'nin moda hikayesi

Tel Aviv’de elde ettiği başarısını New York’ta açtığı ikinci bir merkez üssüyle kutlayan Alon Livné ile gelinlik tasarımıyla başlayıp, hazır giyim koleksiyonuna uzanan moda hikayesini konuştuk.

Giriş Tarihi: 27.04.2018 15:32 Güncelleme Tarihi: 27.04.2018 15:40

Güneş Uysalefe

Tasarımcı olduğunuzu ve şöyle bir ortamda faaliyet göstermeye çalıştığınızı düşünün; kış mevsimi yaşanmıyor, nüfus az, gelir gücü tartışılır seviyede, kırmızı halı veya gala etkinlikleri neredeyse hiç yok... Tel Aviv'in moda şartları için 'kurak' demek yerinde olacaktır. Bu atmosferde uluslararası bir isim olmak, zoru başarmak değil de nedir? 6. 'nın açılış defilesini yapan genç yetenek , 2010 yılında kurduğu markasını önce yerel kitleye, ardından Beyoncé, Lady Gaga ve Jennifer Lopez gibi yıldızlara sevdirdikten sonra, geçtiğimiz yıl New York'ta açtığı
ikinci bir stüdyo ile kariyerini taçlandırdı. Türkiye'deki geleneksel moda anlayışının da modaevlerinde dikilen abiyelerden evrildiğini düşünürsek, gelinlik tasarımlarıyla başarıyı elde ettikten sonra hazır giyimi benimsemesine şaşırmamalı. Livné White, ayrı bir koleksiyon olarak dünyanın farklı köşelerinde satılırken; Livné NYC, lüks ve limitli sayıda bir hazır giyim duruşunu benimsiyor. İlkbahar/ Yaz 2018 koleksiyonunun grafik çizgisine kıyasla Sonbahar/Kış 2018/19 defilesi, piercing'ler ve deri kumaşlarla kaplı alternatif modelleriyle adeta Alon Livné'nin underground New York kültürüne ve S&M fetişe bir göndermesi gibi. Şovun ardından Tel Aviv'deki stüdyosunda buluştuk.

Tel Aviv Moda Haftası dahilinde gösterdiğiniz Sonbahar/Kış 2018/19 koleksiyonu underground tarzıyla sanki şimdiye kadarki duruşunuzdan farklıydı.
Her sezon kendimi yenilemem, heyecanımı yeniden fişeklemem gerektiğini hissediyorum. Gelinlik, abiye veya hazır giyim fark etmez, her ne yaparsam yapayım kendimi tekrarlamak istemiyorum. Bence her tasarımcının kendine has bir görüşü ve estetik anlayışı var. Benim de sınırları zorlayan bir duruşum var. Romantik veya seksi de olabilir ama bu seferki daha sert bir dildeydi. Güçlü bir söylemi vardı. Biliyorsunuz, bir tane Tel Aviv'de, bir tane de New York'ta olmak üzere iki stüdyom var. İsrail çok küçük bir pazar. Burada moda gelinlik endüstrisinden geçiyor. Bu yüzden insanlar bana gelip, "Çok güzel ama hiç giyilebilir veya ticari değil bu yaptıkların!" deyip duruyorlardı. Ben de bundan on yıl kadar önce burada hazır giyim koleksiyonuyla bir marka kurup, satış yapmanın çok zor olduğunu anladım. Bu seferki şovumda da kıyafetlerin giyilebilir olup olmadıklarına bakmadım. Defilede gösterdikler im, her bir inden tek adet üretilecek olan, ünlülerin de giyebileceği, imaj parçalardı. Tek bir ceketin yapımı dahi üç gün sürebilirken, "Bu üründen üç adet, diğerinden şu bedende şu sayıda yaparım" şeklinde düşünemezdim.

New York'un hayatınıza dahil oluşu bu koleksiyonun ardındaki ilhamı etkilemiş olabilir mi?
Underground kültür her zaman yaşam tarzımın bir parçasıydı. Arkadaşlarım da, gittiğim yerler de bu atmosferdeydi. Tabii ki, gece hayatı, istediğini giyebilmek, istediğin kişi olabilmek açısından New York'un üzerimde bir etkisi olmuştur. Özellikle David Bowie'den esinlendiğimi söyleyebilirim. Cinsiyet normlarını alaşağı eden çizgisi, rengiyle oynadığı saçları, androjen duruşu... Fark ettiyseniz podyumda da erkek modellerle çalıştım; kimileri kadın kıyafetleri giyerken, kimi kadın modeller de oldukça maskülen parçalar içindeydiler.

Genç bir tasarımcı olarak markayı uluslararası arenaya taşımak amacıyla mı New York'u merkez seçtiniz?
Evet, daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmak istiyordum, gelinlikle sınırlanmak bana uygun değildi. Küçük bir tasarımcı olarak büyük bir pazarla karşı karşıyasınız; atölyenizdeki iki terzi ile 50 dolara elbiseler yapıp, dev marka zincirleriyle baş etmenizin imkanı yok. Ben kitlesel üretim yapan bir isme dönüşme hayaliyle yola çıkmadım. 30 kadar satış noktasında satılan Livné White ile gelinlik sahasında zaten böyle bir varlığım mevcuttu. New York'ta kurduğum oluşumla tamamen yeni bir şey denemek istedim.

New York deneyiminizi nasıl özetlerdiniz?
Aşk ve nefret ilişkisi içindeyim şehirle! Muhteşem bir şehir, gerçekten. Her imkana sahipsiniz, bir moda başkentindesiniz... Ama evden, aileden, arkadaşlardan uzaksınız, mevsim bambaşka, gerçek kış orada yaşanıyor! Daha çok yeniyim doğrusu, göreceğiz.


İsrail'de tek sezon yayınlanan Project Runway yarışmasının birincisi olarak ismini duyuran, sonra gelinlik koleksiyonlarıyla geniş bir hayran kitlesine kavuşan tasarımcı, şimdi New York'ta açtığı ikinci stüdyosu üzerinden hazır giyim alanında ilerlemekte.

İlkbahar/Yaz 2018 için hazırladığınız Livné White koleksiyonunuza dair neler söylerdiniz?
Öncekilerden çok farklı olduğunu belirterek başlamak isterim; dantel ve dekoltelerin yer aldığı çok seksi duruş yerine, çok daha yalın, sofistike bir siluete geçiş yaptım. İpekle çok çalıştım. Çok sade ve temiz ama bir o kadar güçlü bir görünüm var. Önceleri işlemeler ve detaylarla çok ilgilenirdim, bu yaz için hazırladığım gelinliklerde genel auraya dikkat ettim, klasik balo elbisesi değil, daha şık ve moda kokan elbiseler hazırladım.

Yıldız isimlerle çalışma şansınız da oldu, nasıl bir deneyimdi sizin için?
Muhteşemdi tabii ki. Beyoncé, Lady Gaga, Jennifer Lopez, Naomi Campbell, Kim Kardashian... Bazılarıyla fitting'ler esnasında birebir tanıştım, bazen de stilistleri aracılığıyla irtibattaydım. Sanırım bu son koleksiyonumu da beğeneceklerdir, kırmızı halı davetleri veya konser gibi etkinliklerde tercih ederlerse şaşırmam. Anlayacağınız, bu gibi başarılı kadınların sizi tercih etmesi egonuza çok iyi geliyor!

Güzellik anlayışınızı sorsak?
Ben her yerde bir güzellik görebilirim. Beni tanıyanlar size olmadık yerlerde güzellik görebildiğimi söyleyeceklerdir. Açıkçası hem klasik ve romantik, hem de daha modern veya trashy bağlamda bir estetikte güzelliği bulabilirim. Hiçbir zaman kendimi belirli bir çerçeveye yerleştirmek, "Benim stilim bu!" demek istemedim, her seferinde değişebilmek hoşuma gidiyor. Bir sonraki koleksiyonumda rengarenk sokak stili parçalarla veya hepsi nude tonlarda minimal parçalarla karşınıza çıkabilirim. Ancak her yaptığım şeyde bana ait DNA'yı görebilirsiniz; komplike kalıplar ve iddialı
formlarla çalışmayı severim.

Küçük bir sahneden New York gibi devasa bir arenaya geçiş yapmış biri olarak genç yeteneklere nasıl öğütler verirdiniz?
Size, "Asla vazgeçme!" veya, "Kendin ol!" gibi klişe mottolar söylemeyeceğim. Yapmak istediğiniz şeye uygun bir yerde değilseniz, her nerede yapabilecekseniz o yeri bulun ve orada yapın. Ben Tel Aviv'e bayılıyorum, benim için dünyanın en güzel şehirlerinden biri ancak moda endüstrisinde ulaşmak istediğim seviye için yeterli değildi.

BİZE ULAŞIN