Bir Anne-Kız Hikayesi

Her küçük kız annesine bakarak büyür, onun karakterinden parçalar taşır, stilini aklında tutarak kendininkini oluşturur. Bu özel bağı Mirela Cerica, Elif Mısırlı ve Tuba Ünsal ile çözümlüyoruz.

Giriş Tarihi: 07.05.2022 13:06

Bade Çakar
Fotoğraflar Serkan Eldeleklioğlu

MIRELA CERICA & SIENA ROSE EL CHAER

Siena Rose'un hayatınıza gireceğini öğrendiğinizde ilk ne hissettiniz?
Bu soruya üç aşamada cevap verebilirim sanırım. İlk aşama; Hong Kong'ta tanıştığım ruh eşim, tanıştığımızın ertesi günü bana, "Biz seninle evleneceğiz ve bir kızımız olacak" dedi. Şaşırdım. İkinci aşama; beraberliğimizin üçüncü senesinde, Barcelona'da bir date night'ımız esnasında bana, "Sevgilim, sende farklı bir ışık var, çok başka bir şekilde parlıyorsun, sanrım farkında değilsin ama hamilesin ve sonunda kızım geliyor'' dedi. Çok şaşırdım. Üçüncü aşama; doğru mu diye kontrole gittiğimizde doktor, "Evet, hamilesin ve cinsiyeti kız" dedi. Daha da çok şaşırdım! Siena, beraberliğimizin ilk gününden itibaren büyük bir heyecanla beklediğimiz, yine de hayatımıza gireceğini öğrendiğimizde çok şaşırdığımız bir bebek.

Anne-kız ilişkinizden biraz bahseder misiniz?
Mirela-Siena Rose olarak çok güçlü bir ilişkimiz oldu; onun doğumundan, hatta var oluşunun çok öncesinden itibaren. Ben anneliği farklı bir kavram gibi yaşamayı hiç beceremedim sanırım. Kendi benliğime, kendi vücuduma bir vücut daha eklenmiş gibi, ikili olarak yürüyormuş gibi hissettim sadece. Ama başka bir kimliğe bürünmedim. Kendimden bile daha çok sevdiğim bir birey sanki bedenime yapışmış ve beraberce yaşıyormuşuz gibi hissettim. Siena'nın hayatımda olduğu bu dört yıl boyunca, anne-kız olarak, onun bana gösterdiği yolu takip ederek, dürtülerim ve onun ihtiyaçları doğrultusunda değişip gelişerek, birbirimize adapte olarak ve bol bol seyahat ederek akıp giden çok keyifli anlar yaşadık ve yaşıyoruz.

Siena Rose'un hangi karakter özellikleri size benziyor?
Siena çok paylaşımcı ve merhametli bir çocuk. Bir o kadar da inatçı ve hiçbir şeyi unutmayan bir tarafı var. Dolayısıyla, iyisiyle kötüsüyle benzer çok yönlerimiz var.

Beraber neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?
Birbirimize teatralize edilmiş hikayeler anlatmayı seviyoruz. Bir konu belirleyip, teatral bir şekilde masallar ve hikayeler anlatıyoruz. Bu aktivitemiz çoğunlukla sonunda çılgınca dans etme ile sonuçlanıyor. Bunun dışında, beraber saatlerce puzzle yapabilir ya da kedimiz Yin Yang ile oynayabiliriz.

Kızınız daha çok küçük ama belli stil seçimleri var mı?
Siena Rose bağımsızlığına çok düşkün bir çocuk, her konuda bir fikri ve özgürce karar verme talebi oluyor. Şu an dört yaşında ve fazlasıyla renkli, karışık, katmanlı ve mütemadiyen bir prenses gibi görünmeyi talep ediyor. Aynı zamanda benim gibi tam bir ayakkabı tutkunu; gizli gizli topuklu ayakkabılarıma tırmanıp, onlarla yürümeye çalışırken yakalıyorum onu.

Siz annenizden stil konusunda neler öğrendiniz?
Annem; tek bir krem hariç başka hiçbir şey kullanmadığı ve hiç makyaj yapmadığı şahane cildi, her zaman uzun, bakımlı ve ojeli tırnakları, kuaföre gitmediği halde müthiş bakımlı upuzun, simsiyah saçları, zamansız parçalar ile dolu gardırobu ve fazlasıyla titiz hali ile benim için bambaşka bir kadındır. Minimal stil ve zarafet ile yaşama anlamında ilham kaynağımdır. Stil anlamında "annesinin tam tersi" durumum söz konusu olsa da "tam da annesinin kızı" olduğum, uyguladığım öğütleri; özenli, düzenli ve temiz olmak.

Bu zamana kadar nasıl bir stil serüveni geçirdiniz?
Stil açısından o kadar çok deney yaptım ki, şimdi oturan stilimde o deneylerimden her birinin bir parçasının bir şekilde ruhuma, bedenime, detaylarıma yapıştığını görüyorum ve çok mutlu oluyorum. Kişinin kendini, bedenini ve ruhunu iyi tanıması ve kendine objektif yaklaşmayı başarması müthiş bir serüven bence.

Sizin için özel anlamı olan, vazgeçilmez parçalarınız?
Bu çekimde de giydiğim, büyükannemden kalan el örgüsü triko takım, annemin bana devrettiği zümrüt taşlı, üç sıralı uzun art deco kolye ve üstünde bana yazdığı notlar ile babamdan kalan Dostoyevsky kitaplar.

Sizin Siena Rose'a ayıracağınız bir parça var mı?
Çanta, ayakkabı ve vintage kıyafet konusunda mütevazı olamayacak kadar büyük bir koleksiyonerim. Siena Rose çok şanslı; ciddi yaşanmışlıklar, emekler ve sevgi ile biriktirilen bir gardırop onu bekliyor olacak. Umarım o da ileride onları ister, sever, takdir edip özenle bakarak kendi çocuklarına aktarır...


ELİF & LEYLA MISIRLI

Anne-kız ilişkinizden biraz bahseder misiniz?
Elif
: Çok arkadaş gibi ama disiplinli bir ilişkimiz var. En eğlendiğimiz zamanlarda bile Leyloş benim annesi olduğumu, ben de onun artık yetişkin bir genç kız olduğunu unutmam.

Leyla: Yeri geldiğinde en yakın arkadaş, yeri geldiğinde otoriter bir anne olabiliyor. Genellikle çok iyi anlaşırız ama tabii herkes gibi ters düştüğümüz de oluyor. Kısacası annem benim en büyük sırdaşım ve en yakın arkadaşım diyebiliriz.

Beraber en çok nasıl zaman geçiriyorsunuz, neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?
Leyla
: Beraber daha çok dışarıda, yemekte vakit geçiririz ya da ben dışarı çıkmadan önce beraber kıyafet seçeriz. Mısır patlatıp film seyretmekten keyif alırız. Bir de işten döndükten sonra oturup, bir saat falan neler olup bittiği hakkında konuşuruz.

Elif: Pandemi zamanı beraber çok vakit geçirdik. Kızımın ne kadar eğlenceli ve tatlı olduğunu hatırladım. Bir de tabii beraber alışveriş yapmak en büyük keyfimiz.

Elif Hanım, stil seçimlerinizde Leyla'dan fikir alıyor musunuz?
Leyla'dan pek fikir almıyorum çünkü tarzlarımız çok farklı. Ama yenilikleri benden daha iyi takip ettiği için bana detaylar ve aksesuar seçimlerinde çok yardımcı oluyor. Leyloş dünyayı çok sıkı takip ettiği için beni her konuda yüksek tutuyor.

Birbirinizin stilini üç kelime ile nasıl tarif edersiniz?
Leyla
: Cool, zamansız ve bohem.
Elif: Spor, şık ve rahat.

Leyla, tasarımcı bir anneye sahip olmak nasıl bir his?
Leyla
: Tabii ki güzel bir his. Bir kıyafet beğendiğimde ya da hoşuma giden bir şey karşıma çıktığında, bana en iyi yakışacak şekilde onu yapabilmesi benim için büyük bir lüks. Tasarlamayı severim ama benim için onları giyip taşımak daha güzel.

Elif Hanım, annenizin stili sizinkini nasıl etkiledi?
Elif
: Annem az ama hep iyi parçalar alan bir kadındı. Bize hep, "Modanın esiri olmayın" derdi. Aklımdan hiç çıkarmam.

Bugünkü stilinizi oturtmanız ne kadar zamanınızı aldı?
Elif
: Lise yıllarımdan itibaren stilim değişmedi diyebilirim. Sadece zaman içinde, zamansız parçalarla birlikte daha iyi oturdu.
Leyla: Hâlâ tam olarak bir stil oturttuğumu düşünmüyorum. Büyüdükçe kendime yakıştırdığım ve içinde rahat ettiğim şeyleri giymeye özen göstermeye başladım. Bu süreçte tabii ki sürekli değişimler oldu. Küçükken sadece pembe ve parlak şeyler giyerdim, daha sonra çok spor ve rahat giyinmeye başladım, bugünkü tarzım içinse spor şık diyebiliriz.

Gardırobunuzda aile büyüklerinizden kalan parçalar var mı?
Leyla
: Gardırobumda annemden aşırdığım çok şey var. Ayrıca dedemin bir ceketi var, bir de babamın gençlik yıllarından kalan denim ceketi var çok sevdiğim. Vintage parçaları çok seviyorum.
Elif: Teyzemden bir pardesü, babamdan bir ceket, anneannemden bir saat ve birkaç mücevherim var.

Elif Hanım, Leyla için özellikle ayıracağınız parçalar var mı?
Vintage mücevher topluyorum. Onları ve ayrıca Hermès çantalarımı, kemerlerimi ve isterse zamansız gardırobumun hepsini bırakacağım.


TUBA ÜNSAL & SARE PİLEVNELİ

Anne-kız ilişkinizden biraz bahseder misiniz? Sare'nin hangi karakter özellikleri size benziyor?
Sare ile gerçekten özel bir ilişkimiz var. Bir çocuğu dünyaya getirirken, anne ve baba olarak karakterini yarı yarıya paylaştığınızı üşünüyorsunuz ama ben Sare'ye baktığımda bütün karakteristik özelliklerimi görüyorum. Aynı zamanda babasıyla benim tüm iyi taraflarımızı almış. Babası gibi çok düzenli ve disiplinli. Karışık bir yer gördüğünde, kimin evi olursa olsun girer düzenler. Benim gibi insanlara yardım etmeyi çok sever. Hayatını da bunun üzerine kuruyor. Kendi ikinci el eşyalarını sattığı bir platformu var, sokak hayvanlarına ve çocuklara destek oluyor. İnsancıl olması, sorgulamadan ilişkiye girmesi, her seviyedeki insana karşı eşit davranabilmesi çok özel. Onun yaşındakilerde marka bilinci varken, onda yok, eşyalarının kıymetini biliyor, bir eşyasını satmadan yenisini almamaya özen gösteriyor.

Beraber neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?
Doğada vakit geçirmeyi seviyoruz. Boş vakitlerinde arkadaşlarıyla parkta çöp topluyor. Ağaçları, doğayı çok seviyor, hayvanlara bayılıyor. Benden daha fazla hatta. Ben büyürken, hayvanların çevremizde çokça bulunduğu bir yaşam alanımız yoktu ama Sare doğduğundan beri onlarla iç içe. Onların dilini anlayabiliyor.

Sare daha çok küçük ama sizce nasıl bir stili var? Kendi stil seçimlerinde neleri tercih ediyor?
Çok tatlı bir stili var. Daha küçükken yaşadığımız çok komik bir anımız var; 10 gün üst üste Elsa kıyafeti giymişti ve o kostümün üstünde artık o hafta ne yediğini okuyabiliyordunuz. O zaman paniğe kapılmıştım, "Ne giyecek, ne isteyecek, nasıl bir stili olacak?" diye ama bunu doğal seleksiyonla oluşturuyor; bana, çevresindeki insanlara bakarak, analiz ederek. Eklektik bir stili var, hafif hippi gibi. Biraz erkeksi şeyleri de seviyor. Fazla feminen bir stili yok, pembe ve patlak renkleri çok tercih etmiyor.

Siz kendi annenizden stil konusunda neler öğrendiniz?
Annem el sanatları öğretmeniydi ve bir kumaş verdiğinizde, ondan bize bir takım yaratabilirdi. O eskidiğinde bir elbiseye dönüştürür, o da eskidiğinde bez bebek yapardı. Çok yaratıcı biriydi, o tarafımı ondan almışım. Çok güzel kombinler yapardı, eski fotoğraflara baktığımda her giydiğinin çok özenli olduğunu görüyorum.

Bugünkü stilinizi oturtmanız ne kadar zamanınızı aldı?
Ben stilimi hakikaten döneme ve o anki ruh halime göre belirliyorum. Ruhum daha 'glam' barındıran bir sürecin içindeyse, örneğin Adı Aylin gibi bir karakteri oynuyorsam; o günlerde kişisel giyimimde daha yalın çizgiler, Grace Kelly vibe'ı görüyorum. Bu sıralar daha spirituel bir yolculuğun içindeyim, renklerin enerjisinin üstümde olmasını ve rahat parçalar giymeyi tercih ediyorum ama yıllardır şunu diyorum; zamansız
ve mekansız bir stilim var.

Gardırobunuzda aile yadigarı parçalar var mı?
Annemden kalan kıyafetlerim var, çok fazla olmasa da. Gözüm gibi bakıyorum.

Sizin Sare için özellikle ayıracağınız parçalar var mı?
Bazı şeyleri toplayan ve saklayan bir anne değilim ama çok özel parçaları büyüdüğünde kullanması için ayırmaya özen gösteriyorum. Aslında aklamayı da düşünsem fena olmaz çünkü artık neredeyse aynı şeyleri giymeye başlıyoruz, bedenlerimiz de yaklaşmaya başladı birbirine. Stilim kadınsı olabildiği gibi çocuksu da olabiliyor. Bu yüzden ortak paylaşıma geçtiğimiz bir dönemdeyiz, zamansız parçalardan mutlaka onun kullanması için saklayacağım şeyler olacak.

BİZE ULAŞIN