Şamdan Plus'ta bu hafta: Özgür Ruh Nilperi Şahinkaya

Şamdan Plus dergisinin bu haftaki kapak yıldızı renkli, esprili ve özgün karakteriyle, yaz enerjisine yüzde 100 uyumlu biri Nilperi Şahinkaya. Şimdi onu daha yakından tanımanın tam zamanı..

Giriş Tarihi: 04.08.2022 10:58 Güncelleme Tarihi: 04.08.2022 11:01

RÖPORTAJ İREM ORHAN
FOTOĞRAF ERMAN İŞTAHLI
STYLİNG NİL NİNAT
SAÇ İBRAHİM JUNİOR
MAKYAJ CANAN HIZLI
MEKAN MELTEM BEACH RESORT

Hayatının her döneminde içinden geçenleri söylemekten çekinmemiş, kendisi olmaktan korkmayan, cesaretiyle etrafındakilere ilham veren biri Nilperi Şahinkaya. Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü mezunu güzel oyuncunun hayattaki en büyük tutkusu ise işi. Onunla geçirdiğimiz bir çekim günü boyunca yaptığımız sohbetlerden anlıyoruz ki; oyunculuk dışında herhangi bir meslek onu mutlu edemez. Ve anlayacağınız, kendisi aradığını bulmuş ender şanslı insanlardan. Kariyerinde başarılı projelerin içinde bulunmuş güzel oyuncu ile sıcak bir İstanbul gününde, şehre bir saat uzakta bulunan rüya gibi bir sahilde buluştuk; hayaller ve gerçekler arasında dolaştığımız tozpembe bir yolculuğa çıktık. Bu yolculuk vesilesiyle yeniden tanıdığımız bu genç kadına, hayata bakışına ve duruşuna bir kez daha hayran kaldık.

Nasılsınız şimdilerde, yaz nasıl gidiyor, her şey yolunda mı?
Yaz güzel başladı, şimdiden iki mini tatil yaptım; bir Bodrum'a çekim için bir de Ay - valık'a 'Doğal Afet' tiyatro oyunu turnem için gittim ama tabii ki birkaç gün daha ek - ledim gezmek için, çok iyi geldi.



Yoğun bir kış sezonundan çıktınız, şimdi tatil planları mı ağırlıkta yoksa iş mi?
Şimdilik tatil planları ağırlıkta, eğer çok beğendiğim bir rol gelirse tabii ki önceliğim çalışmak olur ama artık daha seçici davranıyorum.

Oyunculuk kadar tutkuyla bağlı olduğunuz başka ne var hayatınızda?
Cevabım çok net; yok.

Ya da bir gün bu işi yapmaktan vazgeçerseniz eğer kendiniz için hazırladığınız bir B planınız var mı?
Oyunculuk dışında herhangi bir meslek beni mutlu edemez maalesef. Maalesef diyorum çünkü bazen yorucu geldiği de oluyor. Oyunculuk sadece oynamaktan ibaret olsaydı zor gelmezdi ama tam istediğin rolün gelmesi için beklemek de lazım, bazen çok beklemek, çok sabretmek lazım. O bek - leme süreci zor taraflarından biri.



Şu an bir hayal kursanız, bu ne olur?
Çok dillendirdim ama olsun, annemin 'Şu Dağın Ardı İran' isimli enfes bir otobiyografik kitabı var. Çok güzel film senaryosu olur. O kitabın film olmasını ve annemi oynamayı çok isterim.

'Özgünlük' kelimesinin sizdeki karşılığı nedir? Neleri özgünlük olarak tanımlıyor, neleri klişe buluyorsunuz?
Kimseye benzemeye çalışmadığın, tüm özelliklerinle barışık olduğun biri olmak. Barışık derken, 'sevmek' demiyorum. Her özelliğimizi sevmek zorunda değiliz ama sergilemekten korkmadan var olmayı seçtiğimizde özgün oluyoruz ve özgün insanların aurası bir başka oluyor. Kendine has ya da farklı diye çevirebilirim özgünlüğü. Bu sadece insanlar için değil üretilen her proje için de geçerli.

"Her özelliğimizi sevmek zorunda değiliz ama sergilemekten korkmadan var olmayı seçtiğimizde özgün oluyoruz ve özgün insanların aurası bir başka oluyor. Kendine has ya da farklı diye açıklayabilirim özgünlüğü."


Yaptığınız işte hiç umutsuzluğa kapılıp pes etmeye yaklaştığınız oldu mu? Eğer olduysa yola devam etme konusundaki motivasyonu nereden buldunuz?
Ara sıra olur evet. Bazen hak ettiğimden azıyla yetinmek zorunda bulurum kendimi, o çok üzer. Böyle durumlarda yakınlarımı arayıp önce bir içimi dökerim, bazen ağlayabildiğim kadar ağlarım, sonra da 'bırakma meditasyonu' yaparım. Bu meditasyon türüne 'Sedona Yöntemi' deniyor. YouTube'da var. Özet olarak, sizi üzen şeye tutunmayı bırakıyorsunuz. Bırakıyorsunuz ve uçup gidiyor. Düzeltmeye ya da iyi hissetmeye çalışmadan. Hepimizde kurban bilinci var ve bazı olaylarla tetikleniyor. Tetiklendiği anda olaya tutunup, bırakmıyoruz. İçinde kaybolmak ya da bastırmak yerine, fark etmek ve kendini izlemek en iyi yöntem. "Yine kurban bilincine geçtim" dediğiniz anda bile rahatlama geliyor.

İçten, samimi ve her daim doğal tavırlarınızla hep kendiniz gibisiniz. Bu noktada 'herkes gibi olmamak' adına dikkat ettiğiniz bir şeyler oluyor mu?
Soruyu doğru anladım mı bilmiyorum ama şöyle cevap vereyim: Birçok insan bir şeylerden korktuğunu gizliyor. Korkmak sanki zayıflıkmış gibi algılanıyor. Oysa kırılganlığını gösterebilmek çok cesur bir davranış bence. Ben cesur olduğumu düşünüyorum çünkü kırılganım, utangacım ve kimseden saklamıyorum. Herkes gibi ben de birçok şeyden korkuyorum ve bunu anlatmaktan, göstermekten hiç çekinmiyorum. O benim çocuksu tarafım ve çocuksu tarafımı hep korumayı dilerim çünkü çocuksu tarafım beni iyi oyuncu yapan. Bazı insanlar korkusunu gizlemeye çalışırken mesafeli davranıyor, böylece de bu onları snop kişilere dönüştürüyor. Ben onlar gibi olmak istemem.



Kendinizle ilgili daha önce hiç açığa çıkmamış bir şeyi bizimle paylaşmanızı istesek...
Tabii ki... Bir şeyler izlemeden uyuyamam ve anlatınca bu çok utanç verici çünkü şöyle şeyler izliyorum; mesela bir kadın, bir şeyler fısıldayarak size sözde makyaj yapıyor. Yani kameraya makyaj yapıyor siz de izlediğiniz için size yapılıyormuş gibi oluyor ve bu benim uykumu getiren tek şey!

Pek çoğumuz, biraz kafa dağıtmak, eğlenmek için ilk fırsatta bir şeyler izlemeyi tercih ederiz. Siz bu işlerin içindeki biri olarak eğlenmek ya da biraz rahatlamak istediğinizde ilk yaptığınız şey ne olur?
Film ve tiyatro izlemeye bayılıyorum! Bazen de uzun yürüyüşler yaparım ama kulağımda kulaklıkla, en sevdiğim müzikleri dinlerken sahilde yürümek enerjimi dengeliyor.

Malum, mevsimin gereği olarak şimdilerde güneş olanca sıcak yüzünü gösteriyor. Peki, sizin sıcaklarla aranız nasıl?
Kış insanıyım aslında çünkü sevdiğim tüm aktiviteler kış sezonuna ait. Tiyatro ve film izlemek mesela. Kışın kabuğuma çekilmeyi, evde kedilerimle yalnız kalmayı çok seviyorum. Sokaklar tıka basa dolu olmuyor böylece çok yürüyüş yapıyorum. Ama tüm bunların yanında, yazın sıkılsam da, güneş şu hayatta en sevdiğim şey, daha motive oluyorum. Çok güneşli bir kış favorim olurdu.



Aklınıza düşen bir fikir ile ilgili hızla aksiyon alanlardan mısınız yoksa uzun kafa yorma süreçleri sonrasında mı hareket edersiniz?
Sanatla ilgili yaratıcı bir fikirse hemen! Hemen yapıp, hemen paylaşmam lazım! Ama kariyerimle ilgili bir kararsa, uzun uzun beklerim iyice demlenir.

Moda olana bakış açınız nasıl? Trendleri takip etmeyi sever misiniz yoksa gözünüze ne, ne zaman hoş geliyorsa onu mu seçersiniz? Özellikle trend takip etmem ama bir şey trend olduğunda zaten gözünüze bir yerde ilişiyor ve fark ettim ki trend olan her şeyi beğeniyorum. Otomatikman trend takip ediyorum. Bir de garip gelebilir ama şu var; bazı trendler daha çıkmadan canım öyle bir şey giymek ister ve sonra bir bakarım trend olmuş. Öngörü gibi bir şey sanırım. Örneğin, bele tek sıra boncuklu zincir takmak trend oldu ama benim canım daha moda olmadan böyle bir şey istiyordu. Tabii hiçbir yerde yoktu. Sonra bir baktım ki; moda olmuş.

Hayatınız boyunca size eşlik edecek bir valiz ile seyahat etme hakkınız olsa, valizin olmazsa olmazı üç eşya ne olur?
Kesinlikle laptop, şezlong ve şemsiye.

Peki, spor ya da sağlıklı beslenme konuları hayatınızda ne kadar yer kaplıyor?
Çok fazla yer kaplardı ama iki yıldır spor yapmıyorum. Neyse ki, sağlıklı besleniyorum ama lezzetli olması kaydıyla.

"Asla yemem" dediğiniz ya da "Onsuz yaşayamam" diye düşündüğünüz bir şeyler var mı?
Kuzu eti mesela asla yiyemem. Köftede yüzde 5 olsa bile tadından anlarım ve midem bulanmaya başlar. Spagettiye bayılıyorum, onsuz yaşayamam. Yüzde 100 dana etinden köfteyi de çok severim.



Biraz da hayaller dünyasına ışınlanıp; ardı ardına kısa cevaplı üç sürpriz soru soralım: Dünyada neyi ilk bulan insan olmak isterdiniz?
Işınlanma. Çünkü trafik filan artık çekemiyorum.

Dünyadaki hangi duyguyu yok etmek isterdiniz?
Öfke.

Bir süper gücünüz olsa bu ne olsun isterdiniz?
İnsanların düşüncelerini istediğim zaman okumayı isterdim!

Şimdilerde kendinize en çok sorduğunuz soru hangisi?
Şu an burada mutlu muyum?

Bir süredir sanatçı Emre Yusufi ile güzel bir ilişkinin içindesiniz. Bir sanatçı ile birlikte olmanın en güzel yanı nedir?
Emre'nin zevkli olması, bir sanatçıyla olmanın en güzel tarafı. Her şeyin en güzelini tercih eder. Çok duyarlı olduğu için çevresinin de zevklerini çözer. Mesela Emre ile ilk ilişkiye başladığımızda, bağımsız filmlere ilgisi yoktu. Benim ise en sevdiğim şey. Geçenlerde beni alıp sürpriz bir filme götürdü. Film kesinlikle en sevdiğim ilk üç filme girdi. O kadar iyi bir bağımsız filmdi ki, kendimden geçtim. Emre o filme bayılacağımı biliyordu mesela, bu onun gözlemci ve duyarlı tarafı.

Nilperi aşıkken nasıl biri oluyor peki?
Kesinlikle daha cesur...

Bu denli pozitif bakış açısına sahip ve eğlenceli biri ikili ilişkilerde en çok problem çözen taraf mı oluyor peki?
Evet, tüm ikili ilişkilerde ben çözen tarafım çünkü çözüm odaklıyım. Geçip bitmiş tatsız bir duruma boşu boşuna söylenerek vakit kaybetmek yerine, çözüm ararım. Problem çıkarsa ve ben çözüm bulmaya çalışırken karşımdaki yardımcı olmuyorsa çok sinirlenirim. Genelde en karanlık yüzüm o anlarda çıkıyor.

Sona doğru yaklaşırken, gelecekteki size şu an bir şeyler söylemek isterseniz, ne dersiniz?
Heyecana doyduk, ne dersin?

Buradan sizi izleyen, takip eden genç arkadaşlarımıza kendi yollarından gitmek konusunda gerekli ilhamı alacakları, güçlü bir mesaj verecek olsanız, tek cümleyle ne dersiniz?
Denemezsen ömür boyu içinde kalır ve bu hayat üç günlük.

Son olarak, sırada neler var, kariyerinizle ilgili yakın vadeli hayalleriniz neler?
Bir rol ama öyle bir işte, öyle rol olsun ki "Ah işte bu" diye heyecanlanayım

BİZE ULAŞIN