YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.harpersbazaar.com.tr

Bel ve boyun fıtığından korunma

29.05.2015, Cuma

Omurga hakkında bu güne kadar pek çok şey yazıldı, çizildi ve söylendi. Bazıları çok doğru tespitlerdi. Bazılarını ise, ağzım açık şekilde ve kaygıyla okudum, dinledim. Bu yazımı okurken de bazen ‘’Bunu ben de biliyorum’’ diyecek, bazen ise ‘’Hadi oradan!’’ diyecekseniz (özellikle Fitness profesyonelleri). Ama size bir sır vereyim mi? Hepsi gerçek. Hem de bilimsel gerçek.

Artık hepimiz bu terime aşinayız ama ''Bilgi tekrarı göz çıkarmaz'' diyerek, gelin "Omurga nedir?" sorusunu tekrar soralım.

Omurga bir taraftan vücudumuzun dik durmasını diğer taraftan da içindeki kanaldan geçen omuriliğin korunmasını sağlayan kemik zincirine verilen addır. Omurilik ise beyin kökünden başlayarak kuyruk sokumuna kadar uzanan ve beyin ile organlar arasındaki irtibatı sağlayan merkezi sinir sistemine verilen addır. Omurilik beyinden bütün vücuda, vücuttan beyne gelip giden sinyallerin, emirlerin aktarılması görevini görür. Yani çok önemlidir. Bu nedenle, kemik bir kasa olan omurgayla korunur.
Evet, omurga omuriliğin korunmasında çok önemli rol oynar ama tek başına yetersizdir. Daha doğrusu omuriliği koruyan omurganın da korunma ihtiyacı vardır. Bu görevi ise omurganın çevresinde konuşlanmış kaslar üstlenir. Peki, omurgayı çevreleyen bu kaslar neden yeterince destek sağlayamıyor ve bel, boyun fıtığı gibi insanın ömründen ömür götüren bütün yaşam enerjisini emen arızalar meydana geliyor? (Bu illetlerle uğraşanlar ne demek istediğimi çok iyi anladı.)

Bazen bana gelen danışanlarımdan şu cümleleri duyuyorum;

►Hapşırdım ve bel fıtığı oldum
Koltuğu kaldırdım bel fıtığı oldum
Başımı biraz hızlı yana çevirdim boyun fıtığı oldum.

Arkadaşlar, bu iş o kadar kolay değil. İyi ki de değil. Yoksa maazallah, her hapşıran bel fıtığı olsaydı ne yapardık?

İnsan o kadar sağlam bir makine ki, bozmak için uğraşsak bile bunu başarmamız seneler alıyor. Bel ve boyun fıtıklarına neden arıyorsak yaşam tarzımızdan tutun egzersiz alışkanlıklarımıza kadar pek çok konuda uzun seneler öncesine kadar uzanmamız gerekiyor. Tabii, benim size bahsedeceğim şey egzersiz kısmı.

Zaten yazmaya başladığım zaman kendini durdurmakta zorluk çeken ben bir de yaşam tarzına girersem vay halinize.

İlk anlaşmamız gereken konu şu;

Profesyonel spor zararlıdır. Her gün yüksek şiddetlerde antrenman yapan insanların kalbiyle, her gün 3-4 saat saatte 300 km hızla kullanılan arabanın motoru arasında bir fark yoktur.

Bizler yaşam kalitemizi arttırmak ve daha uzun yıllar daha sağlıklı yaşam için egzersiz yapmalıyız. Her hangi birine ''Kaç yaşına kadar yaşamak istersin?'' diye sorarsanız ''Allah elden ayaktan düşürmeden kaç yaşına kadar nasip ederse'' cevabını alırsınız. Tamam, orasını Allah bilir de ''Gayret bizden takdir Allah'tan'' diye de kapı gibi bir cümle de var. İşte, bu gayreti göstermek aslında sandığınızdan çok daha kolay. Hemen hemen herkes bir Fitness merkezine gitmiş ve orada egzersiz yapan insanları görmüştür. Hani, özellikle erkekler yüksek ağırlıkların altına girerler, bağır çağır ağırlıkları kaldırırlar, bayanlar dersten derse koşar saatlerce salonda kalıp yaza hazırlanmaya çalışırlar ya... Hah, işte bel ve boyun fıtıklarının en önemli nedeni bu... Yanlış ve fazla egzersiz, eğer çok çok büyük şiddetlerde değilse, vücutta rahatsız edici bir ağrıya sebep olmaz. Böylece yaptığımız hatanın farkına varamamış oluruz. Bunu şöyle bir örnekle açıklamak isterim. Elinize bir kalem alın ve işaret parmağınıza yavaş yavaş vurmaya başlayın. Anlık olarak pek bir şey hissetmeyeceksiniz. Peki, bunu 3 sene boyunca yaptığınızı düşünün…

Yanlış ve fazla egzersizin etkisi de böyle olacaktır. Kısa vadede bir şey hissetmeyeceksiniz ama uzun vadede bir hapşırık bile tüm yaşamınızı değiştirecek ve bir daha asla eskisi gibi olmayacaksınız. O nedenle, yol yakınken bu işi mutlaka bilinç düzeyine getirmelisiniz.

Aslında bu bilinç düzeyine ulaşmak için çok karmaşık bilgilere ihtiyacınız yok. Sadece 2 bilgiyle "Ben bu işin kompetanıyım'' diyen Fitness Eğitmenleri'nin bile bilgi derecesini ölçebilirsiniz. Zira her iki tane karın kasını çıkaran kişinin personal trainer diye ortada gezdiğini ve her 2 dumbell kaldıranın egzersiz fizyoloğu kesildiği bu ortamda, sağlığınızı hatta ileri gidiyorum ama abartmıyorum hayatınızı emanet edeceğiniz insanı doğru seçmenin önemini anlatmaya gerek yok.

Gelelim hayati önem arz eden bu 2 bilgiye.

1- Hangi egzersizi yapıyorsanız yapın hatta evde, ofiste, cafede otururken bile omurganın natürel duruşunu koruyamıyorsanız o hareket omurganız için zararlıdır. Örnek veriyorum, birçok eğitmenin güvenli bir karın egzersizi olarak yaptırdığı crunch hareketi, eğer belin altındaki teknik adıyla lumbar arc korunarak yapılmaz bel mindere baskılanırsa omurgada aşırı baskıya neden olur. Bazı eğitmenler pek çok karın egzersizi türünü yaparken, posterior pelvic tilti önermektedir. Aslında bu, bel eklemlerini büküp pasif dokulara yükleme yaparak incinme riskini arttırmaktadır. Bel egzersizi yaparken bel bölgesini yere doğru düzleştirme tavsiyesi bu nedenle yanlıştır.

2- Eğer bir duruş bozukluğuna sahipseniz ve eğitmeniniz bu duruş bozukluğunu gidermeden kuvvet egzersizlerine geçiş yapıyorsa, ilk yapmanız gereken şey eğitmeninizi bu konuda uyarmak olmalıdır. Bunun nedeni, tüm segmentleri olması gereken yerde olmayan bir vücut asla tam sağlıklı olamaz. Birinci maddede bahsettiğim gibi. Omurganın tüm açıları olması gereken açılarda olduğu zaman kaslarınız omurganızı koruyacak dengeyi sağlayabilir. Eğer herhangi bir duruş bozukluğunuz varsa mutlaka bazı kas gruplarınız aşırı gergin bazıları ise zayıf olacak böylece vücudunuz omurganızı koruyacak yeterli kas dengesini sağlayamayacaktır.

Tüm bu bilgiler ışığında bu yazının kıssadan hissesi basittir. Önce Sağlık.