Influencer'ların 5 gün boyunca influencer olmayı tartıştığı günler şimdilik geride kaldı ancak alanında uzman kişilerin nitelikli sohbetleri,Clubhouse'da geçirilen saatleri zenginleştiren tecrübelere dönüştürüyor.Türk moda sektörünün profesyonellerini de Clubhouse'da benzer konu başlıklarında görmek,moda haftasının içeriğindenTürk tasarımcıların yurtdışına açılma yolculuklarına, moda markası kurma sürecinden modada sürdürülebilirlik adına atılan adımlara hepimizi ilgilendiren konularda konuşabilmek kuşkusuz hem tüm paydaşlar için yepyeni ufuklar açacak, hem de moda alanında kariyer hedefleyen gençlere, moda tasarımı ve moda yönetimi öğrencilerine sektörün geleceğine dair tartışmaların bir parçası olma fırsatı verecek.

BİZE ULAŞIN