Güzelliğin bedeli

Maddi özgürlüğe sahip modern kadının güzellik rutinine ayırdığı para ve zaman yatırımını inceledik.

Pelin Hasçalık

Günümüzün modern kadını, iş dünyasında yer alan, toplumda saygı gören, imajını yükseltmek için uğraşan ve birçok şeyi aynı anda yapabilen bir konumda. En önemli mottosu, "Kendi ayakları üzerinde dur mak" olan bu kadının dünyasında, maddi açıdan özgür olmak en önemli unsur.

Amerikan Hastanesi'nden Klinik Psikolog Semiha Afyonlu Kaya, kadınların tüketim dünyasında da aktif olmasının ardından ortaya çıkan başlıca alanlardan birinin sektörü olduğunu söylüyor: "Modernleşen kadın, evdeki hayatından sıyrılıp kendi parasını kazanmaya başlayınca, kendisiyle daha çok ilgilenir oldu, nasıl göründüğü onun için daha önemli hale geldi. Peki, biz kadınlar hangi motivasyonla aynı allığın -aralarındaki farkı sadece bizim anlayabileceğimiz- dört farklı tonunu alır olduk? Princeton Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, kadınların güzelliğe olan düşkünlüklerinin modern dünyaya ait bir davranış olmadığından, en eski çağlarda bile vücut ve yüz boyama, saça şekil verme gibi daha güzel görünmeye yönelik davranışlar sergilediklerinden bahsediliyor. Bu durum bize güzelleşme tutkusunun doğuştan geldiğini ve kalıtsal olduğunu gösterse de, günümüzde teknoloji, ürün çeşitliliği, reklam sektörü ve sosyal medya ile bu tutku tamamen evrilmiş durumda."

Semiha Afyonlu Kaya, maddi bağımsızlığa sahip modern kadının, kendine güzelliği ve buna yaptığı yatırım üzerinden değer verdiğinin altını çiziyor. "Güzelliğe yapılan yatırımla etkilenmek istenen hedef kitle karşı cins gibi görünse de, aslında temel motivasyon diğer kadınlar. Diğer kadınların beğenisini kazanan ve arzu nesnesi haline gelen kadının tatmini de en üst düzeyde oluyor. Sosyal medyanın günümüzdeki aktif kullanımı 'beğenilme' duygusunu olmazsa olmaz bir ihtiyaç olarak beynimize yerleştirdi." Afyonlu Kaya, bu psikolojiyi tatmin etmek için yapılan güzellik harcamalarının kısa vadede kişiyi amacına ulaştırsa da, uzun vadede sonu olmayan bir yolculuk olduğunu ve mutsuzluk sebebi olabileceğini ekliyor; "Trendleri takip etmek amacıyla yaptıklarımızla değil, bizi gerçekten mutlu edecek, bize yakışacak ve gerekli olan harcamalarla kendimizi tatmin edebiliriz. Güzellik kadınlar için her zaman bir mutluluk sebebidir ancak saplantı haline dönüşüp bize zarar vermesine izin vermemeliyiz."

Medikal Estetik Hekimi Dr. Buket Yıldırım ise geçmişte kırışıklıkların yaş almanın normal bir sonucu olarak kabul edildiğini fakat artık botoks ve dolgu maddeleri gibi uygulamalar sebebiyle kırışıklarla barışmanın kadınlar açısından eskisi kadar kolay olmadığını düşünüyor: "Elbette kadınlar her zaman genç kalmak, çekici görünmek ister. Bugün, doğru müdahaleler, doğallıktan uzaklaşmadan yapılan dokunuşlarla daha dingin, huzurlu ve dinamik görünebilmek mümkün. Nasıl gör ündüğü, kadının psikolojisini, hatta dünya algısını dahi etkiliyor."

Yıldırım, estetik dünyasında ilginç bir gelişme olarak, botoks uygulamalarının ruh hali üzerindeki etkileriyle ilgili araştırmalara da değiniyor; "Şu sıralar botoksun mutsuzluğa çare olup olamayacağı konusunda araştırmalar yürütülüyor. Bu konuya ilk dikkat çeken, botoks yaptıkları hastaların ruh hallerinde düzelme olduğunu fark eden doktorlar oldu. Bunun üzerine botoksun ruh halini olumlu yönde etkileyip etkilemediğini araştıran klinik çalışmalar başladı. Ve Amerika'da bir doktor, botoksun antidepresan etki için kullanımının patentini aldı."

Genç kalma isteği ve iyi görünme arzusuyla başvurulanlar yalnız medikal işlemler değil. Medikal Estetik Hekimi Dr. Mustafa Karataş, kadınların sadece botoks enjeksiyonu veya lazer uygulamaları yaptırmakla kalmayıp, sağlıklı yaşamaya da büyük önem verdiklerini söylüyor: "Düzenli olarak detoks merkezlerine gidiyorlar, egzersiz yapıyorlar ve sağlıklı beslenmeye özen gösteriyorlar. Artık çağımızda şu anlayış hakim; 'Pahalı bir çantaya yatırım yapmaktansa cildime yatırım yaparım.' Parlak, taze bir cilt hem kısa hem de uzun vadede kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Kadınlar artık bunun farkındalar.

Ayrıca medikal teknolojiler öylesine gelişti ki, anti-aging etkilerini hücresel boyutta gerçekleştiriyorlar. Hem de sizi sosyal yaşamınızdan, yoğun iş temponuzdan uzaklaştırmadan. Ama tabii ki artılar kadar eksilerin de olduğunu kabul etmek lazım. Daha iyi görünmeyi takıntı haline getirdiğinizde sorunlar başlıyor. Eğer yaşın en iyi halini yansıtmak yerine 20 yaş genç görünmek gibi gerçek dışı bir beklentiye girilirse, bu psikolojik anlamda son derece yıpratıcı, psikolojiyi bozan bir sürece dönüşebiliyor. Daha çok, daha iyi demek değildir. Bu kesinlikle unutulmamalı."

BİZE ULAŞIN