YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.harpersbazaar.com.tr

Yaşamda gri renk yoktur!

25.06.2015, Perşembe

Tüm insanlık bir yolculuğa çıktı; kendine yolculuk, kendini tanıma, bu yolculuğun adı… Teknolojiyi tanıdık, somut her şeyin adını koyduk ama fark ettik ki kendimizi unutmuşuz. Peki, biz kimiz? Neden böyleyiz?

Kimine göre zor kimine göre kolay sorular… Peki, cevapları neler?
İyilik yapan iyilik bulur ama iyilik yaptığından değil.
Ne kadar doğru geliyor değil mi hepimize, lütfen kendi hayatınıza bir bakın bu sözün ne kadar doğru olduğunu fark edeceksiniz.

Konumuzla ne alakası var demeyin, buyurun okuyun:
Hayatın iki rengi var ve biz bu iki renkten birindeyiz. Ya beyaz ya da siyahtayız. Zaman zaman yaşadıklarımıza verdiğimiz tepkiler bizim yerlerimizi değiştirir durur. Bizi bu hayatta var eden, çoğunlukla da kaybeden egomuzdur. Ego; iki uçlu çalışır. Ya hayattan haz isteriz; en kazançlı iş, en güzel partner, lüks bir yaşam, sağlıklı ömür… Ya da acıdan kaçmak ister; hayat bana istemediğimi vermesin, borçlarım olmasın, aldatılmayayım v.b.

Ama bunları düşünürken biraz kendimize bakmamız lazım. Biz hangi renkteyiz beyaz mı, siyah mı?
Siyah tarafta olan insan; tüketim insanıdır ve stres yüklüdür. Sürekli tüketen fazlaca hiperaktiftir.
Beyaz tarafta olan insan, üretim insanıdır ve sakin yaşar. Hayatta yük alan ve yük olan insanlar vardır. Eminim ki sizinde ailenizde, çevrenizde böyle insanlar vardır.

Karşınızdaki insanın isteklerine ters olan şeyleri söylediğinizde, ne yaparsanız yapın dediklerinizi kabul etmez. Aile de çok rastlanan bir durumdur. Anneler ve babalar çocuklarının isteklerine ters gelen şeyler söylediklerinde onların düşmanları olmaya başlarlar.

Bir insan egosunu kontrol edecek durumda değilse, hayatta doğruları göremez. O sürekli ona güzel gelen şeylerin peşinde koşar. Meslek hayatımda birçok eşle çalıştım. Onlara şunu fark ettirdiğimde yıkıma uğramışlardı; evli olmanız demek aile olduğunuz anlamına gelmez. Eğer birbirinize tahammül edemez hale geldiyseniz siz zaten evli değilsiniz. Aynı evin içinde bir kalabalık yığınısınızdır.

Siyahta olan insanlar sorunların hep dışarıda başkası tarafında kaynaklandığını düşünür. Bu sebeple de çözümü dışarıda arar. En büyük stres buradadır çünkü problem hiç çözülmez sadece yatıştırılır. Siyah taraf insanının arzuları vardır. Bunların peşinde koşar.

Şimdiki neslin çocukları aslında Saadet çocuklarıdır. Bu çocuklar tüketen nesildir; arzularının peşinde koşan ve anne babaya isyan eden nesil… Bu çocukları çok iyi tanırsınız. Genelde çok kurnaz olurlar. Ama anne babaları çok akıllı zanneder. İkisi çok farklı şeylerdir. Hem çok seversiniz hem de boğazlayasınız gelir ya… İşte o çocuklar bunlar.

Kendinize dikkat edin, çok fazla vaktiniz yok aslında yapacaklarınız çok önemli. Çünkü bizi mutsuz eden başımıza gelenler değil başımıza gelenlere verdiğimiz tepkilerdir. Tepkilerimiz ne ise hayatımız o olmaya başlar.

Eğer siyah tarafta iseniz bir süreliğine her şey güzel gider. Ama dikkat edin bu uzun sürmez.
Eğer beyaz da iseniz ve haksızlığa uğruyorsanız sabırlı olun bir süre sonra her şey faydanıza çalışmaya başlayacaktır. Bunu ben demiyorum, hayatın kendisi size kendini anlatıyor.

Yaptığımız ve yapacağımız en büyük yanlış, başımıza kötü bir olay geldiğinde şeytanın istediğini yapmak. Hemen olumsuz tepki vermek bu da egomuzdan gelir. Bu olumsuz tepkileri verdikçe, hayat böyle olayları başımıza sürekli getirir. Çünkü yaratıcının istediği bizim insan vasıflarına sahip olmamızdır. Bu yüzden doğru tepkileri verene kadar bizi sınav yapar. Bazılarımız buna ulaşır bazılarımız ulaşamayız. Hayatımızda kimse kötü değildir bizim kadar, hayatta kimse iyi değildir bizim kadar. Bu iki cümleden hangisi size yüzde yüz uygun? Eminim ki her ikisi de zaman zaman bize uyuyor.

Biri siyah biri beyaz…
Ama gri yok.