Moda Gerçekten Kapsayıcı Olabilir Mi?

Moda dünyası bir süredir kapsayıcılığı konuşuyor. Artık bedensel, ırksal ya da sosyolojik farklılıkların yok sayılmadığı, hatta kutlandığı daha kapsayıcı bir hedef kitle belirlenmesi gerektiği söyleniyor. Peki, bu kapsayıcılık idealizmi modanın DNA’sına gerçekte ne kadar uygun? Çağla Bingöl

Giriş Tarihi: 06.01.2021 15:11

Moda dünyasında sürdürülebilirlik son dönemde 'nice to have' statüsünden 'must have' kategorisine geçen en önemli değer biliyorsunuz. Bir taraftan da adını koymak gerek, iyi bir pazarlama stratejisi. Herkes konuyu bir tarafından tutmaya çalışıyor. Sürdürülebilirlik kavramının moda endüstrisinde telaffuz edilmeye başlandığı yıllarda, konu daha çok çevre koruma bilinci üzerinde dönüyordu ama yıllar içinde çalışan hakları, etik üretim değeleri gibi farklı alanlarda da markalar aktif adımlar atmaya başladılar. Son olarak, sürdürülebilirlik içine 'inclusiveness' dahil edildi: Bu çağda kapsayıcı değilsen, farklı insan gruplarına hitap etmiyorsan, çok da sürdürülebilir olamayacağın düşüncesi ortaya atıldı.

Kapsayıcılık İdeali Ne Kadar Gerçekçi?

Bu konuya, kapsayıcılık mottosu ile 2010'larda yola çıkan ve geçtiğimiz aylarda ansızın yayın hayatına son veren Man Repeller örneği üzerinden bakalım. NewYork'ta Ortodoks Musevi ailede büyümüş bir kız olarak Leandra Medine modaya oldukça meraklıydı.Ama stil anlayışı ve estetik duygusu pek de 2000'lerin başında görmeye alıştığımız kusursuzlaştırılmış görüntülere uymuyordu. Leandra, Saint Laurent smokin pantolonu altına Superga sneaker giymek ve bu kombini salaş bir tişörtle tamamlamak istiyordu. Feminen bir ipek bluzun altına hatları ortaya çıkaran seksi bir skinny jean yerine kadınsılığın yöresinden bile geçmeyecek, çiftçi işi bir denim tulum giyiyordu. Bu tarzına da bir isim bulmuştu: Man Repeller, yani erkek kaçıran.

Bunun anlamı şuydu; erkekler, kadınlar ya da trendler, hangisi olursa olsun, başkaları için ya da onların dayattığı gibi giyinmek zorunda değilsin. Modayı ve giyinmeyi istediğin gibi yorumlamakta özgürsün. Öncelikle kişisel bir blog olarak başlayan Man Repeller ve yaratıcısı Leandra Medine kısa sürede ciddi bir takipçi kitlesi edindi.Aslında bu insanlara takipçi demek, Man Repeller sevgilerini azımsamak olur.

Tam bir fan kitlesi olmuşlardı. Onlar kim miydi? Ana akım modanın reddettiği, kapsamadığı, dışarıda bıraktığı 'garip kızlardı' ve sonunda kendilerine harika bir yuva bulmuşlardı.

Arm Party, Birth Control Glasses gibi moda terimlerini lugatımıza kazandıran moda blogger'ı, 2014 yılına gelindiğinde moda anılarından oluşan ilk kitabı Man Repeller: Seeking Love, Finding Overalls'u yazmış ve kişisel blogunu birkaç yazar ve görsel tasarımcının çalıştığı bir medya markasına dönüştürmüştü bile. Artık onun gibi eklektik giyinmek, güzelin içindeki çirkinliği, çirkinin içindeki güzelliği öne çıkarmak moda olmuştu. Man Repeller, anneannesinden kalma vintage Hermès çanta ile Zara'dan aldığı bir elbiseyi ve Birkenstock clog'ları kombinleyebiliyordu. Böylece Hermès'in o kusursuz dünyasına orta parmağını gösterip kuralları yıkıyordu.Tüm dünyada kişisel tarzı öne çıkaran bir dönemi başlatmış ve bunun getirisi olarak birçok markanın dikkatini çekmişti. Superga'dan Dannijo'ya, J Crew'dan Chanel ve Nars'a kadar birçok işbirliği yapmıştı.

Leandra Medine, alıştığımız güzellik kalıpları içinde bir kız değildi. Bunu da biliyordu. Göz altı torbaları ile herkesten önce kendi dalga geçiyordu mesela. Bu doğallık, esprili dil ve kendiyle barışık hal onu zirveye taşıdı. Bir taraftan da sonradan Gucci, Balenciaga veVetements'da gördüğümüz 'ugly fashion' trendinin önünü açtı.

Man Repeller Estetiğinin Sonu

Leandra Medine kapsayıcıydı ve modaydı o dönem için. Ama dedik ya, o dönem için. 2020 yılında 10. senesini kutlayan, artık olgun bir
marka haline gelmiş Man Repeller, sadece moda değil, genç kadınların hayatına değen birçok konuda farklı makalelerin yer aldığı, Medine'den miras dinamik ve sivri bir dilin sürdürüldüğü çok sesli bir medya platformuydu. Fakat 2020 marka için aynı zamanda hızlı bir sonu hazırladı
çünkü garip giyinmek isteyen kızları kapsayan bu yayın anlayışı aslında maddi imkanları yerinde, moda ile dalga geçme lüksüne sahip olan, özgür genç beyaz kadınlara hitap ediyordu. Medine bunun ipuçlarını kitabındaki bazı anılarında veriyordu. Mesela nasıl da bir gün köpek kakasına basıp Jimmy Choo'larını mahvettiğini ya da midesi bulanıp anneannesinin Hermès'inin içine kustuğunu anlatıyordu. Bunlar onun için komik anılardı. Okuyucusu içinse 'ulaşılmak istenen' rahat tavırdı.

Sonra, Black Lives Matter gösterileriyle birlikte Man Repeller'ın içinden ayrımcılık ve mobbing konusunda bazı pis kokular yayılmaya başladı.Ve Leandra Medine Cohen (bu yıllar içinde evlendi ve bir de hakkında çok konuştuğu bebek sahibi olma hikayesi var) markasına zarar vermemek için görevini bıraktı. Man Repeller bir kısım değişimler geçirecek, eleştirilere kulak vererek daha kapsayıcı olacaktı.

Nitekim,söylediklerini Temmuz ayından itibaren yapmaya başladı. İsmini Man Repeller'dan Repeller'a çevirdi. Sitede hiç olmadığı kadar çok Afro-Amerikan, Latino, büyük beden, yaşça kıdemli ve LGBTQ bireyler çevresinde şekillenen konu yer alıyordu. Sezonun en hit ayakkabı tasarımı da, IVF tedavisi ile çocuk edinmek de, Instagram'dan esinlenen yeni dekorasyon önerileri de onların ekseninde anlatılıyordu ve son derece kapsayacı duruyordu. Ama bu sefer de Man Repeller'ı olduğu şey yapan öz kaybolmuştu. Beklenen son daha fazla ertelenemedi ve bir gün ansızın Leandra Medine yayının fişini çektiklerini açıkladı. Site yerinde duracaktı ama bir daha güncellenmeyecekti ve arşiv niteliğinde kalacaktı. Çünkü finansal olarak gemi artık yürümüyordu.Yani site artık reklam veren gözünde çekiciliğini yitirmişti. Kısacası, çok kapsayıcı olmaya çalışırken hiç olmuştu.

Moda Şimdi Emsalsiz Bedenler Arıyor


Man Repeller şüphesiz ilk başta çok davetkar duruyordu, genç kızlığında kıyafeti yüzünden alay edilmiş,'bir değişik' bulunmuş herkesi çevresinde topluyordu ama o da aslında istisnai bir gruba hitap ediyordu. Sonra eklektik tarz bir norm haline geldi, Man Repeller orijinal olma vasfını yitirdi. Kısacası, aslında defakto olarak çok kapsayıcı da oldu bu anlamda ama tutunamadı.

Kasım 2020 sayımızda moda editörümüz Tuğçe Kılınçlı, fotoğrafçı Emre Güven ile beraber harika bir çekime imza attı. Emsalsiz Bedenler isimli editoryal çalışmanın önsözünde eşsiz olmaktan, beden olumlamaktan ve güzellik algısını sorgulamaktan bahsediyordu. Alışılmış kalıpları kıran çekim gerçek anlamda o kapsayıcılık duygusunu veriyordu. Ama düşünmeden edemiyorsunuz: Moda dünyası bunu gerçekten istiyor mu?

BİZE ULAŞIN