Ömre 'serenad' yapan

Ada Müzik'ten geçtiğimiz yıl sonunda çıkan 'İlk Şarkılar', bir müzik albümünden çok ötede; ete kemiğe bürünmüş bir ömür defteri. Hayatla derdi tasası olan ama artık hayatta olmayan sekiz şairin, insanlığa en güzel armağanı tüm bu şiirler. Say'ın besteleriyle Serenad Bağcan'ın vokaliyle ömrün orta yerine kurulan bir güzelleme...

Giriş Tarihi: 21.01.2014 14:55 Güncelleme Tarihi: 23.01.2014 12:21


çocukluğa, kadınlığa, insan olmaya, yanan, yakılan tüm canlara,
en çok da umudun kırılan inancına...


Nilüfer TÜRKOĞLU
nilufer.turkoglu@caferuj.com.tr



Yıl 2004. Aylardan Eylül, mevsimlerden hazan, şehir desen Ankara. Çocukluktan ilkgençliğe doğru geçiş yapmakta zorlanan bir genç kız; 22 yaşında tanışırken Metin Altıok'un 'kekremsi dünyası'yla, karşısında Kültür bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu, piyanoda , tüm salonun nefesini tutarak dinlediği notaların peşinde sürükleniyor. Müzik gergin, şarkılar buruk, şiirler acı. Belki de büyüdüğüne inanmanın tam da merkezi o an, zaman. Şiire bu kadar yakın olmanın sonra. Ama en çok yanan, yakılan bir adamın dizelerinde artık çocuk kalmamak gerektiğini bilmenin. O yüzdendir belki de aklında tek kalan şiirin, çığlıklarla yükselen ve daktilo seslerine bulanan 'Yıkıcılar Geldiler' olması. O yüzdendir, bu yürek kanırtısı, kalp gıcırtısı, sol yanın ağrısı...

Say'ın yanı başında bütün asaletini üzerine giyinmiş duran kadın 'dan başkası değil. Zarafeti, aradaki mesafeleri aşıp sahneden içimize işliyor. Dramatik sesiyle Say'ın piyanosunu delip geçiyor, bütün diyezler yere düşüyor, sol minör ah çekip terk ederken keman usul usul aramıza giriyor.


Yıl 2014. Aylardan Ocak, mevsimlerden baharlı bir kış, şehirlerden İstanbul. Genç kızlıktan kadınlığa doğru geçiş yapmakta zorlanan bir çocuk ruhlu kadının; 31 yaşında "akılla konuştuğu zaman"lardan biri bu. Piyanoda Fazıl Say, Nazım Oratoryosu ve Metin Altıok Ağıtı'ndan da bir parça can kattığı "" albümüyle baş başa. Müzik gergin, şarkılar buruk, şiirler acı. Belki de yaşlandığına inanmanın tam da merkezi o an, zaman. Şiirden bir türlü kopamayışın sonra. Ama en çok bu ülkeden sürülen, bu ülkede yakılan, bu ülkede anlaşılamayan Nazım'ın, Metin Altıok'un, Ömer Hayyam'ın, Pir Sultan Abdal'ın dizelerinde İNSAN olmanın ne demek olduğunu bilmenin. O yüzdendir belki de alnının çizgilerinde 'Memleketim'i her dinlediğinde "gözüne yaş düşmesi". O yüzdendir bu hayat sorgusu; bir yarım umuttur (...) göğüslemek için karanlık yarınları...




Say'ın yanı başında bir nefes gibi şiirleri şarkılara üfleyen kadın 'dan başkası değil. Zarafeti, büyüleyici sesiyle aradaki mesafeleri aşıp albümden içimize sokuluyor. Bir kere dinlemenin yetmeyeceği bir ses onunkisi. Irmak gibi akıyor, ormanlar boyunca yol alıp masalların kıyısına, ninnilerin yamaçlarına, romanların eteklerine kuruluyor. Devlet Çoksesli Korosu'nda sanat hayatını sürdüren Bağcan, tüm fertleri müzikle haşır neşir olan bir aileden geliyor. Selda Bağcan'ın yeğeni olması, bu büyüleyici sesin haklı sebeplerinden. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu Bağcan, şu an alto sanatçı olarak müzik hayatını sürdürüyor. Repertuarı oldukça geniş, müziğin pek çok türünde şarkı söyleyebiliyor. 'İlk Şarkılar' albümünde Cemal Süreya'nın 'Dört Mevsim'iyle dağladığı gönüller, Orhan Veli'nin 'İstanbul'u Dinliyorum'uyla rakıyı balık, acıyı bal eyliyor.

İnsanın sahip olduğu isim, hayatına süzülüyor belli ki. Serenad Bağcan, hayata şiirlerle 'serenad yapan' o özel kadınlardan. Kimi zaman feryat figanken sesi, kimi zaman dövüyor kelimeleri, tüm hoyrat kızıllığıyla Sardunya Ağıtı'nda. Yeri geliyor usulca titriyor şarkılar onun dudaklarında, yeri geldiğinde ümitlendiriyor ağzından dökülen her heceyle, İnsan İnsan'da.





Ada Müzik'ten geçtiğimiz yıl sonunda çıkan 'İlk Şarkılar', bir müzik albümünden çok ötede; ete kemiğe bürünmüş bir ömür defteri. Hayatla derdi tasası olan ama artık hayatta olmayan sekiz şairin, insanlığa en güzel armağanı tüm bu şiirler. Say'ın besteleriyle Bağcan'ın vokaliyle ömrün orta yerine kurulan bir güzelleme...

'İlk Şarkılar', şairin de dediği gibi "bir kadının suya değen ayakları"... 'İlk Şarkılar', 22'sinde de 31'inde de bir kadının kalbini ağrıtan tüm şarkıları... Ve ömür dediğin böyle böyle geçiyor işte.


BİZE ULAŞIN