İstanbul’da 48 saatte lezzet rotası

11.10.2021, Pazartesi

Her İstanbul‘da kaldığım, ya hep bir şeyler keşfediyorum ya da klasikler arasında dolaşıyorum.

Sabah 09:00 itibariyle Karaköy'de kapılarını açan Karabatak ile güne başlıyorum. Kuş sesleri, ve arkadan gelen caz esintileri ile sabah espressosunu yudumlamak harika oluyor. Atölye11'e uğrayıp dükkanda bir birinden keyifli objeler ve ev eşyaları arasında kaybolup, bir şeyler satın alarak günüme devam ediyorum.

Ardından Karaköy Güllüoğlu'na gidip bir tabakla yetinemeyip ikinci tabağıda aldığım tazecik açılan su böreklerinden tadıyorum.

Eminönü'ne yürüyerek gittikten sonra ve trafikte takılıp kalmamak için de vapur ile Arnavutköy'e geçiyorum. Bu yolculuk ile hem İstanbul'un muhteşem boğaz havasını almış oluyorum hem de vaktim bana kalıyor.

İskeleden 5 dakika yürüyüş mesafesindeki yeni Mandarin Oriental İstanbul'da kahve ve tatlı keyfi yapıyorum. İstanbul boğazına sıfır konumuyla tek olan otel, insana boğazın dalgalarının içinde kaybolma hissi oluşturuyor.

Oradan taksi ile ver elini Torro restoran. Six Senses'ın içinde açılan dünyaca ünlü ödüllü şef Richard Sandoval'ın restoranı Toro Latin Gastro Bar. Asya mutfağı ile Peru mutfağının esintilerinin harmanlandığı restoranda çok başarılı olan ve döne döne sunulan menüyü mutlaka deneyimlenmenizi öneririm. Restoran her gün kapılarını saat 16:00 itibariyle servise açıyor. Özellikle güneşli bir günde boğazdaki yunusları seyrederken birbirinden nefis tadları deneyimleyebileceğiniz harika bir mekan.

Akşam kapanışı ise Aheste restoran ile yapıyorum. Aheste restoran İstanbul'daki en özel ruhlardan birine sahip bir yer diyebilirim. Lezzetli menüsü, tadım menüsü ve restoranın arkasına eklenmemiş olan eski Sarnıç ile çok romantik bir mekan haline gelmiş. Servis kalitesi ve müzikleri ile benim favori mekanlarım arasında. Özellikle tadım menüsünü kesinlikle denemenizi tavsiye ederim.

İkinci İstanbul sabahıma Topağacından Nişantaşı'na doğru çıkarken Origami isminde açılmış olan mekanda kahve ve kruvasan ile başlıyorum. Kruvasana bambaşka tatlar eklemişler ve çok başarılı olmuşlar. Tuzlu, tatlı, sosisli, pastırmalı, çilekli ve aklınıza başka ne geliyorsa burada bulmanız mümkün. Kahve eşliğinde dev gibi kruvasanlar ve damağınızda kalan enfes tatlar için mutlaka uğrayın.

Kahvaltı için Kadıköy'e doğru yola çıkıyorum. Vapura her binişim de ayrı bir zevk. Kadıköy'den Moda'ya doğru 15 dakika yürüyerek kahvaltı edeceğim mekana varıyorum. Dün Moda ismindeki mekan kahvaltısı ile meşhur. Az ve öz menüsü, içi dolu tabakları ve güzel sunumları ile çok başarılı bir mekan yaratmışlar. Güzel müzik ve kaliteli kahvaltıları ile son derece başarılı bir ortam.

Öğlen için Galatasaray'da Boğazkesen Caddesi yakınındaki Hodan restorana geldim. Keyifli bir binanın alt katında şef Çiğdem Seferoğlu yönetiminde farklı tarz tabakları, lokal tatları ve başarılı kokteylleri ile denenmesi gereken bir restoran yaratmışlar. Özellikle haftasonları çok popüler olan Brunch keyfini deneyimlemelisiniz. Telefonları hiç susmuyor, herkes rezervasyon için arıyor, aklınızda olsun.

Akşam ise Karaköy lokantasına doğru yola koyuldum. Galataport'taki inşaat artık son aşamalarına gelmiş gibi görünüyor ve mekan yeni yeri ile karşıma çıkıyor.

Mekanın mimarisi, ortamı, müzikleri ile her şey 10 numara diyebilirim. Yemekler nefsi şahane. Bence İstanbul'da tat ve kalite kombinasyonu açısından en başarılı yerlerin başında geliyor, bir de barmenin özel hazırladığı efsane Margarita kokteyli, eğer seviyorsanız mutlaka denemeniz gereken tatlardan, benden söylemesi. Rezervasyonsuz kesinle gitmemenizi öneririm çünkü nerdeyse her akşam dolular.

BİZE ULAŞIN