Anı yaşamak...
LIFESTYLE

Anı yaşamak...

Geçmişten gelen korkular, gelecekle ilgili planlar, kaygılar... Şimdiki an hep kaçıyor, şimdiler unutuluyor. Aslında kadınlar bunu hep yapıyor. Sevgiliyle geçen güzel zamanlar harcanıyor. Artık buna dur deyin, anı yaşamaya bakın...

GÜNCELLEME TARİHİ: 29 Nisan 2010

Ceren bir iletişimci. 31 yaşında. İki yıl süren ve evlilik planları yaptığı ilişkisini bitireli dört ay oldu. Şu sıralar kısa süre önce bir partide tanıştığı Kaan'a ilgi duyuyor. Kaan da ona. Onunla bugüne kadar hepsi arkadaş ortamında olmak üzere dört kez bir araya geldiler. Her seferinde çok iyi vakit geçirdiler. Son görüşmelerinde ise işin seyri biraz değişti, daha bir yakın oldular. Hatta Kaan o gece Ceren'den, merak edeceği için eve gittikten sonra kendisini aramasını istedi. Ceren de sabaha karşı saat 05:00'te "Eve geldim" demek için Kaan'ın telefonunu çaldırdı. Telefonu kapattığında saat 08:30'du! Mutluluk içinde uykuya daldı, ancak uyandığında hiç de o kadar mutlu değildi. Çünkü Kaan'ın onu ne zaman arayacağı sorusu beynini kemirmeye başlamıştı. Hatta "Bu işin sonu nereye varacak, neler olacak?" gerginliği çoktan zihnindeki yerini almış ve gelecek kaygısına teslim olmuştu...

Ceren'in hikayesi aslında pek çok kadın için tanıdık. Karşılaşmalar, kaçamak bakışlar ve iltifatlar derken en başlarda yaşanan ve insanın ayaklarını yerden kesen duygular, işin seyri biraz değiştiğinde yerini kaygılarla paylaşmaya başlıyor: Bugün niye aramadı? Acaba benden benim ondan hoşlandığım kadar hoşlanıyor mu? Keşke öyle konuşmasaydım. İleride benimle evlenmeyi düşünüyor mu? Çocuk sahibi olmak istiyor mu? Balayında Paris'e gitmek ister mi acaba?...

Ceren de Kaan'la telefonda uzun uzun konuştuğu geceye kadar gayet iyiydi. Yaşadığı anların tadını çıkarıyor; eğlenceli ve mutlu geçirdiği zamanın değerini biliyordu. Ancak ne zaman ki Kaan telefonda ondan hoşlandığını söyledi ve Ceren de ona karşılık verdi; beklenen kabus başladı: Gelecekte neler olacak?

Kesinlikle Zaman Kaybı
Biz kadınlar genellikle hayatı, özellikle de ilişkileri böyle yaşarız. Yaşadığımız anın değerini kısa bir süre için bilip, güzelliklerin tadını çıkarsak da çok geçmeden zihnimizde sorularla boğuşmaya başlarız. Aramızdan istisnalar çıkar ama istisnalar da kaideyi bozmaz, biliriz. Beklentiler, gelecek kaygıları derken ne yaşadığımız ilişkinin keyfini sürebiliriz ne de aslında ne istediğimizi bilebiliriz. Kafamızda idealize ettiğimiz bir şeyin peşinde sürüklenir gideriz. Geçmişte yaşadıklarımızın getirdiği korkular ve geleceğin belirsizliği derken anı unutur, şimdiyi ıskalarız. Üstelik bunu yaparken yalnızca güzel anları kaçırmakla kalmaz, örneğin değmeyecek birine haddinden fazla değer verip gerçekleri de görmeyebiliriz.

Plansız da Yaşanır
Oysa Aşkın 500 Günü (500 Hundred Days of Summer) filminde ne kadar farklı bir kadın tipi anlatılır. Yönetmenliğini Marc Webb'in yaptığı filmde çekici bir kadın olan Summer (Zooey Deschanel) aynı işyerinde çalıştığı kartpostal yazarı Tom'la (Joseph Gordon-Levitt) ilişkiye girer. Summer'ın özgür ruhunda vaat, beklenti ve gelecekle ilgili olur olmaz planlara yer yoktur. Hayatı olduğu gibi karşılar. Her zaman canı ne istiyorsa onu yapar. Tom'la vakit geçirmekten çok mutludur, çok eğlenmektedir, ama o kadar... Tamam, Summer karakterinin aşka ve hayata yaklaşımı sorgulanabilir. Ama şöyle bir gerçek var ki Summer anı yaşıyor; iyisiyle kötüsüyle hayatın da tadını çıkarıyor. Unutmayalım ünlü yazar Leo Buscaglia'nın dediği gibi, "Yarın için yaşanılan bir hayat, her zaman gerçekleştirilmekten bir gün uzakta olacaktır".

Carpe Diem:
Özgürlüğe Giden Yol
Son 10 yılın belki de en popüler kavramlarından biri "anı yaşamak". Hatta çok popüler olduğu için hakkında olumsuz şeyler de yazılıyor. Hesapsız yaşamakla ve kendinden başka kimseyi umursamamakla karıştırılıyor. Oysa anı yaşamak; yaptığımız şeye konsantre olmak anlamına geliyor. Müzik dinliyorsak müzik dinlemeye, kahve içiyorsak kahve içmeye... Dinlediğimiz müziğin içine girmek; içtiğimiz kahvenin kokusunu, tazeliğini hissetmek ya da sevgiliyle iyi vakit geçiriyorsak yalnızca o anın içinde kalmak demek oluyor.

Kısacası genel bir farkındalık halinden söz ediyoruz. Zihni susturmaktan, gerçekleştirmekte olduğunuz eylemin farkına varmaktan ve özgürleşmekten. Yazar Eckhart Tolle, Şimdinin Gücü (The Power of Now) isimli kitabında şöyle diyor: "Şimdiki an özgürlüğün anahtarını barındırır. Ama zihniniz dolu olduğu sürece şimdiki anı bulamazsınız."

İşin sonunda büyük ödül yani özgürlük var. O yüzden biraz uğraş istiyor. Üzerinde çalışmak gerekiyor. Hayatımız için. Hangi kadın özellikle ilişkilerinde kaygılardan sıyrılmak, zihnen özgürleşmek ve kendine güven duymak istemez ki? İşte iyi bir hayat için, anı yaşamak için yapılabilecek bazı şeyler...

1 Meditasyon yapın: Meditasyonun anlamı zaten o anda var olmak ve her şeyi olduğu gibi kabul etmek. Ne kadar sık meditasyon yaparsanız, kendinizi anı yaşamak konusunda o kadar eğitmiş olursunuz. Zihninizi susturmak için yapabileceğiniz en iyi şey, nefes alış-verişinize odaklanmak ve aldığınız her nefeste düşüncelerinizden birini serbest bırakmak. Bırakın, o düşünce uçup gitsin.

2 Geçmişi kabullenin: Geçmişte her ne yaşandıysa; sonu hüsranla biten ilişkiler, aldatma, terk edilme vs. bırakın olduğu gibi kalsın. Şu anda geçmişi değiştirmek için yapabileceğiniz bir şey yok. Geçmişi bugüne taşımak yalnızca bugününüzü zorlaştırır ve ana odaklanmanıza engel olur. Geçmişle ilgili olumsuz düşünceler sizi zaman zaman mutlaka ziyaret edecektir ama yaşananları olduğu gibi kabul etmeyi öğrendiğinizde üzüntü ya da pişmanlık duymadan "şimdi"ye dönebilirsiniz.

3 Geleceği kabullenin: Madalyonun diğer yüzünde geleceği kabul etmek var. Gelecekte neler olacağına dair bir fikriniz yok ve hayatınızda nelerin değişeceği konusunda yeterince kaygılısınız. Peki bu endişelerle günde ne kadar zaman harcıyorsunuz? Düşünmeyi bıraktığınızda, yapmak istedikleriniz için daha çok zamanınız olduğunu göreceksiniz.

4 Dikkat edin: Çevrenize, her ne yapmakta iseniz ona dikkat kesilin. Bunu başardığınızda, ana daha çok konsantre olacaksınız. Tüm duyularınızı yapmakta olduğunuz şey için harekete geçirin. Belki de varlığından bile haberdar olmadığınız pozitif hisler sizi ele geçirecek. Sonunda da güvenli, özgür bir ruh olacaksınız. Denemeye değer.

5 Doğayla iç içe olun: Bunun için zaman ayırın. Uzun yürüyüşlere çıkın ya da bir ağacın altında oturun. Doğanın sonsuzluğu içinde anı yaşamamak mümkün mü?

6 Tenis Oynayın: Spor pek çok şeyin ilacı. Tenis gibi sizi konsantre olmaya zorlayacak bir spor yapın. Tenis oynarken başka herhangi bir şey düşünemezsiniz, içinde bulunduğunuz ana konsantre olmak zorundasınız. İşte bir sonraki atış geldi bile!

7 Kağıt oyunları oynayın: Poker ya da briç... Ötesi yok, kaybetmemek için oyuna odaklanmalısınız.

8 Hayatın komik yönlerine bakın: Herkesten farklı olmak istemez misiniz? Nasılsa herkes kaygılı, kızgın, yorgun... Siz hayata mizahi bir yönden bakmaya çalışın.

9 Seyahatler insanı yeniler ve enerji verir: Farklı şehirler görmek sizi hayatın rutininden uzaklaştırır, gittiğiniz yerdeki detaylara odaklanırsınız.

10 Günlük tutun: Her akşam yaşadıklarınızı yazın ve sadece o güne odaklanın. Bunu yapmak kısa sürede hayatınıza canlılık katan bir alışkanlık halini alacak.

Anı Yaşamak Ne kazandırır?
♦Daha az stres.
♦Herkese ve her şeye karşı daha barışçı bir yaklaşım.
♦Daha güzel görünüm.
♦Daha iyi sağlık.
♦Daha iyi organize olma.
♦Kolay hedef belirleme.
♦Hedeflere daha kolay ulaşma.