Özgün bir ruh

Lüks global markaları Ankara’daki mağazalarında buluşturan Barners Group’un arkasındaki isme markasını ve stil seçimlerini sorduk. Nevra Tuncer anlatıyor.

Giriş Tarihi: 06.11.2019 09:56

Sizi Barners Group'un kurucusu olarak tanıyoruz, bize biraz daha kendinizden bahseder misiniz?
Bilkent Üniversitesi işletme bölümünü bitirdikten sonra iki yıl kurumsal iş hayatım oldu. Çalışırken farklı bir disiplin almak niyetiyle ODTÜ şehir planlama bölümünde master yaptım. Ancak eşimle birlikte tekstil fabrikası kurma hayalimiz vardı. Mağazacılık ile başlayıp, işin mutfağına inmeye karar verdik. 1999'da Ankara Gianfranco Ferré mağazasını açarak çıktığımız yolculukta Barners Group olarak 8 mağazaya ulaştık. Moda çocukluğumdan beri tutkumdu ve şu an mağazacılık sektöründe 20. yılımızı kutluyoruz.

Markanın temelleri nasıl bir fikir ve ilhamla atıldı?
Barners, 1999'da ithal lüks tüketim mağazacılık hedefiyle kuruldu, 50'ye yakın markalı küçük bir zincir mağazacılık şeklini aldı. Zaman içinde bünyemize İtalyan, Fransız, Amerikan birçok markayı katarak büyüdük. Çok markalı mağazacılığın yanına 3 mono brand mağaza açtık. Alberto Guardiani'nin Türkiye'deki mağazalaşma, büyüme sürecinde yatırımlarını yaparak tek yetkili satıcısı, üreticisi ve dağıtıcısı olduk. Eş zamanlı olarak Ankara Armani Exchange mağazamızı açtık. Halihazırda İstanbul ve Ankara' da bulunan mağazalarımızın işletmesi yanında, kendi iki alt markamızı da yarattık. Ayakkabı, aksesuar ve hazır giyimde NT for Barners ve BarnersX yeni büyüyen bebek markalarımız.

Barners'da bulabileceğimiz markaları ve bu seçkiyi oluştururken göz önünde bulundurduğunuz kriterleri anlatır mısınız?
Armani Group, Franceschetti, Borgioli, Bogner, Missoni, Paolo Casalini, Montecore, Paoloni, Berwich, Gransasso, Beatrice gibi erkek ve kadın aksesuar ve hazır giyim koleksiyonlarını sunuyoruz. Son yıllarda yerli tasarımcı ve markaların parlaması ve çok kaliteli işler ortaya koyması yeni bir konsepte yoğunlaşmamıza sebep oldu. Benim de severek takip ettiğim yerli markalardan oluşan bir koleksiyonla, mağazalarımızda farklı yerli tasarımcı ve marka koleksiyonlarını da sunmaya başladık. Bizim işimizin kilit kodu satın almadır. Benim de başında bulunduğum satın alma ekibimizin temel hedefi doğru ürünü doğru tüketiciyle buluşturmak. Koleksiyonları seçerken markaların birbirine uyumu, renkler, trendler, tüketici eğilimleri, iklim ve sosyal yaşam koşulları bizi yönlendirir. Mağazalarda, tüm bu unsurların birbiriyle uyum içinde bir bütünlük yansıtmasını sağlamak ise başarıyı getirir.

Yakın geçmişte kendi imzanızı taşıyan bir koleksiyon da çıkardınız, devamı gelecek mi?
Beni çok heyecanlandıran bir konu bu. Üç sezondur NT for Barners markasıyla kendi koleksiyonumu hazırlıyorum. Plaj, günlük ve romantik unsurları barındıran üç moddan oluşuyor. İlhamını ise doğadaki 4 elementten alıyor; renkleri, modelleri, detay ve desenleriyle, hava, su, ateş, toprak elementlerine göre uyumlandırılarak hazırlanıyor. Yarattığın ve ürettiğin her neyse ruhu olması gerektiğine inanıyorum. Hikayesi olan, manevi olgular barındıran işlere inanıyorum. Beni bu koleksiyonları hazırlarken yönlendiren temel faktörler inanç, maneviyat ve hikayeler. Anlatacak bir hikayen varsa, dinleyecek insanlarla buluşman çok kolaylaşıyor. Böylelikle standart bir ürün yerine hikayesi olan bir ruh sunarak fark yaratmaya çalışıyorum.

Bu sezonun öne çıkan trendleri sizce neler?
Desenlerden biraz uzaklaşılıp, daha keskin ekoselerin, kaz ayaklarının, İskoç unsurların öne çıktığı bu sezon takım giymek çok trend. Pantolon, ceket, etek takımlar kurumsal yaşamdan günlük yaşama taşınıyor. Militer ceketler, kemerler ve postallar, oversize kabanlar, bomber ceketler ve altın rengi kalın zincirlerle hissedilen hip hop unsurları, slouchy jean'lerle kombinlenen fantezi terlik ve ayakkabılar, postalların içine sokularak giyilen bol kumaş pantolonlar, işçi tulumları sıkça rastladıklarımız. Bence Daniel Lee'li yeni Bottega Veneta sezona damgasını vuruyor. Öne çıkanların başında Bottega Veneta'nın yeni yorum çanta, terlik ve postalları, Dior'un çantadan ziyade aksesuar olarak kullanılan Saddle Bag ve askıları, Chloé'nin C çantası, Stella McCartney'nin isçi tulumları var.

Kendi stilinizi nasıl tanımlarsınız?
Yormayan, dinamik her şeyi giyebilirim. Maskülen ve feminen unsurları bir arada kullanmayı seviyorum. Sade ve sıradan gibi görünen bir total look'ta aykırı bir detay kullanmaya dikkat ederim. Bana yakıştığını düşündüğüm her trendi ve rengi giyebilirim. Gardırobumun olmazsa olmazları erkek ayakkabıları, siyah pantolon, deri biker ceket, oversize tişört, ekose blazer ve kalem etek.

Stil sahibi ifadesinin size göre karşılığı nedir?
Stil sahibi olmak benim için özgün bir ruh sahibi olmak anlamına geliyor. İç dünyanı, karakter özelliklerini bir bütün olarak dış görünümüne, duruşuna, hayatındaki birçok alana yansıtmanı; ruhunu stiline yansıtmak olarak değerlendiriyorum. Kişinin her seçiminde kendi yorum ve yaratıcılığını kullanabilmesi bir ruhu olduğunu gösterir ve o ruh da hayata stil olarak yansır.

BİZE ULAŞIN